• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Sezer2: Ekmeleddin

24 Haziran 2014
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Önce Kemal bey belirledi (daha doğrusu öyle göründü) Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını..

Yarım saatlik görüşmede, MHP de “Çok güzel olmuş” deyip hemen kabul etti.

O gün bugündür; Ekmeleddin beyi tanımaya çalışıyoruz.

Kemal bey de öyle demiyor muydu: “‘Ekmeleddin Bey’i tanıdıkça, ne kadar değerli bir bilim insanı olduğunu, ne kadar donanımlı ve kıymetli bir insan olduğunu zamanla görecek, tanıyacak, bilecek herkes.”

Cümlelerin kurulumu.. Kelimelerin seçimi.. Bilinçaltındaki gerçekleri deşifre eder..

Kemal bey de..

Aslında Ekmeleddin beyi kendisinin de tanımadığını, süreç içinde tanımaya çalışacağını, bu cümle ile itiraf etmiş oluyordu.

Kemal bey böylece, cumhurbaşkanı adayını partisinin belirlemediğini, kendilerine dikte edildiğini, farkında olmadan açıklamış oldu.

Haydi bakalım iyi tanışmalar..

Şunun şurasında 2 aydan kısa bir zaman var.. 2 ayda, Ekmeleddin beyi  ne kadar tanıyacağız, bekleyip, göreceğiz. 

“Tanıdıkça seveceğimiz” bir aday yerine..

Daha önce tanıdığımız ve sevdiğimiz bir aday belirlenemez miydi?

Kamuoyunun huzurunda olan bir aday..

Tabii ki belirlenebilirdi..

Bakın AK Parti’ye..

Adayını, hem daha önceden “tanıdığımız”, hem de “sevdiğimiz” isimler arasından belirlemek için, sivil toplum kuruluşlarından tutun, parti tabanına kadar çok geniş bir istişare ağı kurdu...

Sosyal demokratlık iddiasındaki CHP ise..

“Devlet benim. Ben ne dersem o olur” çizgisinin, yeni bir örneğini sergileyip..

Bugüne kadar yarım saatlik bir konuşmasını dinlemediğimiz..

Bir sayfalık bir makalesini okumadığımız...

Ciddi bir röportajına göz atamadığımız bir ismi..

Cumhurbaşkanı adayı olarak karşımıza koydu..

Bir de dalga geçer gibi diyor ki, “Tanıdıkça seveceksiniz!”

Kimbilir, belki de “tanıdıkça nefret edeceğiz!”

Aslında buna da şükür dememiz gerekmez mi?

Eski yıllarda, Fahri Korutürk’ü, Necdet Sezer’i aday gösterip seçtirenler de bu kafanın o günkü temsilcileri değil miydi?

O günkü despotlar, “Tanıdıkça seveceksiniz” bile demiyorlardı..

“İster tanımayın, ister sevmeyin. Bu adam seçilecek” diyorlardı.

O adam seçiliyordu..

Kemal bey, olumlu anlamda bir adım attı.

“Zaman içinde tanıyacaksınız” diyor..

Ne diyelim, buna da şükür!

Ekmeleddin bey, dün savcılığa gidip, sabıka kaydı almış..

Toplum mühendisliğine soyunan ajansların servis ettiği haberdeki anlatıma göre, Ekmeleddin bey, vatandaşların kullandığı kapıdan adliyeye giriş yapmış..

Çok önemli bir ayrıntı.

Ama soralım, toplum mühendisliğine soyunan bu arkadaşlara: “Ekmeleddin bey vatandaş değil mi?”

“Vatandaş kapısı”ndan adliyeye girmeye vurgu yapılmasında, şöyle bir bilinçaltı var: “Ekmeleddin bey, vatandaş değil. O vatandaş üstü özellikli bir sınıfdan geliyor. Buna rağmen, vatandaş girişini kullanıyor.”

Veyahut ta, bu arkadaşlar havaya erken girmişler, Ekmeleddin beyi, Cumhurbaşkanı koltuğuna oturmuş kabul ediyorlar.. Onun için de, “Cumhurbaşkanı, vatandaş kapısından adliyeye girer mi? Bu adam gerçekten halkın içinden birisi” anlamında bir mesaj veriyorlar..

Haydi hayırlısı..

Ekmeleddin beyi tanırken, bakalım daha nelere şahit olacağız.

Haberlerde bir vurgu da, Ekmeleddin beyin sabıka kaydı almaya, kendisinin gitmiş olmasına..

Kısacık açıklamasında, şöyle diyor, Ekmeleddin bey: “Gelişimizin sebebi müracaat dosyasını tamamlamak için gerekli adli sicile ait kaydı almaktır. Bu kayıtları arkadaşlar da alabilirlerdi, fakat ben kendim gelmek istedim. Bizzat kanundaki hükme göre şahısların kendi alması lazım. Vekalet yolları da var ama ben kendim gelip almak istedim. İki dakikada verdiler sağolsunlar.”

“Kırmızı ışıkta durma”nın yeni örneği bu..

Necdet Sezer’den ne kaldı aklınızda?

“Başörtü yasakçılığı.. Atanacak üst düzey yetkililer için, oturdukları apartman görevlisinden bilgi toplama ve kırmızı ışıkta durma”!

Bana sorarsanız, cumhurbaşkanı kırmızı ışıkta geçebilir. Ama bir cumhurbaşkanı, Merkez Bankası’na atanacak müdürü, oturduğu apartmanın hizmetlisinden, “nasıl biri? Eşi örtülü mü? Evde haremlik-selamlık uygulaması var mı?” diye araştırma yapamaz, yapmamalıdır.

Cumhurbaşkanını halktan birisi yapacak olan, “kırmızı ışıkta durması” değil, “halkın değerlerine saygılı olması”dır..

Ekmeleddin bey, sabıka kaydı almaya gittiğinde, “kırmızı ışıkta durma mesajı” vermek istediğini öylesine açık etmiş ki, kendisine “Sezer2” desek, yanlış olmaz.

Şu sözler Ekmeleddin beyin: “Vekalet yolları da var ama ben kendim gelip almak istedim”

Demek ki prosedürü iyi biliyor Ekmeleddin bey..

Biliyor ve istismar amaçlı olarak, sabıka kaydını almaya kendisi gidiyor.

Öyle ise, Ekmeleddin bey, şu soruya da cevap verirse, kendisini biraz daha iyi tanıyacağız: “Daha önceki yıllarda, sabıka kaydı almanız gerektiğinde, kendiniz mi gidip alıyordunuz, yoksa birileri mi gidip alıyordu.”

Eski yıllarda kendiniz gitmiyor idiyseniz, şimdi niye kendiniz gidiyorsunuz. 

Bu yaptığınız, gösteriş değil de nedir?

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23