• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ramazan ayında okunması gereken kitaplar -5-

Yeniakit.com.tr yazarı Hüseyin Acarlar’dan evde kaldığımız bu mübarek Ramazan ayında kitap severler için yeni bir kitap tavsiyesi var.

Yeniakit Publisher
2020-05-05 00:34:00 -
Ramazan ayında okunması gereken kitaplar -5-

 Hüseyin Acarlar    yeniakit.com.tr 

Toplum Analizinde Kilometre Taşı; “Mukaddime” Ve İbn-i Haldun 

Cemil Meriç İbn-i Haldun için, "kendi semasında tek yıldız"dır derken, yüzyıllar sonra İngilizlerin en önemli tarihçisi A.Toynbee, "Herhangi bir zamanda, herhangi bir ülkede, herhangi bir zihin tarafından üretilmiş en büyük tarih felsefesinin sahibi” ifadesini kullanır. Özellikle Arap tarihi, kültürü, dil ve edebiyatı ile İslâm dini üzerinde ilmî araştırma mahsulü eserler ortaya koymuş oryantalist (şarkiyatçı) Philip Hitti’ye göre İbn-i Haldun, İslam’ın en büyük tarih felsefecisidir.

İbn-i Haldun, ‘Mukaddime’yi adını tarihe geçiren 7 ciltlik dünya tarihi ‘Kitâbu’l-İber’in giriş kitabı olarak tasarladı. Mukkaddime ismi, kitabu’l İlber’den daha şöhretli oldu. Bu arada Ünlü Tarihçimiz İlber Ortaylı’nın isminin manasını merak edenlerin merakını da gidermiş olalım. İlber, ibretler manasında ibretin çoğuludur.

Mukaddime İbn-i Haldun'u, sosyolojinin habercisi ve öncüsü yapar. Kimine göre de o, sosyolojinin kurucusudur. Bazı kaynaklarda ismi tarih sosyolojisinin, sosyal morfolojinin, genel sosyolojinin ve siyaset sosyolojisinin öncüsü olarak geçer.

İbn-i Haldun hakkında çok detaylı bilgiler vardır. Nedeni İbn-i Haldun’un kendi hayatını belgelendirmesidir. Hayatı hakkındaki en önemli kaynak, kendi yazdığı otobiyografisi ‘Et-Tarif’ adlı eserdir. Bu eserde hayatına ilişkin çeşitli dokümanlar ayrıntılı şekilde aktarılmıştır.

Mukaddime eseri, Osmanlı tarih anlayışını derinden etkilemiştir. Başta Kâtip Çelebi, Naima ve Ahmet Cevdet Paşa olmak üzere Osmanlı tarihçileri Osmanlı Devleti'nin yükseliş ve çöküşünü pek çok defa onun teorileriyle analiz etti.

Aslında Mukaddime İslami tarih eserlerde bir gelenek olan "Tarihe övgü" öndeyişi olarak yazılmıştır ve kısa bir bölümdür. Bu kısa bölüm 7 kitaptan oluşan Kitâbu’l-İber'in tamamına bir "Giriş" olarak yazılmıştır. 7 ciltlik tarih kitabının ilk cildi olan Kitab-ı Evvel ise yazarın teorik görüşlerini açıkladığı oldukça kapsamlı bir eser haline gelmiş (3 cilt halinde yayınlanıyor) ve daha İbn-i Haldun hayatta iken Mukaddime diye anılmaya başlanmış ve kendisi de bunu benimsemiştir. Bu yüzden Ümit Hassan, Z.F. Fındıkoğlu'nun bu kısa giriş bölümünü "Mukaddime'nin Mukaddimesi" adlandırmasını doğru bulmaz. Bu kısa metin birinci cilt olan Kitab-ı Evvel'in değil tamamı 7 cilt olan Kitâbu'l-İber'in Mukaddimesidir. İbn-i Haldun, önsözde kitabını tanıtır ve tarih ilminin öneminden bahseder. Giriş bölümünde ise tarih ilminde yöntem sorununa değinir ve özellikle İslam tarihçilerinin hatalarını gösterip, yöntemlerini eleştirir. Toplumların gelişim ve hareket süreçlerine dair değerlendirmeleri içeren Mukaddime 6 bölümden oluşur:

1. bölüm: İklimlerin ve beslenmenin insan tabiatı ve uygarlıklar üzerindeki etkileri
2. bölüm: Göçebe ve yerleşik kültürlerin karşılaştırılması ve iki kültür arasındaki çatışmaların sosyal sonuçları
3. bölüm: Devletlerin doğuşu ve çöküşü, saltanat, hilafet ve krallık yapmanın koşulları ve kuralları
4. bölüm: Köy ve kasaba hayatı ile imar faaliyetleri ve bunun İslam devleti ile ilgisi
5. bölüm: Dönemin ana meslekleri, geçim araçları, sanat, ticaret, ziraat, tarım ve inşaat gibi ekonomik faaliyetler
6. bölüm: Bilimlerin sınıflandırılması, eğitim yöntemleri

İbn-i Haldun, ilk kez hükümet ve devlet ayrımı yapan düşünürdür. Toplumların coğrafi bağlarla olan davranışları, din, iktisat teorileri için İbn-i Haldun bir kilometre taşıdır. Son olarak mukaddimeden bir pasajı buraya alalım;

“Bil ki: tarih ilmi, milletler ve kavimlerin birbirinden nakil ve rivayet edegelmekte oldukları ilimlerdendir. Tarih öğrenmek için atlara üzengiler ve develere semerler bağlanarak (binek hayvanlarına binerek) seferler ihtiyar olunur. Halk ve hiçbir şeye önem vermeyen gafiller bile tarih öğrenmek isterler. Hükümdarlar ve Yemen hükümdarları olan Kayl'ler tarih öğrenmek için birbirleriyle yarış ederler. Onu anlamak hususunda bilginler ve cahiller birbirine denktir. Tarih, zahirine bakıldığında geçmişteki olayların ve devletlerin hallerinin ve geçen çağdaki haberlerin öte tarafına geçmez. Tarihte sözler istinatlarla nakl olunur ve tarihî olaylarla meseleler darbolunur. Meclisler cemaatle dolduğunda tarih olayları nakledilerek toplantılar tazelenir ve dinleyenler hoşlanır ve râğbetle dinlenir. Tarih, insanların ve kavimlerin hâl ve durumlarının nasıl değişmiş olduğunu, devlet sınırlarının nasıl genişlemiş, kuvvet ve kudretlerinin nasıl artmış bulunduğunu, ölüm ve yıkılma çağı gelinceye kadar yeryüzünü nasıl imar ettiklerini bize bildirir. Bu tarihin zâhiri (açık anlaşılan) mânasıdır. Tarihin içinde saklanan mâna ise incelemek, düşünmek, araştırmaktan ve varlığın (kâinatın) sebep ve illetlerini dikkatle anlamak ve hâdiselerin vuku ve cereyanının sebep ve tertibini inceleyip bilmekten ibarettir. İşte bundan dolayı tarih şereflidir ve hikmet'in içine dalmıştır. Bundan ötürü tarih, hikmet = felsefe ilimlerinden sayılmağa lâyıktır.” İbn-i Haldun, Mukaddime'nin giriş bölümünden (meb; s-4,5)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sabri

Gerçekten Çok kaliteli bir kitap, teşekkür ederim.
  • Yanıtla

Ahmet YAHYA

Çok teşekkürler.Allah razı olsun. Uyarı ve bilgilendirmelerden istifade ettiğimizi bildiririz.Selamlar
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı