Oruç Reis kimdir? Kısacık hayatına binlerce fetih ve şanlı savaş kazandıran, bir süre sonra tek kolu ile mücadelesine devam eden Oruç Reis'in hayatı büyük bir merak konusu haline geldi. Peki ama Oruç Reis kimdir, anne babası kimdir, yaşadığı ve doğdu yer neresidir? Ağabeyleri kimlerdir? Esaret döneminde ve hapishaneden çıktıktan sonra mücadele için söylediği, tarihe kazınan söz nedir? Nasıl ve nerede doğdu, nerede öldü? Vefatından önce neler yaşadı? Mezarı, türbesi nerede? Ölmeden önce neler yaşadı? İşte merak edilen detaylar...
Oruç Reis 1470 veya 1474 yılında Midilli Adasında doğduğu söylenen, Osmanlı denizcidir. Barbaros Hayreddin Paşa'nın ağabeyidir. Osmanlı'ya katılmadan önce Cezayir'i ele geçirip egemen olmuştur.
Babası, Vardari Yâkub Ağa, 1462’de Midilli’nin fethine katılmış ve Bonova köyü kendisine tımar olarak verilmişti. Buraya yerleşen Yakup Ağa zamanla evlendi. Kendine bir yuva kurarak İshak, Oruç, Hızır ve İlyas adını verdiği dört oğlu dünyaya geldi. Oruç Reis'de Osmanlı yerleşkesi olan şu anki Midilli’nin Bonova Köyü'nde doğdu.
Kardeşleriyle birlikte iyi bir eğitim gördüler. Devrin denizci milletlerinin lisanları olan İtalyanca, İspanyolca, Fransızca ve Rumca'yı öğrenerek yetiştiler. Gençliğinde gemiciliği ve deniz ticaretini çok iyi öğrenen Oruç Reis, cesareti, zekası ve girişimciliği ile kısa zamanda gemi sahibi oldu. Suriye, Mısır, İskenderiye ve Trablusşam’a mal taşıyarak, oradan aldıklarını Anadolu’ya getiriyordu.
Esir Olduğu Dönem
Oruç ve İlyas Reis Midilli’den Trablusşam’a giderken, Rodos Şövalyeleri'nin büyük savaş gemileriyle karşılaştılar. Çarpışmada İlyas Reis hayatını kaybetti, Oruç Reis ise Rodos Şövalyelerine esir düştü. Büyük çabalar ve uğraşlar sonucunda oradan kurtuldu. Kaynaklara göre üç sene esir kalan Oruç Reis, esaretten kurtulduktan sonra, bir süre Memlük Devleti hizmetinde amirallik yaptı. Ünlü sözü olan "yaşama hakkın mücadele gücün kadardır" sözünü bu esaretten sonra söylerek tarihe kazınmasına vesile oldu. Büyük fırtınalarda, hapisteki esaret döneminde ve önüne çıkan zorluklarda mücadeleci ruhunu kaybetmeyerek mücadele etti.
Donanma Komutanı Olduğu Dönem
Memlük devletindeki hizmetini devam ettirmeyerek, Şehzade Korkut’un verdiği on sekiz büyük savaş gemisine komutan olmuştur. Rodos kıyılarında baskınlar yapan Oruç Reis, ânî bir baskının sonunda gemilerini kaybetti. Leventleriyle birlikte kurtulduğu baskından sonra yine Şehzâde Korkut’a gitti. Şehzâde Korkut, Oruç Reis'e birisi yirmi dört oturak, diğeri yirmi iki oturak olacak şekilde iki savaş gemisi verdi. Ardından sefere çıkan Oruç Reis seferlerinde pek çok ganîmet, ticaret malı ve esir getirmiştir. Bu başarının ardından 10 sene boyunca gitmediği Midilli’ye gidip kardeşlerine, akrabalarına, fakir ve muhtaçlara, yetimlere yardım etti.
Vefatı
Cezayir’in doğusunda, İspanya’nın hakimiyeti altında bulunan Tlemsan’ı fetheden Oruç Reis, İspanyollardan yardım alan Tlemsan emirine karşı, elde ettiği yerleri savunmuştu. Bu toprakları yedi ay boyunca korudu ve müdâfaa etti. Fakat yerli halkın Oruç Reis'e ihaneti üzerine, Cezayir’e dönmek için düşman kuşatmasını yarmaya çalıştı.
Dışarı çıkmaya çalışan ve düşmanı yaran Reis, bir kısım leventleriyle birlikte ırmağı geçmeyi başardı. Fakat bu esnada 20 kadar leventi düşman bölgesinde kaldığı için Oruç Reis, dönemeyeceğini anlasada leventlerini yalnız bırakmamak için geriye dönerek düşmanların içerisine girdi. Bu esnada ileriye doğru giden leventlerin çoğu hayatını kaybetmişti. Tek kolu ile mücadele eden Oruç Reis, yanındaki son levendin de öldüğünü gördükten sonra, aldığı mızrak yarası sonucunda hayatını kaybetti.
İspanya Kralı'na Oruç Reis'in ölümünü ispat etmek isteyen İspanyol askerler Oruç Reis'i taşımak yerine, Oruç Reis'in kafasını kesip, bal dolu bir torba içerisine yerleştirip, İspanya'ya götürdüler. Birçok kez Oruç Reis'in öldüğü haberini alan ve bu haberlerin doğru olmadığını anlayan İspanya Kralı'na götürülen kafa, kralın ikna olması içindi.
Oruç Reis'in bedeni ise kalan leventler tarafından Cezayir'e getirildi. Burada naaşı, Cezayir'in ulusal evliyalarından olan Sidi Abdurrahman'ın Kasbah'da bulunan Sidi Abdurrahman Camii yanındaki türbesiye gömüldü. Şimdilerde Oruç Reis ve Sidi Abdurrahman'ın Cezayir Kasbah'daki bu türbesi, Arapça öğrenen çocuklar için mahalle okulu şeklinde kullanılıyor.
1518 yılında hayatını kaybeden Oruç Reis'in doğum tarihinin kesin olmamasından dolayı 48 yaşında öldüğü tahmin ediliyor.