14 Ekim 1924: Kemahlı İbrâhim Hakkı'nın vefatı (Mutasavvıf)
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onlar, yaşadıkları döneme maddi manevi anlamda damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, Mutasavvıf Kemahlı İbrâhim Hakkı'i hayırla yâd ediyoruz.
Erzincan’ın Kemah ilçesinin Müşekrek (şimdi Parmakkaya) köyünde doğdu. Hayatı hakkındaki bilgilerin bir kısmı divanının sonunda (s. 82-84) yer alan hal tercümesiyle Şemsü’l-irşâd adlı eserinde (s. 4-5) verdiği bilgilere dayanmaktadır. Künyesindeki Arabî nisbesinden Arap asıllı olduğu anlaşılan İbrâhim Hakkı, öğrenimine Hacı Feyzullah Efendi adlı bir hocanın yanında başladı.
Hocasının Erzincan’a yerleşmesi üzerine kendisi de oraya gitti. Bir süre onun derslerine, ardından İstanbul’dan icâzet alarak dönen oğlu Mustafa Zindî Efendi’nin derslerine devam ederek icâzet aldı. Kitap yazacak seviyede Arapça ve Farsça öğrendi.

Daha sonraki yıllarda birçok defa hacca giden İbrâhim Hakkı Efendi bu yolculukları sırasında Şam ve Mısır ulemâsından ilim tahsil ederek tefsir, hadis ve tasavvuf sahalarında kendini yetiştirdi. Erzincan’da da ikamet etmekle birlikte vaaz etmesi için ramazan aylarında İzmir, Bursa, Sivas ve Trabzon gibi şehirlere davet edildi.
İbrâhim Hakkı, II. Meşrutiyet’in ilânının ardından Erzincan Mevlevîhânesi’nin vakıflara dair işlerini takip etmek için 1910’da İstanbul’a gitti. Aynı yılın eylül ayında bir cuma günü namazdan sonra devrin padişahı Mehmed Reşad ve Şeyhülislâm Mûsâ Kâzım Efendi, devlet ricâli ve ulemânın huzurunda Beşiktaş Sinan Paşa Camii’nde Mesnevî’nin bir beytini şerhetti.
1911 yılının ilk günlerinde yayımladığı Şemsü’l-irşâd li-Sultan Reşâd adlı risâlesi Meşrutiyet idaresi aleyhinde ifadeler ihtiva ettiği gerekçesiyle toplatıldı ve İbrâhim Hakkı’nın 5 Nisan 1911’de Dîvân-ı Harb-i Örfî tarafından müebbeden Kemah’a sürgün edilmesine karar verildi.
14 Ekim 1924’te Erzincan’da vefat eden İbrâhim Hakkı’nın kabri Terzibaba Mezarlığı’ndadır.