Tevhid İlkesi Karşısında Cemaat ve Tarikatler! (3)
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal 'Tevhid İlkesi Karşısında Cemaat ve Tarikatler! (3)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Dini cemaat ve cemiyetler, dışarıdaki günahları, dünyeviliği, şer telkinlerini bertaraf etmesi gereken mesut sığınaklar değil midir? Fakat burada bir menfi tarikat endokrinasyonu (beyin yıkaması), sayesinde İslamın en temel kabulleri, imanın şartları, hoyratça çiğneniyor. Şirk kokan yüceltilmeler kolayca yapılıyor. Mesela gözler haramdan uzak tutulurken, kalplere modern, yeniyetme süpermenler, aliheler yerleşebiliyor!
Resul-ü Ekrem ve İsa efendimiz mütevazi, fakir, açlığa da düçar olmuş bir hayat sürmüşler. Gülen ve Kuriş'in neden odalar dolusu altınları, dövizleri, tapuları, yüzlerce şirketleri, çiftlikleri, bankaları, yarış atları, adaları vs. var? Peygamber efendimiz hiç olmazsa Medinede, ganimet gelirleri ile oldukça zengin ve müreffeh bir hayat sürebilirdi. Medinede refah ciddi oranda yükseldiği halde, kendisini ve ailesini ısrarla refahdan uzak tuttu ve vefatına kadar fakirane hayatı seçti. Payına düşenleri yoksullara dağıttı ve fakir yaşadı. Reslüllahtı ama aynı zamanda devlet başkanı ve ganimetler kazanan muzaffer bir komutandı. Peki sizin sıfatınız nedir? Hangi zaferleri kazandınız, ne zorluk gördünüz? Servetinizin kaynağı nedir?
"İn ecriye illa alalah", "benim ücretim ancak Allah'a aittir." Bu ayet Kur'an'da neredeyse her Peygambere tekrarla söyletilir. Yani bu iman hizmetim dolayısıyla sizden bir karşılık beklemem. Bu tebliğ hizmetim bir ücret doğuracaksa da, bu ahirette ve münhasıran Rabbime aittir. Nebiler, Tevhid ilkesinden hemen sonra bu ayeti söylerler. Ki, tebliğ hizmetini dünya kazancına çevirme istismarı, şüphesi uyanmasın! Tamamen halis (ihlaslı) bir iman hizmeti (Tevhid) olsun. "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere tabi olun!" (Yasin 21) Dünyaları istediniz, topladınız, yığdınız. Ahirete gitmeden cennetleri kurdunuz, ücretleri aldınız, hayırlı işler! Hele ki, en büyük ücret olan devlet iktidarına, (hazinesine) çok kanlı bir darbeyle el koymaya kalktığınız ya! O ne doymaz bir nefis, bitmez bir iştiha öyle!
Kur'an, Sünnet değil; lider, şeyh, hoca efendi müslümanlığı! Bu yapıların vahim temayüllerinden biri de dini yaşarken, Ayet ve Hadisleri değilde "büyüğümüzün" buyruklarını esas almalarıdır. Çünkü o herşeyi bilen ve asla yanılmaz mutlak önderdir. Kur'an ve Sünneti de en iyi o bilir. Zahiri şeriata ve naslara aykırı bir durum olsa dahi, bizim anlayamayacağımız "bir bildiği" muhakkak vardır. Hikmetinden de sual olunmaz! (dikkat!!!) Böylelikle Kur'an, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha 4 ana delili, (edille-i erba) devre dışı bırakılır. Hocamız bize yeter. Sanki onlar canlı Ayet ve Hadis gibidirler! Bu bir anlamda dini, fıkhı, İslami ilimleri yıkmak değil de nedir? CIA ve BND'ye espiyonaj, bizim tanklarla bizim insanları ezme, savaş uçakları ile masumları bombalayarak eritme, her türlü günah, haram, cinayetler ve ihanetler, cemaat mensuplarına böyle yediriliyor. Bu pislikleri yapıyoruz ama niye yapıyoruz? Hocamızın bir bildiği muhakkak vardır! Müslümanlığı "muhterem büyüğümüzün talimatlarına" indirgemek! 4 delil usulünü (metodolojisini) tepetaklak etmek.
Bu makaleler serisinde mezkur yapıların hainlik, katillik, seks kasetleri ve kriminalize haltları değil, genellikle saf-masum tabanın dahi nasıl kandırıldığı ve dinin temel esaslarının devre dışı bırakılması hususuna ağırlık verdiğimizden, İslaminormal davranış sapmalarını inceliyoruz. Bütün tarikat ve cemaatler için geçerli olması gereken kıstas ve hassasiyetleri vurguluyoruz. Daima Kur'an ve Sünnete referans veriyoruz. İyi niyetli tarikat ve cemaat mensuplarını tenzih ediyoruz, etmek istiyoruz!
Antropomorfizm, (insan biçimcilik, müşebbihe, tescim) anlayışı, Tanrı'yı insan gibi veya yücelttiği lideri, büyüğü, Tanrı gibi telakki etme anlayışı demek. Bir çeşit Tanrı-insan veya İnsan-Tanrı. Bu tarih boyunca çok görülmüş psikolojik veya sosyal psikolojik bir sapma, dalalet. Firavun, Nemrut, Şeddad vs. Ancak olmuş bitmiş ve antik çağlarda kalmış bir anlayış da değildir sadece. Evet Allah için, Gülen ve Kuriş'e bunlar atfedilmiş değil çok şükür. Ancak insanlardan bir insan ve kullardan bir kul kabul etmeye de, mensuplarının, hele ki şakşakçılarının gönlü el vermiyor bir türlü.
Çok Yeni bir Almanya Süleymancı vaazında "dünyanın en önemlisi" ve "dünyanın en kıymetlisi", Köln'deki merkezin önünde toplanan kalabalığa buyruk; "şu anda büyüğümüz göklerden sizleri görüyor, onu el sallayarak selamlayın" ve binlercesi buna uyuyor. Kuriş kimdir veya nedir de göklerde ve sizi görüyor! İslamda böyle bir saçmalık olabilir mi? Merhum Süleyman Hilmi Tunahan bunu söylemiş olabilir mi? Haşa! "Kainat imamı"da böyle bir şey!
"Cemaatimizin (tarikatimizin) başına bir şekilde geçmiş abimiz ve büyüğümüz" asla yetmiyor, yetemiyor. Hatasız, kusursuz, yanılmaz fevkalbeşer süpermenler icad ediliyor. insanüstülükle Tevhid hakikati zedeleniyor. Ey cemaatler; en temel vazifeniz, İman hakikatleri ve Tevhidi ve İslamın güzel ahlakını telkin etmek değil de hasar vermek mi? Devam edeceğiz...