• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Rusya’nın korkulu rüyası Komutan Hattab

Yeniakit Publisher
2016-03-19 10:29:00 - 2016-03-19 12:29:17
Rusya’nın korkulu rüyası Komutan Hattab

Çeçenistan'da Milli Kahraman ilan edilen Komutan Hattab, 14 yıl önce bugün zehirlenerek şehit edilmişti.

Arap Körfezinde varlıklı ve kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğan Samir Salih Abdullah Suvailem yani Komutan Hattab olarak bilinen İbn El-Hattab, çok cesur, kuvvetli ve gözü pek bir genç olarak yetişmişti.

1987 yılında istilacı Rus ordusuna karşı Afganistan cihadının en yoğun dönemlerde, dünyanın dört bir yanından Müslüman gençler Rusya işgaline karşı koymak için Afganistan'a gidiyordu. Dünya’nın "süper güç" olarak kabul ettiği Rusya'’ya karşı yapılan mücadele ve gösterilen olağanüstü kahramanlıklar, Müslümanlar arasında yayılıyordu.

Hattab böyle zorlu bir dönemde arkadaşları ve akrabalarıyla Afganistan'a kısa bir ziyarette bulunmaya karar verdi. 1987'de ailesi ile vedalaşıp evinden ayrılan Hattab, o günden sonra bir daha evine ve ailesinin yanına dönmedi. Afganistan'daki bir savaşçı, Hattab'ın eğitim kampına geldiği anı, "Celalabad'daki eğitim kampı hemen her gün gelen ve gidenlerle dolup boşalıyordu. Ruslar’a karşı büyük bir operasyon hazırlığı içindeydik, eğitimini tamamlayanlar eşyalarını alıp cepheye gidiyordu. Biz cepheye gitmek için yola çıkarken yeni bir grup geldi. Hattab'ı ilk kez o zaman gördüm. 16-17 yaşlarında, henüz sakalları yeni yeni çıkan uzun saçlı bir genç. İlk yaptığı şey kamp komutanlarına gidip kendisini cepheye göndermesi için yalvarmak oldu. Komutanlar gitmesine müsaade etmediler. Yanına gidip kendisini tebrik ettim ve adını sordum. Ibn-ul-Hattab'la böylece tanışmış olduk." sözleriyle anlatıyor.

Hattab eğitimini tamamladıktan sonra cepheye gitti. Sonraki 6 yılda, artik Hattab 20. yüzyılın gördüğü en cesur komutanları arasına girdi.

Hattab, karşı saldırı ve ateşlerden kaçmaması, yaralandığında acısını gizlemesi ile tanınırdı.

Özel Sovyet güçlerine karşı birçok operasyon, pusu ve baskınlarda bulunmuş ve 1988-1993 yılları arasında içlerinde Celalabad, Host ve Kabil'in ele geçirilmesindeki en önemli ve büyük operasyonlara katılmıştı.

Birçok kez ölüm tehlikesi de atlatan Hattab'la ilgili bir anısını paylaşan savaşçı, Hattab’'ın Afganistan'’da ağır makineli mermisi ile karnından yaralanmasını, "Operasyon sırasında biz cephe gerisinde ufak bir evde idik. Akşam olmuştu ve savaş çok çetin bir şekilde devam ediyordu. Hattab birden odadan içeri girdi, yüzü solgundu, bir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu. Yavaşça yürüyerek bize doğru geldi ve yanımıza oturdu. Herhangi bir acı ifadesi göstermiyordu ama bir şeylerin yanlış gittiğini anlamıştık. Genellikle suskun birisi olmayan Hattab, oldukça sessizdi. Yaralanıp yaralanmadığını sorduk. Ufak bir sıyrık, önemli bir şey yok dedi. Bir kardeş yanına gidip yarasına bakmak istediğinde önemli bir şeyin olmadığını tekrar ederek onu geri çevirmeye çalıştı. Ama Hattab'ı zorlayarak yaraya baktık, elini karnına koydu. Hattab'ın yarası şiddetli bir şekilde kanıyordu, elbisesi tamamen kana bulanmıştı. Hemen bir araç çağırarak bir an önce en yakın hastaneye ulaştırmak için harekete geçtiğimizde, halen bunun hafif bir yara olduğunu ve önemli bir durumun olmadığını söylüyordu." sözleriyle anlattı.

SAĞ ELİNİN İKİ PARMAĞINI KAYBETTİ

Hattab, Tacikistan'da el bombasını atarken elinde patlaması sonucu sağ elinin iki parmağını kaybetmişti. Cephe arkadaşları Pesavara'ya gidip tedavi olması için ikna etmeye çalıştılar fakat Hattab yarasını bal ile sararak, "Bunun için Pesavar’a'ya kadar gitmeye gerek yok" demişti.

Afganistan'da düşman ordusu bozguna uğrayınca, Hattab ve bir grup arkadaşı bu sefer Tacikistan'’da aynı düşmana karşı mücadele etmek için 1993 yılında Tacikistan'in yolunu tuttu.

Hattab ve arkadaşları, Tacikistan'da 2 yıl boyunca karlı dağlık arazide, cephane ve mühimmat eksikliğiyle mücadele etti. Tacikistan'da iki yıl mücadele veren Hattab ve arkadaşları, 1995 yıllarının başında Afganistan'a döndü. O zamanlar, İslami tavır ve kararlılıkları ile dünyayı şaşırtan Çeçenler'in Ruslar'a karşı savaşı yeni başlıyordu.

Hattab bir akşam uydu televizyonunda gördüğü Çeçenistan haberi görüntüleri üzerine hissettiklerini, "Üzerinde ‘La ilahe illallah’ yazılı saç bantları takan ve tekbir getiren Çeçenleri gördüğüm zaman Çeçenistan'da bir cihad olduğuna ve oraya gitmem gerektiğine karar verdim." sözleriyle anlatmıştı.

Hattab, 1995 yılının baharında sekiz arkadaşı ile birlikte Afganistan'dan Çeçenistan'a geçti. Hattab ve arkadaşlarının geçişinin ardından, resmi Rus kaynaklarına göre iki yıllık Çeçen-Rus savaşında öldürülen Rus askeri sayısı, Afganistan'daki 10 yıllık kayıplarından fazla idi.

50 SAVAŞÇI, 50 ARAÇLIK RUS KONVOYUNU İMHA ETTİ

Hattab ve arkadaşları, Çeçenlere savaş ve İslami eğitim vermeye başlamıştı. Çeçenistan'da, Khartosho, Shatoi, Yashmardy ve Rusya'da Dağıstan gibi çok önemli operasyonlara katıldılar. Tarihin en unutulmaz operasyonlarından olan Shatoi Pususu olarak hatırlanan ve 16 Nisan 1996 tarihinde gerçekleştirilen operasyonda,  Hattab'ın komutasındaki yaklaşık elli kişilik savaşçı, elli araçtan oluşan Rus konvoyunu tamamen imha etmişti.

26'SI RÜTBELİ 223 RUS ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ

Resmi Rus kaynakları bu pusuda 26'sı rütbeli olmak üzere 223 Rus askerinin öldüğünü ve bütün araçların bertaraf edildiğini bildirmişti. Bu operasyon Moskova'da bazı generallerin görevlerinden alınmasına sebep olmuştu. Hattab'ın beş arkadaşının şehit olduğu operasyonun görüntüleri kaydedilmişti.

Hattab'ın grubundan bazı savaşçılar, 1996 Ağustos'ta Şamil Basayev’'in komuta ettiği Grozni saldırılarında görev almıştı. 

1996 yılının sonbaharında Rusya'’nın Çeçenistan'dan çekilmesinin ardından Hattab, Çeçenistan'’da Milli Kahraman ilan edilmişti. Şamil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistan'ın en büyük kumandanlarının da katıldığı bir törenle kendisine Üstün Cesaret Madalyası takdim edilmiş ayrıca dönemin Çeçen hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırılmıştı.

Hattab mücadelenin medyaya da taşınması gerektiğine inandığını, "Allah bizden kâfirlere karşı onlar bizimle nasıl savaşıyorlarsa öyle savaşmamızı istiyor. Onlar medya ve propaganda yolunu kullanıyorlar, öyleyse bizde kendi medyamızla onlara karşı savaşmalıyız." sözleriyle anlatmıştı.

Ruslar'ın Kafkasya'dan Orta Asya’'ya kadar bütün Müslüman topraklarını terk edinceye kadar onlarla savaşmaya hazır olduğunu söyleyen Hattab, "Rusları ve taktiklerini biliyoruz. Zayıf yönlerini de bildiğimiz Rus Ordusuna karşı savaşmak, bizim için başka bir orduyla savaşmaktan daha kolay." demişti.

Yıllarca Rus işgaline karşı İslam coğrafyasını savunmak için Müslüman kardeşlerinin yanında yer alan Hattab, 19 Mart 2002 günü zehirlenerek şehit edildi.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23