Siyonist terör devleti İsrail’in adına çalışan Epstein’ın dosyalarının açıklanmasıyla, dünyanın önde gelen ülkelerin liderlerinin ve bazı kraliyet mensuplarının işledikleri rezaletler dünyayı derinden sarsarken; siyonist çetenin ülkeleri kontrol etmek için kullandığı kirli ağı da ortaya koydu.
MUHAMMET KUTLU ANKARA
Siyonist terör devleti İsrail’in, ABD’yi İran’a yönelik savaş başlatma konusunda baskılarını artırdığı bir dönemde, ABD Adalet Bakanlığınca 3 milyon yeni belgenin açılması, dünya çapında yeni bir skandala yol açtı. Dünyanın önde gelen ülkelerini yöneten liderlerinin ve bazı kraliyet mensuplarının siyonist şantaj fabrikatörü Epstein’ın günah adalarında işledikleri rezaletlerin ifşa edilmesi dünyayı derinden sarsarken, uzmanlar bu belgelerin ortaya saçılmasının, amaca giden yolda her şeyi mübah gören siyonist çetenin ülkeleri kontrol etmek için kullandığı kirli ağından kurtulma çabası ya da kirli pazarlıkların devam ettiğine işaret ettiğini vurguladılar.
İNSANLIK BU KARANLIK YAPIYLA YÜZLEŞMEK ZORUNDADIR!
Epstein skandalına ilişkin yeni dalgayı Akit’e yorumlayan TBMM İdare Amiri, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, “Tek kelimeyle iğrenç… İnsanın bu çağdan, etiyle kemiğiyle utandığı bir dönemin içindeyiz. Siyonist zihniyet, kendi sapkın ve kirli hedeflerine ulaşmak için hiçbir sınır tanımamaktadır. Ortaya saçılan belge ve bilgiler bir arınma iradesinin değil, gecikmiş ve zorunlu bir hesaplaşmanın sonucudur. Küresel kötülük, ne kadar güçlü görünürse görünsün, sürdürülebilir değildir. Zulüm üzerine kurulan düzenler er ya da geç çöker; bugün yaşananlar da bu çöküşün ilk işaretleridir. İnsanım diyen hiç kimse bu ifşalar karşısında sessiz kalamaz. Adı geçen liderlerin, medya patronlarının ve sermaye çevrelerinin hâlâ yargı önüne çıkarılmamış olması, hakikati değiştirmemekte; yalnızca suçun büyüklüğünü gözler önüne sermektedir. Bugün işgalci siyonist aklın, bu kirli ilişkileri ve dosyaları kullanarak ABD liderliğini İran’ın üzerine sürme çabası; kötülüğün ulaştığı en tehlikeli aşamadır. Siyonizm; savaşı yöntem, kaosu araç, insanlığı ise hedef alan organize bir tehdittir. Artık gerçek açıktır: İnsanlık bu karanlık yapıyla yüzleşmek zorundadır. Aksi hâlde tarih, susanları da bu suçun ortağı olarak yazacaktır” ifadelerini kullandı.
KİŞİSEL ZAAFLAR BİRER STRATEJİK ENSTRÜMANA DÖNÜŞMÜŞTÜR
Konuya ilişkin Akit’e değerlendirmede bulunan Terör ve Güvenlik Uzmanı Salih Aydemir de şunları söyledi: “Kamuoyuna yansıyanlar buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Asıl soru şudur, bu günah ağının arkasındaki aktörler kimdir ve kim adına hareket etmektedirler? İnsan nefsinin sınırı tanımaz. Yeme, içme ve uyuma kadar, üreme ve cinsellik de insanın doğal ihtiyaçları arasındadır. Bozulmamış tüm dinler bu alanı belli ahlaki ve hukuki sınırlar içerisinde düzenlemiştir. Ancak bir toplum vardır ki kendilerine Hazreti Musa aracılığıyla gönderilen Tevrat’ı tahrif etmiş Mişna öğretileriyle dini kendi yorumlarına göre yeniden şekillendirmiştir. Bu bağlamda bilinmesi gereken, Talmud Hoşen Mişpat 156-5 Hagag’da yer alan şu ifadedir: ‘Yahudi olmayanın malı, mülkü sahipsiz sayılır. Ona herkesten önce el koyan Yahudi, sahibi olur.’ Bu dünya görüşünden hareketle Jeffrey Epstein’ı ‘sahipsiz bir mal’ olarak gören MOSSAD ona el koymuştur. El koyulan yalnızca Epstein’ın kendisi değil elindeki bilgi, belge ve görüntülerdir. Bu perspektiften bakıldığında, Jeffrey Epstein’ın yalnızca bireysel bir suç figürü değil daha geniş bir yapının operasyonel aparatı olduğu görülmektedir. Jeffrey Epstein kayıtları Siyonist İsrail’in istihbarat örgütü Mossad ile paylaşmıştır. Kendisine dünya çapında bir ağın önünü açan Mossad ajanları ‘kazan kazan’ mantığıyla dünyanın üst düzey insanlarının sapkınlıklarına dair bilgileri istihbarat formatında toplamış elde edilen enformasyonu (ham veriyi) analiz ederek istihbarata hazır hâlde arşivlerine koymuştur. Belgelerin zamanlaması ABD’nin İran’a yönelik askeri ve siyasi baskılarını artırdığı bir döneme denk gelmektedir. Bu durum istihbarat savaşlarının yalnızca sahada değil dosyalar ve ifşalar üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Donald Trump başta olmak üzere birçok ismin dosyalarda geçmesi buzdağının görünen kısmıdır. Asıl önemli olan henüz açığa çıkmamış olan bağlantılar arka plan ilişkileri ve bu ağın hangi merkezler tarafından yönlendirildiğidir. Peki buzdağının görünmeyen kısmında neler vardır? Küçük bir örnek vermek gerekirse CIA bağlantılı ‘işkence uçağı’ iddiaları bu sürecin yalnızca bir parçasıdır. Bu hamleyle anlaşılması gereken şudur; İran’la savaşa soğuk bakan CIA’yı köşeye sıkıştırma girişimi söz konusudur. Skandalın İngiltere ve Avrupa ayağı dahi başlı başına ayrı bir inceleme konusudur. Özetle Titanik buzdağına çarpmıştır. Ancak bu kez batan, gemi değil, buzdağının arkasına saklanan günahkârlar ve onları yöneten yapılardır.”