Evinize huzuru döşeyin. Evlerimiz, ruh halimizi de yansıtıyor.
Bir eve girdiğimizde ev sahibinin ruh halini çok rahat anlayabiliriz. Onun içindir ki, evinizi döşerken “başkaları” için değil kendi ruh ve beden huzurumuzu gözeterek döşemeliyiz. O ne der, bu ne der.. gibi tasalara yuvanızın görünümünü feda etmemelisiniz. Nasıl, hangi mobilya ile, hangi renklerle huzur buluyorsanız, onları tercih etmelisiniz. Farkındaysanız; ev döşemesini sadece bir “zevk” meselesi yaparak değerlendirmiyoruz. Çünkü uzmanlar bunun aynı zamanda bir “sağlık meselesi” olduğuna da işaret ediyorlar.
Hani demezler mi, güneş girmeyen eve doktor girer diye.. Evet doğrudur, hele sabah güneşi almayan, sabah kahvaltısı yapılırken elektrik yakılan ev, içinde yaşayanlara yorgunluk, bezginlik, asık suratlılık, konuşma üşengeçliği gibi bir sürü sorun yüklüyor.
Bir de o evin tatsız tuzsuz döşendiğini düşünün..
O halde karanlık evden kaçınmak gerek bir!
Özellikle mutfağı ve yatak odası güneş gören bir evi olmak iki..
Ve keyif aldığınız şekilde döşediğiniz bir evde oturmayı tercih edin, üç!
Ev döşemesi üzerine söyleneceklerin bundan sonrası teferruattan ibaret.
Bakın burada çok zaman yapılan yanılgılardan biri de şu: “Evimizi kendimiz döşedik ama, nedense keyif alamıyoruz..” sızlanmaları..
Böyle düşünenler, evlerini kendilerinin döşediklerini sanıyorlar ama, saltanat heveslerine, başkalarında gördüklerine, başkalarının telkinlerine kapılarak paralar saçıp, görgüsüzlük ettiklerini hatırlamak istemiyorlar.
Sıkıntı bundan kaynaklanıyor.
Siz siz olun, pahalı, yaldızlı, şatafatlı, kendisi gibi renkleri de ağır mobilyalardan, perdelerden, örtülerden kaçının. Sırf “hava atmak” uğruna hem paranızı ziyan etmeyin hem de, bu tür hantallıklara tutsak düşmeyin. Temizlerken hayıflanırsınız, taşınırken homurdanırsınız, çocuklu misafir ağırlarken gerginlikten kurtulamazsınız. Sırf onlara bi’şi olacak tedirginliği ile misafirinizi ağırlarken gerginliğiniz yüzünüze yansıyacaktır. Gelenler geldiklerine pişman olduklarını dönüş yolunda kendi aralarında konuşurlarken, siz de onları yolcu ettikten sonra kurtulduğunuz sıkıntıyı “misafirin çocuğu” sanarak atıp tutar, farkında olmadan haksızlık yaparsınız. Çocuktur, size geldi diye ondan, sizin tantanalı, gösteriş olsun diye aldığınız mobilyalar uğruna sustalı maymun gibi oturmasını bekleyemezsiniz..
Hadi şimdi, şöyle bir misafirden misafire açtığınız salonunuzun kapısını bir aralayıp, bakın.. Kimbilir ne kadar para harcadınız onlara.. Öylece durup duruyorlarsa orada, soğuk itici müze havası varsa kimseyi değil, kendinizi suçlayın..
Ve unutmayın: İsraf haramdır!