Özel Güvenlik Bölgesi’nin amacı sivil halkı korumak
Sivil halkı terör eylemlerinden ve çatışmalardan korumayı, amaçlayan “özel güvenlik bölgeleri”, vatandaşın can ve mal güvenliğinin korunmasında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor
Özel güvenlik bölgesi, bölücü terör örgütünün yaptığı terör ve yıldırma eylemleri nedeniyle ilin sosyal ve ekonomik gelişmesinin olumsuz etkilendiği, bu eylemler sonucunda vatandaşların, ekonomik, sosyal faaliyetlerini yürütme ve seyahat etme haklarını kullanmaktan yoksun kaldıkları ve günlük hayatları etkilenen vatandaşların büyük mağduriyet yaşadıkları gerekçesiyle ilan ediliyor. Bu bölgeler, vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanması, mevcut huzur ile güven ortamının sürdürülmesi, devlet ile milletin her türlü terörist tehdit ve saldırıdan korunması amacıyla belirleniyor.
GÜVENLİK BÖLGELERİNE İZİNSİZ GİREMİYOR
Kanunun, kamulaştırma yapılabilmesine de olanak tanıdığı güvenlik bölgelerine izinsiz girilemiyor, buna aykırı hareket edenler hapis ve para cezalarına çarptırılabiliyor. Son zamanlarda artan terör saldırılarına karşı güvenlik güçlerinin operasyonel etkinliğini artırmak için birçok şehirde “özel güvenlik bölgeleri” ilan edildi.
AMAÇ, SİVİLLERİN ZARAR GÖRMESİNİ ENGELLEMEK
Özel güvenlik bölgelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Güvenlik Çalışmaları Direktörü Murat Yeşiltaş, bir yerin özel güvenlik bölgesi ilan edilmesindeki ilk amacın sivillerin zarar görmesini engellemek olduğunu söyledi. Teröristlerin alan kontrolü sağlamaya çalışırken sivil halkı bu sürecin içine dahil etmeye çalıştığını belirten Yeşiltaş, bu kapsamda sokağa çıkma yasağı ilan edilebileceği gibi başka önlemler de alınabileceğini aktardı.
“PKK, SİVİL NÜFUSU CANLI KALKAN OLMAYA MECBUR ETMEK İSTİYOR”
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur ise Türkiye’nin PKK terör örgütünün yoğun saldırılarına maruz kaldığını, terör örgütünün yeni stratejisinin “terörü kırsal bölgelerden kentlere taşımak ve mümkün olduğunca fazla sivil nüfusu canlı kalkan olmaya mecbur etmek” olduğunu söyledi.
Terör örgütünün bunu değişik yol ve yöntemlerle gerçekleştirmeye çalıştığını ifade eden Okur, Türkiye’nin bu atmosferde terörle mücadele etmek zorunda olduğunu dile getirdi. Terörle mücadelede “sivil nüfusa mümkün olduğunca zarar vermemek ve sivil nüfusu çatışma bölgesinden uzaklaştırmak” gerektiğini vurgulayan Okur, “o yüzden de çatışma alanı olarak ortaya çıkan bölgelerden sivil nüfusu çatışmadan zarar görmemesi için uzaklaştıracak tedbirlere başvurmak zorunda kalıyorsunuz. Özel güvenlik bölgeleri, makul süreler içerisinde kalmak kaydıyla sokağa çıkma yasağı gibi önlemleri bu çerçevede düşünmek lazım. Bu türden tedbirlerde temel hedef sivillerin çatışmadan mağdur olmalarını engellemek ama devletin en temel görevi olan terörle mücadele ve güvenliği sağlama vazifesini de aynı zamanda ifa etmek.” dedi.
ÖZEL GÜVENLİK BÖLGELERİ
Terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar nedeniyle meskun mahal dışında, can ve mal güvenliğinin korunması bakımından girilmesinde sakınca bulunan yerlerde operasyonun devam ettiği süreyle sınırlı olmak üzere, Genelkurmay Başkanlığı veya İçişleri Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde vali kararıyla 15 gün ila 6 ay gibi sürelerle güvenlik bölgesi ilan edilebiliyor.