Siyonist İsrail ile Hizbullah gerginliğini değerlendiren uzmanlar: İsrail Hizbullah geriliminde Türkiye temkinli olmalı

Filistin’de terör estirmeye devam eden Siyonist İsrail, bölgede yıktığı evlerin ardından camilere de saldırmaya başlarken, bir taraftan da Lübnan-İsrail arasında yaşanan gerginlik tırmanıyor. İsrail ile Lübnan merkezli Hizbullah arasında süren gerginliği değerlendiren uzmanlar, “İsrail’i yöneten mevcut hükümet değildir. İsrail’i Genelkurmay Başkanlığı ile İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü (MOSSAD) yönetmektedir. İsrail ile Hizbullah arasındaki artan gerilim, bölgesel düzeydeki kamplaşmaların bir parçasıdır ve Türkiye gelişmeler karşısında temkinli olmalıdır.” dedi.

04 Eylül 2019 Çarşamba 15:51
Siyonist İsrail ile Hizbullah gerginliğini değerlendiren uzmanlar: İsrail Hizbullah geriliminde Türkiye temkinli olmalı

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Hizbullah, geçtiğimiz pazar günü vurduğu Siyonist İsrail askeri aracının görüntülerini yayınlamış ve ardından bölgede gerginlik daha daha artmıştı. Uzmanlar, İsrail-Hizbullah geriliminin arka planına ilişkin Ankara Kriz ve Siyaset Merkezi’ne (ANKASAM) dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

“İsrail, ABD ve Rusya’nın desteğini alarak operasyonlar yapmaktadır.”

Siyonist İsrail’in Irak’a düzenlediği hava operasyonlarını hatırlatan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alemdar Yalçın, “İsrail, söz konusu operasyonları gerçekleştirirken hem Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) hem de Rusya’yı bilgilendirmekte ve onların iznini almaktadır. Bu enformasyon paylaşımı çerçevesinde İsrail Ordusu, İran’ın kontrolünde bulunan gruplara ait cephanelikleri ve kampları bombalamaktadır. Bunu yaparken de hava kuvvetlerinde bulunan son derece gelişmiş dronları kullanmaktadır. Hizbullah’a karşı düzenlenen saldırılarda da söz konusu silahlar kullanılmıştır. İsrail, Suriye’nin güneyinde ve Irak’ın güneybatısında yer alan İran destekli grupların kendi ulusal çıkarları için tehdit oluşturduğunu düşünmektedir. Çünkü bölgede başta Hizbullah olmak üzere, çeşitli Şii milis gruplar bulunmaktadır. Tel Aviv, bu grupları düşman olarak görmektedir. Dolayısıyla İsrail, İran faktörüne rağmen arkasına ABD ve Rusya’nın desteğini alarak operasyonlar yapmaktadır.” yorumunda bulundu.

“İsrail’i MOSSAD yönetiyor”

Türkiye’nin Moskova ve Washington’daki diplomatların dikkatli olmaları konusunda uyaran Prof. Dr. Alemdar Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çünkü bölgedeki gelişmeler, Suriye’nin kuzeyine; yani Türkiye’nin güvenli bölge olarak ilan etmek istediği alana yansıyabilir. Eğer böyle bir şey yaşanırsa, Türkiye büyük bir tehditle karşı karşıya kalabilir. Zira İsrail, ABD ve Rusya’yı kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebileceğini göstermiştir. İsrail, seçim arifesindedir; fakat bu durum, onlar için pek bir şey ifade etmemektedir. Çünkü İsrail’i yöneten mevcut hükümet değildir. İsrail’i Genelkurmay Başkanlığı ile İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü (MOSSAD) yönetmektedir. Bu iki oluşum, ülkenin ulusal çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapmaktadır. Başbakan da onlara uymaktadır. Dolayısıyla gerilimin artacağı öngörülebilir.”

“İsrail, Hizbullah üzerinden İran’ı hedef alıyor”

2006 yılından sonra İsrail ile Hizbullah arasında herhangi bir sıcak temasın yaşanmadığını hatırlatan ANKASAM Kriz Yönetimi Danışmanı Dr. Fatma Anıl Öztop, “Söz konusu bölgede, 13 yıl boyunca donmuş bir çatışma alanı bulunmaktaydı. Ancak son günlerde, her ne kadar İsrail tarafından üstlenilmese de tansiyonu yükselten bazı gelişmeler yaşandı. Buna rağmen 2006 yılında yaşanan savaş gibi bir çatışmanın olacağını söylemek için oldukça erken; lakin çatışmaların şiddetinin artacağını tahmin etmek mümkündür. Söz konusu gelişmeler, bölgede vekâlet savaşı olarak nitelendirilebilir. Yani İsrail’in hamlelerinin Hizbullah’ın çok daha ötesinde İran’ı hedef aldığı iddia edilebilir. Zira İsrail, İran’ın bölgedeki etkinliğini ve nüfuz alanını kırmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla daha önceleri Suriye ya da Irak üzerinden gerçekleşen hamleler, bu kez Lübnan Hizbullahı üzerinden yapılmaktadır. Kısacası yaşananların özü, İran’ın sahadaki etkinliğinin kırılmasıdır.” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin gelişmeler karşısında temkinli davranması gerekir”

Bölgede yaşanan gelişmelerin Türkiye’yi etkilediğini ve Türkiye’nin de temkinli davranması gerektiğine dikkat çeken Dr. Fatma Anıl Öztop, şunları söyledi:

“Ankara, Suriye konusundaki kararlı duruşunu sürdürmektedir. Ancak İran’ı sınırlandırmak isteyen devletler, Türkiye’nin de bölgede etkili bir aktör olmasını istememektedir. Nitekim Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak güvenli bölgenin derinliği konusunda ABD’nin yaptığı baskılar da bu durumu doğrulamaktadır. Bir başka deyişle Ankara’nın Suriye’de Moskova ve Tahran’la birlikte hareket etmesi, Washington’da rahatsızlığa neden olmaktadır. Zira İsrail’in aleyhine olacak bir yapılanmanın içinde Türkiye’nin yer alması, ABD’yi endişelendirmektedir. Çünkü bölgedeki etkinliği artan bir Türkiye’nin İsrail istemeyeceği açıktır. Bunun Suriye’ye yansıması ise Golan Tepeleri’yle sınırlı kalmayacaktır. Bu yüzden de İsrail sahadaki etkinliğini genişletmeye çalışacaktır.”

“Hizbullah, bir realite olduğunu ispatladı”

Siyonist İsrail ile Hizbullah gerginliğini değerlendiren Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ceyhan Çiçekçi, İsrail-Hizbullah hattında yükselen tansiyonun bölgesel siyasetin bir uzantısı olarak değerlendirerek “Lübnan’ın güneyinde kurulduğu yıllardan bu yana Hizbullah’ın misyonu, İsrail’in dengelenmesiydi. Bu vesileyle İran, İsrail’i kuzeyden tehdit edebilmektedir. Kısacası Hizbullah aracılığıyla İran, dolaylı bir ‘yıpratma savaşını’ İsrail’e dayatabiliyor. Hatırlanacağı üzere 2000 yılında Güney Lübnan’dan çekilen İsrail, 2006 yılının yaz aylarında Hizbullah’a karşı kapsamlı bir operasyon başlatmıştı. Özellikle hava bombardımanlarının etkili olduğu bu savaş, 2004-2005 yıllarındaki süreçte Eski Başbakan Refik Hariri’ye yapılan bombalı suikasta ve akabinde Suriye’nin Lübnan’dan fiilen çekilmesine dayanıyordu. İsrail, İran’ın etkisinin sınırlandırılması ve Hizbullah’ın sahip olduğu silah stoklarının minimize edilmesi gibi amaçlarla girdiği bu mücadelede başarısız oldu. Hizbullah, bir realite olduğunu ispatladı. Bahsi geçen savaşla, bölgede stratejik bir denge tesis edildi. Bu denge bağlamında İsrail de Hizbullah da uzun yıllar boyunca gerilimin yeniden tırmanmasına müsaade etmedi.” şeklinde konuştu.

“Hizbullah, bugün çok daha fazlasını yapabilecek kapasitede”

Özellikle Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah’ın “çatışmaların yeterli olduğu” anlamına gelen açıklamaların önemli olduğuna dikkat çeken Ceyhan Çiçekçi, şöyle konuştu:

“Çünkü taraflar arasındaki dengenin bozulması, 2006 yılındaki gibi büyük bir krize sebep olabilir. Bu nedenle iki oluşum da göreceli maliyetleri hesap ederek yeni bir savaşa taraf olmamayı tercih etmektedir. Üstelik Hizbullah’ın Suriye İç Savaşı boyunca edindiği yeni silahlar ve tecrübeler, İsrail’in karşısında otonom bir ordu olarak konuşlanmasını beraberinde getirmiştir. 2006 yılında bile İsrail’in kuzey kentlerini vurabilmiş olan Hizbullah, bugün çok daha fazlasını yapabilecek kapasitededir.”

“İsrail ile Hizbullah arasındaki artan gerilim, bölgesel düzeydeki kamplaşmaların bir parçasıdır”

İran’ın Hizbullah üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ceyhan Çiçekçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İran’ın bölgesel nüfuzunu önemli ölçüde arttırdığı günümüzde Hizbullah, bir “vekil” aktör olarak İsrail ve Körfez monarşileri nezdinde öncelikle hamle yapılması gereken unsur olarak telakki edilmektedir. Bir başka deyişle Hizbullah, İran’ın Lübnan’daki taşeronu olarak algılandığı için İran’a yönelik hamlelerin hedefi olmaktadır. Dolayısıyla İsrail ile Hizbullah arasındaki sınır çatışmaları ve artan gerilim, bölgesel düzeydeki kamplaşmaların bir parçasıdır.”

“İsrail kendini güvende hissetmiyor”

İsrail’in kendini güvende hissetmediğini söyleyen Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, “ABD, İsrail’in kendini güvende hissetmemesinden dolayı bu ülkeyi desteklemektedir. ABD için İsrail bir yana; diğer herkes bir yanadır. Amerikan dış politikası, İsrail’in güvenliğinin sağlanması hassasiyeti üzerinden şekillenmektedir. İsrail’in en büyük sıkıntısı ise İran’dır. İran’ın yeni füzeler ürettiği bilinmektedir. Söz konusu füzeler, İsrail’i vurabilecek kapasitededir. Dolayısıyla Tel Aviv’in endişeleri her geçen gün daha da artmaktadır. İran’ın Suriye’deki nüfuzu da İsrail’i kaygılandırmaktadır. Hizbullah da İran tarafından oluşturulmuş ve bölgedeki varlığını her geçen gün artıran bir oluşumdur.” şeklinde konuştu.

“Son yıllarda İsrail ile Hizbullah arasında büyük saldırılar yaşanıyor”

İsrail Ordusu’nun bugüne kadar üstünlük sağlayamadığı tek gücün Hizbullah olduğuna dikkat çeken Uluç Özülker, sözlerini şöyle tamamladı:

“ABD’nin İran’a yönelik baskısına paralel olarak İran’ın da İsrail’e saldırabileceği düşünülmektedir. İsrail Başbakanı Binyamin Natanyahu da bunu net bir şekilde ifade etmiştir. İsrail, bu kışkırtmalara karşılık vermek amacıyla Suriye’deki İran destekli grupları bombalamaktadır. Son yıllarda İsrail ile Hizbullah arasında büyük saldırılar yaşanmamakta; sadece küçük çapta çatışmalar meydana gelmekteydi. Çünkü taraflar arasındaki hesaplaşma, Suriye üzerinden gerçekleşmekteydi. Ancak İran’ın Hizbullah’a verdiği füzeler ve tanksavar silahlar, İsrail’in Hizbullah’a yenildiği dönemle kıyaslandığında, Hizbullah’ın en az 10 kat güçlendiğini göstermektedir. Kendisinin mahkemeye intikal etmiş çok ciddi bir dava konusu bulunmaktadır. Yakın dönemde yapılacak seçimlerde başarı kazansa bile, uzun vadede iktidarda kalıp kalamayacağı tartışmalıdır. Ancak Netanyahu, İsrail güvenliği adı altında ABD’nin desteğine güvenerek olumsuz hamleler yapmaya devam etmektedir. Hizbullah’ın yaptığı da seçim arifesinde İsrail Başbakanı’nı kışkırtmaktır. Çünkü Netanyahu’nun seçim arifesinde Hizbullah’a saldırmayı düşünmesi, kendi açısından bir çılgınlık olurdu.”

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 04 Eylül 2019 Çarşamba 15:51

YORUM YAZ

  • KafkasKafkas1 ay önce
    Bunlar Türkiyenin Fırat Kalkanı ve Afrin harekatına karşı yapılıyor. Türkiye harekat yapıp Fırat'ın batısında terör koridorunu bozduğu için İsrail Suriye ile ilgili asıl planını bu şekilde erken deşifre etmek zorunda kaldı. İsrail Lübnan'ı işgal ettikten sonra Fırat'ın batısına ulaşacak. Türkiye ile arasında sadece Tartus ve Lazkiye şehirleri kalacak. Tartus'da Rus üssünün kalmasına izin verilerek, oradan gelecek bir yapay terör saldırılarını mazeret göstererek İsrail Lazkiye ve Tartıs'u da işgal eder. İsrail Hatay'ın güneyinde sınır komşumuz olur. Sonra sırada İdlib, Afrin ve Fırat kalkanı hareket bölgesi var. İsrailin amacı yapay terör saldırıları mazareti ile terör koridorunu tekrar açmak ve önce Suriyenin kuzeyinde bir pkk terör devleti kurmak. Pkk zaten İsraile bağlı bir örgüt. Yani orada aslında İsrail terör devleti olacak. Sonra güneydoğuda pkk sorunlar çıkaracak ve israille birlikte güneydoğu ve doğu Anadolu bölgemiz. Büyük Orta Doğu (yani Büyük İsrail Projesi kapsamında Türkiyeden koparılacak. Kendisini hatırlarsınız, bu projenin eş başkanı bu işe ne der ve daha önemlisi ne yapar göreceğiz.
  • Abdullah MuratAbdullah Murat1 ay önce
    israil gerek mosad gerekse masonik gizli yapılanmalarıyla abd ve diğer ülkelerin devletlerine sızmakta oraları ya boyundurukları altına lamakta yada oralarda bozgunlar çıkarmakta hristiyanlar ise buna alet olmakta yahudiler safi bir ırka inandıkları halde trumpta olduğu gibi nasıl çıkar evlilikleri yapmakta Esasen düşman Kuran ile tanımlanmalıdır. Hrsitiyanlarda yahudilerde ve diğer küfredenlerde düşmandır ve cihad bunun için vardır Şeytan ve dostlerıyla savaşmak için vardır Kuranda bu gizli düşmanları Allah bildirmekte ve bundan korunmanın yolu Allahın tehdidini dikkate almak yalnızca ondan korkmak ve Allaha itaat etmek olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü onlara korku salacak olanın kendi olduğunu açıkça bildirmektedir Zafer onun insanlar arasında döndürdüğü birşeydir Önemli olan doğru bir yolda savaşmaktır Yanlış savaş dinden çıkarır Dünyada 2 güç vardır İnananlar Allah yolunda savşırlar Allahın savaş kuralları vardır Sınırları vardır ve bu savaşın bir gayesi vardır Dini islamı yani gerçek adaleti Allahın hükümlerini hakim kılmak iftirayı zulmü sonlandırmak bu sınırlar ve kurallar görmezden gelinirse diskalifiye oluur ve bu mücadele tağut yolunda mücadele olur yani Allahın gadap ettikleri uğrunda buda sadece ziyanı arttırır yani cehennemdeki azaba vesile olur. Kafirler ise Allahın gadap ettikleri uğrunda savaşırlar onlar şeytanın dostlarıdır ve düşmandırlar. Bu dostu düşmanı bilmek gerekli tavrı sergilemek islamın gerekliliğidir. İmtihanın ve dünyay iniş sebebinin ilahi düşmanlığın. Kafirleri dost edinenler onlardandır hükmü vardır. Yanlış müttefiklik ve müslümanlarla savaşgibi sınırların ihlali diskalifiye olmaya sebep olur. İslam bir bütün olmayı gerekli kılar. ve Allah böyle bir bütünlük içinde kendi yolunda (Allahın hükümlerini hakim kılmak için) savaşanları sevdiğini ve onlara büyük derece ve mükafatlar vereceğini kuran ile bildirmektedir Lakin bu ülkede Allahın hükümleri hakim değildirki Gerçek sancak bayrak Allahınhükümlerinin hakim kılınmışlığıdır. Devleti Aliyyenin son dönemlerinde yahudi masonlar ve onlara katılan ve mason olan hainler Allahın ayetlerini satmışlar hristiyan Almanya ile müttefikliği belkide bir hile olarak savunmuşlardır yada şeytanın çağrısına uyup Allahın büyük suçlarını işleişlerdir Çünkü haristiyan yahudileri dost edinenler onlardandır hükmü vardır. Adaleti ve tüm devleti laiklik yüzçeviriş dinsizlik üzerine kurmuşlardır Laiklik din özgürlüğü değildir kendi helal haram ve farzları vardır bunlara boyun eğdirir Bu açıkça küfürdür ve bu boyun eğme küfürdür ve bu modern haham ve papazlara boyun eğmek onları rab edinmek olabileceğinden şirke sebep olabilir Bu işte dünyadaki en büyük suç kabul edilmiştir. Önce kendini kurtar ve Allahın hükümlerini hakim kıl sonra hem bu adaleti korumak hemde bu adaleti yaymak için şeytan ve dostlarıyla onları müttefik edinmeden savaş Allah yolunda savaş bu olacağından mücadelen boşa gitmeyecek ölsende zaferide alsan bir önem arz etmeyecektir Çünkü önemli olan doğru bir yolda olmaktır Küfreder dinden çıkarsan çabaların boşa gider elinde doğruyu gösteren kitap olduğu için pişmanlığın büyük olur. ve ebedi saadetini kaybetmene sebep olur.
  • gfghjkgfghjk1 ay önce
    uzmanlarımız israilin kendisini güvende düşünmüyor diyeceğine iranın güvenliğini niye düşünmüyorlar eğer bugün hizbullah 200.000 füze roketiyle israil sınırında olmasa çoktan büyük israil yahudi projesi kuzey afrika yahudi projesi devleti ve sonolarak allah nasip etmesin güneydoğu asya yahudi projesi devletini israil abd nato rusya kalleşleri çoktan kurarlardı bu sadece yahudi devletlerini ve bu yüzden tüm ülkeler işgal olacaktı niye hiçbir gerçek siyasetçimin hizbullahın bu dengeleyici rolünü düşünmüyor birde tarihe bakıp israilin bu bölgeye girişine ve bu bölgede devlet kuramamasına engel olamayanlara hesap sormak lazımtarihten niye iranın etrafı abd nato üsleriyle çevrilmiş durumda bunu niye kimse söylemiyor üstelik ortadoğunun tamamında irana karşı nükleer silahlar var daha nasıl israilin güvenliği yok yere girsin işgalci israilin güvenliği niye bu kadar önemlimüslüman ülkelerin güvenliği ne olacak nerde inceyse orda kopsun israil hem kendisi nükleer silah iklim deprem meterolojik silahlar her türlü afet silahı üretiyor hemde abdnin israilde iki tane askeri üssü var israilde nükleer bombaları var abdye ait daha nasıl israilin güvenliği yok yere girsin işgalci domuz israilin güvenliği diğer ülkelerin güvenliği ne olacak israilin güvenliği lafı palavradır amaç hizbullah tehdit değil hizbullahı nası yok ederizde bu büyük yahudi projeleri devletlerini gerçekleştiririz esas amaç budur abdnin kuzey suriyede terör devletini kurmak isteyip yahudileri oraya yerleştirmesinin amacı budur biz geniş açıdan bakmıyorsak hiçbirşeyin anlamı yok ben esas 20.000 türk kökenlinin israilde daimi yaşamasını hazmedemiyorum nasıl şimdi iran niye kendi güvenliğini bütün islam ülkelerini yok eden israile karşı yılanın başı israile karşı güvenliğini artırmasın çünkü neden hizbullah bugün lübnanda olmasın füzeleriyle roketleriyle kesinlikle lübnan işgal olmuştu suriye ırak zaten gitti kaldı allah muhafaza ırak türkiye bunlarıda bitirirlerse allah muhafaza iki büyük yahudi projesi devletleri enerji kaynakları hepsi ele geçti üçüncü ayak olarakda iki kardeş ülkeyi keşmir ve terör örgütleri üzerinden kışkırt birbirine kore kardeşleri gibi düşür biri ha işte al sana üç büyük yahudi projesi devleti gerçekleşti abd rusya nato güdümünde israilin hedefleri bu biz bunu anlamıyoruz olaylara çok dıştan bakıp israilin güvenliği diyoruz böyle birşey yokya iranı etkileyen birşey bizi etkilememesini düşünmek asla kabul edilemez bizim yapacağımız hizbullaha irana her türlü desteğimizi esirgememek destek olmaktır natodan post kalkan gavurdan dost olmaz heleki abd kendi komşu ülkelere bile düşmanken gerisi abd ile iyi olacağımızı düşünmek kesinlikle saflıktır kendini aldatmaktır abd yönetiminde kim gelirse gelsin bu evanjelist protestan yahudi musevi katolikler daha nicesi abd lobileri hangi kukla abd yönetimini kağıt üzerinde seçimle getirirse getirsin amaç projeler bellidir asla bunlardan vazgeçmezler duraksamaya arada engeller olsada asla bu yahudi projeleri devletinden vazgeçmezler eğer biz her yorumuzda bunların farkında olmadan sadece bu israille hizbullah arasında bir olaydır diye bakarsak asla uyanık olamayız oyunlara karşı o yüzden son olarak bu sayısız lobiler abdde olduğu sayıları en az 150 milyonun üzerinde olduğundan dolayı asla abd ne kendi komşu ülkelere yar olur nede 15000km uzaktan bize esas dost olur abd nato bölgede olmasının sebelerinden biride işte bu yahudilerin ve diğer dini grupların saçma inanışlarla kendilerini kandırıp bizi üs gibi kullanarak bu yahudi projeleri devletlerini gerçekleştirmek esas birinci sebeb budur abdnin bölgede olmasının sebebi çünkü abdnin tarihide 13 koloniden oluşan ingiliz ispanyol fransız ve daha nice sömürücülerin mirasıdıro yüzden bu lobilerin hiçbiri abdde olmadığını farz edin yine abd soykırımcı sömürücü katliamlarına devam edecektir çünkü abdnin kuruluş felsefesi kendiside öyle mücadele verdiği için abd kendiside gizli tüm dünyaya savaş açmıştır biz bundan habersizik o yüzden tüm islam ülkeleriniişgal ediyor zalimce
  • 02yazıyor02yazıyor1 ay önce
    Temkinli davranın Habere bak. İsrail Türkiyeden korkmuyorki. Hizbullah kadar olamadık. 2006 da 50 ye yakın İsrail askeri öldürdüler. İsrail askerleri öldürülünce suriye planı devreye girdi. Bizimkilerde sandı Suriyeyi bölüp bize verecekler. Büyük İsrailin topraklarını boşalttılar. Hizbullahın öldürdüğü askerlerin bedelini Suriyeye kestiler. Suriyeyi bölüp Hizbullahı etkisiz hale getirip. Ayrıca Türkiyeyi de Suriyeyle birbirine düşürüp İsralin güvenliğini sağladılar.Ama Türkiye hala İsrail ile Ticaret yapıyor. Ey İsrail diyenler İsraile bıçak bile çekemedi.

Günün Özeti

Günün Karikatürü

15 Ekim 2019