Akit’e önemli açıklamalarda bulunan TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Recep Akdağ, “Sağlık sisteminde şehir hastaneleri gereklidir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık meselesine verdiği önemle 2002-2012 yıllarında büyük bir sağlık dönüşümü gerçekleştirdik. Dönüşüm yıllara göre yeni gelişmelerle devam etti. Hastanelerin kalitesi ve kapasitesi artırıldı. Türkiye’nin sağlıktaki başarısını pandemide de dost düşman herkes gördü” dedi.
Resul Ekrem Şahan Ankara
TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı ve eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle oluşturulmaya başlanan güçlü sağlık altyapısı ve gelinen nokta ile CHP ve zillet avanelerinin sık sık ‘Ne gerek vardı bu kadar büyük hastanelere’, ‘Hasta garantili hastane mi olur’ gibi kuru sıkı palavralarla eleştiri odağı haline getirdiği Şehir Hastaneleri konularında önemli açıklamalar yaptı.
Odaların büyük çoğunluğu tek kişilik ve konforlu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin kangren haline gelmiş sağlık sistemini değiştirme kararlılığı sayesinde 2002-2012 yıllarında büyük bir sağlık dönüşümüne imza atıldığına dikkati çeken Akdağ, “Dönüşüm yıllara göre yeni gelişmelerle bugüne kadar devam etti. Bunların en önemlilerinden biri de sağlık alt yapısının her gün daha da kuvvetlendirilmesidir. Geçmiş yıllarda zaten çok az sayıda bulunan hastanelerdeki yatak toplamının sadece yüzde 6’sında hastaların odasında banyo ve tuvalet bulunurdu. Bir oda da 6-8 hasta bir arada kalırdı. Bu durumda mahremiyet ve konfor ortadan kalkıyor, hastane enfeksiyonlarının yayılmasının da önü açılıyordu. Bugün hastane odalarının büyük çoğunluğu tek kişilik, hem hasta hem yakını için 5 yıldızlı otel konforunda. Eski Türkiye’de hasta odalarının sadece yüzde 6’sında tuvalet banyo vardı bugün odaların 77’si bu imkana sahip” bilgilerini verdi.
Pandemi şehir hastanelerinin önemini ortaya koydu
AK Parti döneminin Türkiye’de sağlık hizmetlerinin ve yatırımlarının zirve yaptığı dönem olduğunu hatırlatan Akdağ, “Pandemide de bunu dost düşman herkes gördü. Avrupa ülkelerinde yoğun bakım sıkıntısı çekilirken, birçok ülkede insanlar sokaklarda can verdi. Doktorlar gençler mi yaşlılar mı, kimin hayatta kalacağını seçmeye zorlandı. Yakın zamanda yaşanan bu görüntüleri hiç hatırlıyorlar mı? Türkiye’de yoğun bakım sıkıntısı çekilmedi. Çünkü sağlık konusunda hazırlığımız çok iyiydi. Hastanelerimizin geçmişteki büyük bir kısmı deprem tehdidi altında ve kapasite olarak da küçüktü. Bunların hepsi Allah’a şükür ortadan kalktı. Bu hazırlıklar 1-2 senede yapılmadı. 2002’den beri başlattığımız dönüşümün sonucudur” dedi.