Pensilvanya, bu yolsuzluğa ne diyecek?
Pensilvanya’daki zat yine rahat durmuyor..
Şakirtleri “Mukabele okuyoruz” diyerek, kendisini hâlâ dindar bir kimlikle tanıtıyorlar.
İki sene önceki konuşmasını alıp, internete koyuyorlar..
“Ramazan’ın son on günü” ile ilgili tavsiyelerini aktarıyorlar..
5-6 yıl önceki “İtikaf” ile ilgili bir başka konuşmasını alıp, internete koyuyorlar.. Sünneti istismar ediyor.
Bir başka tarihteki “Kadir Gecesi” ile ilgili videosunu yayınlayıp, istismara bu gece üzerinden devam ediyorlar..
Türkiye’de dindar insanlara duyulan güveni nerede ise sıfırlatacak kadar büyük bir cinayete imza atmışlar.
Hâlâ din istismarına devam ediyorlar..
Biz bu adamdan “Ramazan’ın son on günü”nün önemini öğrenmeye ihtiyacımız yok.
“İtikaf”ı, “Kadir Gecesi”ni, biz kaynak kitaplarımızdan okur öğreniriz..
Bu adam, bu ülkeye bir iyilik yapmak istiyorsa, çıkıp yediği haltı anlatsın..
Kefil olduğu polis müdürlerinin, savcıların yaptığı haramzadeliklerin hesabını versin.
Son örnek..
İpek Holding iddianamesine girmiş.
Zekeriya Öz, farklı bir isim kullanarak, İpek Holding’in otelinde tatil yapmış..
Hatırlayın, kartel medyası, AK Parti iktidarına vurmak için, bu savcının saf annesi ile röportaj yapıp..
Onun ağzından şu sözleri yazıyorlardı:
“Ben oğluma helal süt emzirdim. O yanlış yapmaz!”
Buyrun görelim, helal süt ile emzirilen, ama sonra yemediği haram kalmayan Zekeriya Öz’ün nanelerine..
Bir haftada, 4 aylık maaşı kadar harcama yapıyor..
Ve parayı da, FETÖ’nün şaibeli altın madencisi İpek Holding’e ödetiyor..
İslam’ın neresinde yazar bu?
Ramazan’ın son on gününü..
Hatta tümünü..
Kadir Gecesi’ni dahil..
Son on gününde girilmesi gereken itikafı dahil..
Dört dörtlük geçirseniz ne olacak?
Yediğiniz haram ortada..
Kefil olduğunuz adamların yedikleri haramlar ortada..
Bir savcı..
Yediği önünde, yemediği arkasında dört dörtlük tatil yapıyor..
Parasını da, bir holding ödüyor..
Haram değil de, nedir bu?
Olayın haramlığı, vahametin sadece basit hali..
Bir de işin arkasında..
Aslında bir terör örgütü birlikteliği yatıyorsa..
Türkiye’de siyasi iktidarı değiştirmek için yapılan operasyonların hazırlıkları yatıyorsa..
Haramlığın derecesi de, doruk noktaya çıkıyor..
İddianame hazırlandıktan sonra..
Şimdi Pensilvanya’daki zatın çıkıp bir açıklama yapması gerekmez mi?
“Ben 17 Aralık’tan hemen sonra.. ‘Binde birini tanımıyorum dedim’ ama..” diye başlayıp.. Harama bulaşanlar kim ise, onlara lanet okuduğu bedduayı hatırlatıp, “O gün göremiyorduk ama.. Bugün artık görüyoruz ki, Zekeriya Öz ve ekibi, haramzade imiş” demesi gerekmez mi?
Diyeceksiniz ki, “O haramzadeliğin başında, zaten Pensilvanya’daki zat oturuyor..”
Ne diyebiliriz?
Siz de haklısınız..
Geçen her gün..
FETÖ yapılanmasında, saf insanlar olarak görülenlerin..
Aslında FETÖ ile bağlantısı olmadığı halde, haksız isnatlarla FETÖ’cü gibi gösterildiği söylenenlerin..
Aslında ne kaşarlı FETÖ mensubu olduklarını bize gösteriyor..
Zekeriya Öz..
İpek Holding.
Direk ne irtibat kurabilirsiniz?
Hiçbir irtibat..
Ama bugün geldiğimiz noktada.
Devasa bir çarkın kurulduğu.. Zerekiya Öz ve ekibinin, ABD’den aldığı talimatlar gereği hayata geçirdiği işler yürürken..
Örgütün finansını sağlama noktasındaki holding ile de, ağalar gibi yaşatıldığı ortaya çıkıyor..
17 Aralık darbe operasyonuna imza atan polis müdürleri ile Samanyolu TV’nin patronu Hidayet Karaca’nın tahliyesi için kurulan tezgahta..
Kendi halinde, FETÖ ile hiçbir ilgisi yok gibi gözüken iki hakimden..
Birisi “Reddi hakim talebi”ni kabul ettiğinde.
Diğeri de, “Reddi hakim kararı kabul edildiğine göre, nöbetçi olarak ben bugün dosyada yetkiliyim. Tüm sanıkların tahliyesine” kararı verdiğinde..
“E canım, ortada bir haksızlık vardı. Vicdanlı hakimler de, bu kararı aldılar” yorumu yapanlar..
Şimdi başlarını önlerine eğmek zorunda kalıyorlar..
Niye?
O iki hakim de, ByLock kullanıcısı çıktı da, onun için..
Düşünebiliyor musunuz..
Ortada ne kadar sorunlu kararı veren hakim-savcı var ise..
Bir yerden FETÖ’ye iltisakı delilli..
Kimisi en baştan kendisini ele verdirmiş.
Kimisi gizlemiş gizlemiş, ölümcül vuruşu yaparken deşifre olmuş..
Kimisi de, hâlâ inkar ediyor..
Ama maddi delillere baktığınızda..
Duvara tosluyorlar..
Türkiye’de 80 milyon insan yaşıyor..
FETÖ’nün özel haberleşme programı olduğu açıklanan ByLock programını kullanan 150 bin kişi olduğu belirtiliyor..
Geliyorsunuz, geliyorsunuz.
Ne kadar sorunlu hakim savcı, asker, bürokrat var ise..
O 150 bin kişilik listede ismi çıkıyor..
Pensilvanya, istediği kadar darbeye “Senaryo” desin..
İstediği kadar, “Binde birini tanımam” desin..
Toplanan maddi deliller, FETÖ’nün yaptığı hainliği, ayan beyan ortaya koyuyor..
“Büyük haksızlıklar var” denilerek, somut örnek olarak gösterilen olaylarda bile, maddi deliller FETÖ’cüleri yalanlıyor.
Mesela?
Mesela, “Taner Kışlalı’nın kızının pasaportu bile iptal oldu. Yuh artık” diyorlar..
Ama hemen ardından, pasaportu iptal edilen hanımefendinin ifadesinde ortaya çıkıyor ki, kendi adına aldığı interneti, polislere, güvenlikçilere kullandırtmış, ByLock’u da onların indirmesi muhtemelmiş..
Yani pasaportun iptali, öyle masabaşı yapılan bir işlem değil..
Arka planı olan, ByLock deliline dayalı bir işlem..
Umarım ki.
İddianameler hızlı şekilde tamamlanır..
Henüz faaliyete geçmeyen komisyon, hızlı şekilde itirazları incelemeye başlar..
Ve biz bu FETÖ dosyasını, suçlularını içeri tıkarak, masumları da aklayarak bir an önce kapatırız..