Stockholm Anlaşması aradan geçen iki yıla rağmen Yemen'in sorunlarını çözemedi
BM gözetiminde, Yemen hükümeti ile İran destekli Husiler arasında varılan Stockholm Anlaşması, tarafların karşılıklı yönelttiği suçlamaların gölgesinde altına imza atılan maddeler uygulanamaz halde ikinci yılı geride bıraktı - BM heyeti, anlaşmanın şartlarının yorumlanmasındaki farklılık nedeniyle Hudeyde'deki güçlerinin yeniden konuşlandırılması konusunda sahada ciddi zorluklarla karşı karşıya - Çatışma tarafları, anlaşmada belirlenen 15 bin esir ve tutuklunun tamamını serbest bırakmadı - İnsani durumun ve sağlık krizinin çözülmesini hedefleyen Taiz dosyası konusunda henüz ilerleme kaydedilmedi
ADEN (AA) - ÖMER EL OSMANİ - Yemen'in uluslararası arenada tanınan meşru hükümeti ile İran destekli Husiler arasında imzalanan Stockholm Anlaşması'nda ikinci yıl da geride kalırken, anlaşmanın tarafları arasındaki çatışmalar, Birleşmiş Milletler'in (BM) ateşkes çağrılarına rağmen artarak devam ediyor.
BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, 2 yıl önce Yemenli tarafları İsveç'in başkenti Stockholm'de bir araya getirdi. Ülkedeki krizin çözümü için Husiler ile hükümet yetkilileri arasında 6 Aralık 2018'de başlayan görüşmeler 13 Aralık 2018'de anlaşmayla sona erdi. Yemen hükümeti ile Husiler arasında imzalanan Stockholm Anlaşması; esir değişimi, Hudeyde'de ateşkes, limanlar ve Taiz'in durumuyla ilgili konuları içeriyor.
Stockholm Anlaşması üçüncü yılına girerken anlaşmayı imzalayan tarafların karşılıklı yönelttiği suçlamaların gölgesinde altına imza atılan maddeler uygulanmıyor.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, anlaşmanın 2'nci yıldönümüne işaret ederek Yemen'deki iç savaşa çözüm için taraflara taahhütlerini yerine getirme çağrısı yaptı.
Anlaşma kapsamındaki Hudeyde ilinde sivillerin öldüğü saldırıların yaşandığını hatırlatan BM başkanlığındaki Yeniden Düzenleme Koordinasyon Komitesi (RCC) Başkanı Abhijit Guha da iki tarafa da kentteki çatışmaları durdurma çağrısı yaptı.
- Hudeyde dosyası
BM, Stockholm Anlaşması'nın öne çıkan maddelerinin uygulanması girişiminde, sahadaki durumla yüz yüze geldi.
BM'nin anlaşmanın uygulanması ve tarafların Hudeyde'deki güçlerinin yeniden konuşlandırılması için görevlendirdiği heyet büyük zorluklarla karşılaştı.
Şu ana kadar Hudeyde'de ateşkes sağlanamadı ve anlaşma gereğince tarafların askeri güçlerinin Hudeyde'de yeniden konuşlandırılması konusu çözüme kavuşturulamadı.
Hudeyde'deki üçlü yeniden yerleştirme komitesi, RCC heyeti ile Yemen hükümetine ve Husilere bağlı gözlemcilerden oluşuyor.
Husiler, 14 Mayıs 2019'da, Hudeyde bölgesinin yanı sıra Hudeyde, Salif ve Ras-Issa limanlarından çekilme ve askeri güçlerini yeniden konuşlandırma olan yeniden yerleştirme planının ilk aşamasının sona erdiğini açıkladı. Buna karşı Yemen hükümeti, Husilerin hile yaptığını ve limanlara kendine bağlı başka güçler gönderdiği konusunda ısrar etti.
- "Yerel güçler" meselesi
Bu açıklama, anlaşmada yer alan ve Hudeyde kenti ile limanlarında konuşlanmasının öngörüldüğü "yerel güçler" meselesinin yorumlanmasında günümüze kadar devam edecek olan bir tartışmayı başlattı.
Husiler, Hudeyde ve üç limanda konuşlandırılan kuvvetlerinin anlaşmada değinilen yerel güçler olduğu konusunda ısrar ederken, Yemen hükümeti ise, kastedilenin; Husilerin 2015 yılı başında kontrolü ele geçirmesinden önce kentte bulunan güçler olduğu konusunda ısrarlı.
Anlaşma şartlarının yorumlanmasındaki bu tutarsızlık, kuvvetlerin Hudeyde'den çekilme operasyonunun aksamasına ve anlaşmada en fazla öne çıkan dosyalardan birinin gerçekleştirilmemesine yol açtı.
Stockholm Anlaşması, Hudeyde kentinde kalıcı bir ateşkesi öngörse de çatışmalar kısa sürede patlak verdi.
Son günlerde bölgedeki temas hatlarında çatışmalar tırmandı; çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına neden oldu.
- Esir değişimi dosyası
Anlaşmanın öne çıkan maddelerinden esir takası da yakın zamanda kısmi ilerlemelere rağmen tam anlamıyla başarıya ulaşamadı.
Çatışmanın her iki tarafı da zaman zaman yapılan açıklamalarla anlaşmaya göre, 15 bin esir ve tutuklunun serbest bırakılmasına işaret edilen maddenin "tamamen insani bir mesele olduğuna" işaret ederek uygulanması konusunda ısrar ediyor.
Yemen'deki çatışan taraflar arasında 15 ve 16 Ekim'de, 2014'ten bu yana gerçekleşen en büyük esir değişiminde Yemen hükümeti ve Husiler 1061 esiri serbest bırakıldı.
BM ve Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (ICRC) tarafından desteklenen operasyonda 15 Suudi ve 4 Sudanlı serbest bırakılırken, Stockholm Anlaşması'na uyarak esir ve tutukluların serbest bırakılmasına yönelik uygulamaların devam etmesi için uluslararası çevrelerin çabaları devam ediyor.
BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths'in ofisi, 23 Kasım'daki açıklamasında, Yemen'de esir takası görüşmeleri için düzenlemeler yapıldığını belirtti.
Ancak Yemen hükümeti ve Husiler de birkaç hafta önce yeni bir esir değişimi için müzakere yapılması konusunda ciddiyetsizlik gösterdiği gerekçesiyle karşılıklı suçlamalarda bulundu.
- Taiz dosyası
Stockholm görüşmelerinde Yemenli iki tarafın anlaştığı diğer konu da Taiz insani yardım dosyasıydı.
Anlaşmayla, Husi militanlarının 2015 son aylarından bu yana ana çıkışlarını kapattığı ve halkını ablukaya aldığı Taiz ilinin aynı isimli merkezi Taiz kentinde kötüleşen insani durumun ve sağlık krizinin çözülmesi hedefleniyor.
İnsan hakları kuruluşlarının ve hükümetin raporlarına göre, Husiler, meşru hükümetin kontrolü altındaki Taiz kentine düzenlediği füze saldırılarıyla onlarca sivilin ölümüne ve yaralanmasına sebep olmakla suçlanıyor.
Anlaşmaya göre BM gözetiminde, hükümetten ve husilerden temsilcilerin yer aldığı bir komisyon kurulacaktı ancak yapılmadı.
BM Özel Temsilcisi Griffiths ilerleme katedilememesi sebebiyle üzüntülerini dile getirdi.
Griffiths,Taiz kentindeki sivil toplum kuruluşları üyeleriyle geçen hafta video konferans üzerinden yapılan toplantıda, Taiz kentindeki insani durumun kötüleşmesinden duyduğu üzüntüyü ifade etti.
Kentte git gide kötüleşen insani duruma tepki gösteren Griffiths, bunun yolların hala kapalı olması, askeri faaliyetlerin devam etmesi ve güvenlikten yoksun olmasından kaynaklandığını aktardı.
Taiz kenti sıklıkla sağlık krizi ve insani durumun iyileştirilmesi ve ablukanın kaldırılması için düzenlenen gösterilere tanık oluyor.
- Hükümetin anlaşmadan çekilmesine ilişkin talepler
Stockholm Anlaşması'nın uygulanmasında yaşanan büyük problemler karşısında, Yemen halkının ve resmi makamların hükümetin anlaşmadan çekilmesine ilişkin talepleri geçtiğimiz aylarda arttı.
Husiler, anlaşma şartlarını uygulayan hükümet güçlerinin sahadaki ilerleyişini durdurmasını fırsat bilerek pek çok cephede ilerleme kaydetmekle suçlanıyor.
Yemen Meclis Başkanı Sultan el-Burkani ve Dışişleri Bakanı Muhammed el-Hadrami yaptıkları açıklamalarda, Yemen yönetiminin, Stockholm Anlaşması'ndan çekilmesi konusunda halk baskısıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Hükümet yetkilileri, Husilerin sahada uygulamamaya yanaşmaması gerekçesiyle Stockholm Anlaşması'nın artık ciddiyetini kaybettiğini belirtirken, Husiler de hükümeti anlaşmayı uygulama konusunda ciddi olmamakla suçlamaya devam ediyor.
- Yemen'deki iç savaş
Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de, İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husiler'e karşı Yemen hükümetine destek veriyor.
BM'ye göre, dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı Yemen'de, nüfusun yüzde 80'i insani yardım ve korumaya ihtiyaç duyuyor.
"Save the Children" adlı yardım kuruluşuna göre, ablukaların neden olduğu kıtlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 85 binden fazla çocuk hayatını kaybetti.
BM verilerine göre, savaş, yetersiz beslenme ve kolera gibi hastalıklar yüzünden ülkede yaklaşık 230 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor.