• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Yemen ordusu taarruza geçti! Eş zamanlı 1732 operasyon: Son yılların en büyük darbelerinden biri

Yeniakit Publisher
Yücel Kaya Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Yemen ordusu taarruza geçti! Eş zamanlı 1732 operasyon: Son yılların en büyük darbelerinden biri

Yemen’de çatışmalar yeniden şiddetlenirken hükümet güçlerinden dikkat çeken bir açıklama geldi. “Yemen Şafağı” harekâtı kapsamında Husilere ait mevzilere yönelik 1732 hedefleme operasyonu gerçekleştirildiğini duyuran Yemen ordusu, 900’den fazla Husi mensubunun etkisiz hale getirildiğini, 287’den fazla askeri aracın ise imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini açıkladı.

Yemen’de uzun süren görece sakinliğin ardından başlayan geniş çaplı askeri hareketlilik yeni bir aşamaya geçti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid Abdullah en-Nezili, hükümet güçlerinin “Yemen Şafağı” adı verilen harekât kapsamında Husilere karşı yürüttüğü operasyonlara ilişkin dikkat çeken rakamlar paylaştı.

Nezili, kara birliklerinin farklı taarruz eksenlerindeki ilerleyişiyle eş zamanlı olarak Husi mevzilerine yönelik 1732 hedefleme operasyonu gerçekleştirildiğini bildirdi.


SAVAŞ UÇAKLARI, İHA'LAR VE TOPÇU DEVREYE GİRDİ

Yemen ordusunun açıklamasına göre operasyonlarda savaş uçakları, insansız hava araçları, sahra topçusu ve roketatar sistemleri kullanıldı.

Husilere ait tahkim edilmiş mevzilerin yanı sıra komuta-kontrol merkezleri, gözetleme noktaları ve mühimmat depolarının hedef alındığı bildirildi.

Operasyonların yalnızca cephe hatlarıyla sınırlı kalmadığını belirten Nezili, daha geride bulunan ve “yüksek değerli askeri hedef” olarak nitelendirilen noktaların da vurulduğunu kaydetti.


İKMAL HATLARININ KESİLDİĞİ AÇIKLANDI

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü, gerçekleştirilen operasyonların Husi güçlerinin sahadaki hareket kabiliyetini önemli ölçüde etkilediğini öne sürdü.

Nezili, Husilerin ateş kaynaklarının baskı altına alındığını, komuta-kontrol sistemlerinin sekteye uğratıldığını ve cephe hatlarına uzanan ikmal yollarının kesildiğini ifade etti.

ORDU RAKAMLARI AÇIKLADI

Yemen ordusunun paylaştığı bilançoya göre 1732 operasyon sonucunda 900’den fazla Husi mensubu etkisiz hale getirildi.

Açıklamada ayrıca 287’den fazla askeri aracın imha edildiği veya kullanılamaz duruma getirildiği belirtildi.

Söz konusu rakamlar Yemen ordusunun açıklamasına dayanırken, Husilerden bilançoya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Operasyonların hangi bölgelerde ve hangi zaman aralığında gerçekleştirildiğine ilişkin ise ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.

“İLERLEYİŞ SÜRECEK”

Nezili, hükümet güçlerinin Husi savunma hatlarını aşmaya yönelik harekâtını sürdürdüğünü bildirdi.

Askeri operasyonların belirlenen plan çerçevesinde devam edeceğini kaydeden Nezili, kara birliklerinin ilerleyişinin sürdüğünü ifade etti.

5 EKİM'DE DUYURMUŞTU

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Uleymi, 5 Ekim’de devlet televizyonundan yayımlanan mesajında geniş çaplı askeri operasyonların başladığını açıklamıştı.

Uleymi, operasyonların amacının Husilerin kontrolündeki bölgeleri yeniden hükümet güçlerinin denetimine almak ve devlet egemenliğini ülkenin tamamında tesis etmek olduğunu ifade etmişti.

Son açıklanan rakamlar, başlatılan harekâtın ulaştığı boyuta ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.

BABÜLMENDEB HATTINDA KRİTİK MÜCADELE

Yemen’deki çatışmaların geçmişi 2014 yılına uzanıyor.

Husilerin Eylül 2014’te başkent Sana ve bazı vilayetlerde kontrolü ele geçirmesinin ardından ülkedeki iç savaş derinleşmiş, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu ise Mart 2015’te Yemen hükümetine destek amacıyla müdahalede bulunmuştu.

Nisan 2022’de başlayan ateşkesle cephelerde görece sakin bir dönem yaşanırken, temmuz ayında yeniden yoğunlaşan çatışmalar son yılların en geniş çaplı askeri hareketliliklerinden birine dönüştü.

Eylül ayında çatışmaların şiddetlenmesiyle Husilerin Hudeyde ve Taiz hattında ilerlediği, stratejik El-Maha (Moha) kenti dahil bazı bölgelerde kontrol sağladığı ve Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan kritik Babülmendeb Boğazı’na bakan Meyyun Adası’na kadar ulaştığı aktarılmıştı.

Son operasyonlarla birlikte Yemen’deki mücadelenin önümüzdeki günlerde daha da şiddetlenebileceği değerlendiriliyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Yemen’de tırmanan çatışmalar, bölgesel ve küresel vesayet savaşlarının İslam coğrafyasını nasıl bir yıkıma sürüklediğini bir kez daha en çıplak haliyle gözler önüne sermektedir. Yemen ordusunun "Yemen Şafağı" harekâtı kapsamında gerçekleştirdiği kapsamlı operasyonlar, sahada askeri bir başarı gibi görünse de madalyonun diğer yüzü, İslam dünyasının kalbine saplanmış bir terör ve istikrarsızlık hançerini işaret etmektedir. Bugün Yemen’de akan kanın, yıkılan şehirlerin ve bitmek bilmeyen bu kaosun arkasındaki kirli denklemi doğru okumak zorundayız. Yemen’i bir vekalet savaşı laboratuvarına çeviren emperyalist akıl ve onun yerel işbirlikçileri, coğrafyamızın kaynaklarını kuruturken halkları da birbirine kırdırmaktadır. Dünyanın neresinde bir istikrarsızlık, iç savaş veya terör faaliyeti varsa, orada mutlaka Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik parmak izlerine rastlamak tesadüf değildir. Dün sadece İran’ın bölgesel yayılmacılık politikalarına hizmet eden bir piyon olarak kullanılan Husi varlığı, bugün gelinen noktada hem İran’ın hem de küresel hegemon ABD’nin çıkarlarına göre yönlendirilen çok yönlü bir maşaya dönüşmüştür. ABD, bir yandan terörle mücadele maskesi takarken diğer yandan bölgedeki vekil güçlerini gizli veya açık kanallarla besleyerek kaosun ömrünü uzatmaktadır. Çünkü iyi bilinmektedir ki, emperyalizmin sömürü düzenini sürdürebilmesi, İslam coğrafyasının sürekli bir iç çatışma ve istikrarsızlık sarmalında kalmasına bağlıdır. Vekil güçlerin, terör örgütlerinin ve taşeron yapıların cirit attığı bir topgrafta istikrarın kendiliğinden gelmesini beklemek safdilliktir. Bu bataklığı kurutmanın yolu, hamasi kınama mesajlarından ya da batılı güçlerin sahte arabuluculuk hamlelerinden medet ummaktan geçmemektedir. Karşımızdaki bela, sınırları aşan ve tüm bölgeyi tehdit eden kolektif bir yangındır. Eğer bu yangın bugün Yemen’de söndürülemezse, kıvılcımları yarın tüm İslam dünyasını ve komşu devletleri saracak, geri dönülemez bir yıkıma yol açacaktır. Bu tehdit karşısında İslam devletlerinin sessiz ve çekimser kalması, gelecekteki kendi yıkımlarına davetiye çıkarmakla eşdeğerdir. Yapılması gereken acil ve somut hamle, İslam dünyasının ortak bir irade göstererek meşru Yemen yönetimine ve ordusuna hak ettiği topyekûn desteği vermesidir. Bu mücadele yalnızca askeri bir cepheden ibaret değildir; Yemen’e sadece lojistik destek ve modern silah yardımı sağlamak yetmez, aynı zamanda açlıkla ve ambargolarla boğuşan Yemen halkına çok güçlü bir ekonomik destek paketi sunulmalıdır. Terör örgütlerinin zemin bulduğu ekonomik ve sosyal çöküntü ortadan kaldırılmadığı sürece, askeri zaferler kalıcı olamaz. İslam ülkeleri, küresel güçlerin bu coğrafyadaki kirli oyunlarını bozmak istiyorsa, kendi göbek bağlarını kendileri kesmeli ve Yemen’i emperyalizmin insafına bırakmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, kardeşinin evindeki yangını seyredenler, rüzgâr tersine döndüğünde kendi evlerinin kül oluşunu engellemeye güç yetiremezler. Zaman, laf üretme zamanı değil; sahada ekonomik, askeri ve siyasi ittifakla bu belanın kökünü kazıma zamanıdır. Sonuç olarak, Yemen topraklarında yaşananlar sadece yerel bir iktidar mücadelesi değil, İslam dünyasının geleceğini rehin almak isteyen küresel ve bölgesel şer odaklarının topyekûn bir kuşatma hareketidir. Emperyalist güçlerin ve onların taşeronu olan vekil örgütlerin bu coğrafyadaki varlığı sürdükçe, ne Yemen’e ne de Orta Doğu’ya huzur gelecektir. İslam devletleri, kendi sınırlarının güvenliğinin ve halklarının huzurunun Yemen’in istikrarından geçtiğini artık net bir şekilde görmek zorundadır. Bugün Yemen ordusuna ve meşru yönetimine sağlanacak güçlü askeri, lojistik ve ekonomik destek, yalnızca bir kardeşlik vazifesi değil, bölgeyi saracak daha büyük bir yangını önleyecek yegâne stratejik kalkandır. Kendi göbeğini kendisi kesmeyen, emperyalizmin kanlı senaryolarına karşı ortak bir irade ve eylem planı ortaya koyamayan bir İslam coğrafyası, yarın çok daha ağır bedeller ödemek zorunda kalacaktır. Şimdi, tüm ayrılıkları bir kenara bırakıp bu kirli oyunları sahada bozma ve Yemen’in yaralarını sararak bu belayı kökünden kazıma zamanıdır. Selâm duâ ve basiretle...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23