• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Nafakada yeni adaletsizliklere kapı açılmamalı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Nafakada yeni adaletsizliklere kapı açılmamalı

Gazetemize özel röportaj veren Türkiye Aile Hareketi Başkanı İlhan Ergincan; “Altı aylık evliliğe beş yıllık nafaka, hakkaniyet değil; ölçüsüzlüktür. Aile hukukunda amaç bir tarafı ömür boyu borçlandırmak ya da diğer tarafı korunmasız bırakmak değil; adaleti, sorumluluğu ve toplumsal barışı birlikte sağlamaktır. Söz konusu düzenleme mevcut hâliyle hakkaniyet, ölçülülük ve hukukî öngörülebilirlik bakımından ciddi sakıncalar taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği süresiz nafaka uygulamasına ilişkin yeni düzenlemenin ekim ayında TBMM’ye sunulacak pakette yer alacağını belirtti. Bakan Gürlek, geçtiğimiz perşembe günü katıldığı televizyon programında konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: “Süresiz nafaka gerçekten hem hakkaniyete hem de vicdanlara aykırı. 1-2 gün evli kalan bir şahsın ömür boyu nafaka ödemesi adaletsiz. Tabii burada özellikle kadınlarımızı üzmeyecek, hakime tamamen takdir hakkı veren bir formül üzerinde çalıştık. Hakim gerekirse tekrardan süresiz nafakaya hükmedebilecek ama hakime en azından durum ve şartlara göre nafakayı sınırlandırabileceği bir düzenleme yaptık.”


 

TEK DERDİMİZ HAKKANİYET

Konuyu yıllardır bu uğurda mücadele eden Türkiye Aile Hareketi Başkanı İlhan Ergincan ile masaya yatırdık. Adalet Bakanı Gürlek’in göreve gelmesiyle birlikte hukuk ve adalet alanında verdiği mesajların umutlarını artırdığını belirten Ergincan, “Tarafların haklarını koruyan, hakkaniyetli ve süre yönünden öngörülebilir bir nafaka düzenlemesinin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Altı aylık evliliğe beş yıllık nafaka, hakkaniyet değil; ölçüsüzlüktür. Aile hukukunda amaç bir tarafı ömür boyu borçlandırmak ya da diğer tarafı korunmasız bırakmak değil; adaleti, sorumluluğu ve toplumsal barışı birlikte sağlamaktır. Söz konusu düzenlemenin mevcut hâliyle hakkaniyet, ölçülülük ve hukukî öngörülebilirlik bakımından ciddi sakıncalar taşımaktadır” dedi. Buyrun sohbetimizi...


 

6 AYLIK EVLİLİĞİN BEDELİ 5 YIL OLMAMALI

Sayın Ergincan, yıllardır süresiz nafaka mağdurları için mücadele veriyorsunuz. Yeni düzenlemeye ilişkin taslakta nafaka ile ilgili kaygılarınız var mı?

Ergincan: Evet, altı ay veya bir yıl devam eden bir evlilik için en az beş yıllık nafaka yükümlülüğü öngörülmesi, evlilik süresiyle sonuçları arasındaki makul dengeyi ortadan kaldırır. Altı ay süren bir evlilik nedeniyle bir insanın beş yıl boyunca eski eşine ödeme yapmakla yükümlü tutulması, evlilik süresinin sekiz-on katına ulaşabilen bir mali sorumluluk anlamına gelir. Hukuk, somut olayın özelliklerini değerlendirmek yerine herkese aynı alt sınırı dayatırsa adaleti sağlayamaz. Beş yıllık asgari sürenin hangi bilimsel ve toplumsal veriye dayandığı kamuoyuna açıklanmalıdır. Nafaka bir ceza veya boşanmanın bedeli değildir. Bu nedenle düzenlemenin ihtiyaç sahibi eski eşin geçici olarak desteklenmesi amacından uzaklaşmaması gerekir. Kısa süreli, çocuksuz ve her iki tarafın da çalışabildiği evliliklerle; uzun yıllar boyunca nafaka ödemesi kabul edilemez.


 

HAYAT FORMÜL DEĞİLDİR

Taslak iddialarında yer alan “evlilik süresinin yarısı kadar nafaka” yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

Ergincan: Nafaka süresi yalnızca takvim hesabıyla belirlenmemeli. On yıl süren her evlilik aynı değildir. Tarafların yaşı, eğitimi, mesleği, geliri, çalışma kapasitesi, çocukların durumu, evlilik içinde üstlenilen fedakârlıklar ve boşanmadaki kusur dengesi birbirinden farklıdır. İnsan hayatını tek bir matematiksel formüle indirgemek kolaydır; fakat kolay olan her zaman adil değildir, bunun altı doldurulmalı.


 

HAKİME SINIRSIZ TAKDİR VERİLEMEZ

Peki sizce nafaka ve süresi konusunda nasıl bir düzenleme yapılabilir?

Ergincan: Bana göre hâkime somut olayın şartlarına göre karar verebilmesi için açık ve denetlenebilir ölçütler sunulmalı; benzer olaylarda birbirinden tamamen farklı kararlar çıkmasını önleyecek uygulama birliği oluşturulmalıdır. Kararların yalnızca nafaka alacaklısının değil, ödeme yükümlüsünün de geçimini sürdürebilme kapasitesini koruması gerekir. Hiç kimse bir mahkeme kararıyla fiilen yoksulluğa itilmemesi gerekir. Hâkime sınırları açıkça belirlenmemiş geniş bir takdir yetkisi verilmesi, farklı mahkemelerde benzer durumlar hakkında birbirinden tamamen farklı kararlar çıkmasına neden olabilir. Kişilerin yıllarca sürecek ekonomik yükümlülükleri belirsiz değerlendirmelere bırakılamaz. Suistimale ve keyfî uygulama iddialarına açık böyle bir maddeyi asla kabul etmemiz mümkün değildir.


 

KADIN-ERKEK KAVGASINA DÖNÜŞMEMELİ

Bu mesele kadın ve erkek kavgasına dönüştürülmeden çözülemez mi?

Ergincan: Bizim isteğimiz de o yönde. Bu mesele kadınlarla erkekleri karşı karşıya getirecek bir dil üzerinden tartışılamaz. Nafaka alacaklısı da borçlusu da kadın veya erkek olabilir. Gerçek ihtiyaç sahipleri mutlaka korunmalı; fakat cinsiyet üzerinden otomatik mağdur ve otomatik borçlu üreten anlayış terk edilmelidir. Biz kadınların ekonomik ve sosyal güvenceden mahrum bırakılmasına da erkeklerin ölçüsüz borç altında ezilmesine de karşıyız. İştirak nafakası ile eski eşe ödenen yoksulluk nafakasının kamuoyu tartışmalarında birbirine karıştırılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve gelişim giderlerine anne ve babanın güçleri oranında katılmasının ebeveynlik sorumluluğudur. Bizim eleştirimiz, çocukların hakkına değil, eski eşler arasındaki yoksulluk nafakasının süresi ve ölçüsüne yönelik.


 

BELİRSİZ İSTİSNALAR YENİ SÜRESİZLİKTİR

İleri yaş veya çalışamama hâlinde mahkemeye daha uzun süreli nafaka belirleme yetkisi verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ergincan: Gerçekten çalışamayacak durumdaki kişilerin korunması gereklidir. Ancak kavramların açık biçimde tanımlanmaması hâlinde yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır. ‘İleri yaş’ hangi yaştır? ‘Çalışamayacak durumda olmak’ hangi sağlık ve mesleki ölçütlerle belirlenecektir? Geçici işsizlik ile sürekli iş göremezlik nasıl ayrılacaktır? Bu sorular cevapsız bırakılırsa kaldırıldığı söylenen belirsiz süreli nafaka, geniş yorumlanan istisnalar yoluyla geri dönebilir. Bu nedenle biz sağlık ve iş göremezlik iddialarının bağımsız uzman raporlarıyla değerlendirilmesini istiyoruz. Ayrıca, nafaka kararlarının tarafların güncel sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak belirli aralıklarla gözden geçirilmesini öneriyoruz.


 

TOPLU ÖDEME BORÇ KRİZİDİR

Taslakta nafakaların toplu ödenebilmesine ilişkin bir düzenleme olduğu söyleniyor. Buna nasıl bakıyorsunuz?

Ergincan: Aylık ödenmesine hükmedilen nafakanın sonradan toplu ödemeye çevrilebilmesi ihtimali de dikkatle ele alınabilir. Ancak, yüksek tutarlı toplu borçlar, vatandaşları kredi çekmeye, malını satmaya veya kayıt dışına yönelmeye ve art niyetli kadını zenginleştirmeye yönelik mahzurlar taşır. Toplu ödeme, ancak tarafların ödeme gücü, rızası ve yaşamını sürdürebilme imkânı gözetilerek uygulanabilir. Düzenli geliri dışında mal varlığı bulunmayan bir kişiden yılların nafakasını bir defada istemek çözüm değil, tersine yeni bir ekonomik çöküş üretmektir.


 

MUHTAÇ EŞE SOSYAL DEVLET BAKACAK

Türkiye Aile Hareketi’nin önerisi nedir?

Ergincan: Türkiye Aile Hareketi’nin önerisi, gerçek ihtiyaç sahiplerini korumasız bırakmama ilkesine dayanıyor. Boşanma sonrasında sürekli desteğe ihtiyaç duyan kişilerin bütün yükünün süresiz biçimde eski eşin üzerine bırakılması sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz. Çalışabilecek durumda olan kişiye meslek eğitimi, istihdam desteği ve geçiş dönemi yardımı sağlanmalıdır. Çalışamayacak durumda olan vatandaş ise sosyal güvenlik ve sosyal yardım sistemi tarafından korunmalıdır. Devlet kendi sosyal sorumluluğunu boşanmış eşlerden birine devredemez. Türkiye Aile Hareketi olarak; geçici nafaka süresi içinde İŞKUR destekleri devreye sokulması, meslek edindirme programlarında boşanmış kişilere öncelik tanınması, çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve gerçekten muhtaç kişiler için kamu destekli bir nafaka güvence sistemi kurulması çağırısında bulunuyoruz.


 

ADALET, BİR MAĞDURİYET ZİNCİRİ DEĞİL

Ekim ayında Meclis’e gelecek olan düzenlemenin hazırlık aşamalarına ilişkin önerileriniz neler?

Ergincan: Öncelikle düzenlemenin kapalı kapılar ardında değil; aile hukuku uzmanları, barolar, akademisyenler, kadın ve erkek hakları kuruluşları, boşanmış aileler ve çocuk gelişimi uzmanlarının katılımıyla hazırlanması gerektiğini düşünüyoruz. Biz nafakanın bütünüyle ortadan kaldırılmasını veya gerçek ihtiyaç sahibinin kaderine terk edilmesini savunmuyoruz. Talebimiz; ölçülü, süreli, denetlenebilir, cinsiyet ayrımı yapmayan ve sosyal devlet desteğiyle tamamlanan adil bir sistemdir. Altı aylık evliliğe beş yıllık otomatik yükümlülük getirmek de yıllarca ailesi için çalışma hayatından uzak kalmış bir insanı bir anda desteksiz bırakmak da adalet değildir. Bir mağduriyeti gidermek adına başka bir mağduriyet üretilemez. Aileyi korumak yalnızca evlilik devam ederken değil, evlilik sona ererken de adaleti korumaktır. Meclisimizin görevi toplumu kadın ve erkek diye ayrıştırmak değil; hakkı, sorumluluğu ve insan onurunu birlikte güvence altına alan bir düzenleme yapmaktır.


 

5 MADDEDE ADİL NAFAKA TAVSİYESİ

Türkiye Aile Hareketi olarak, Meclis’te hazırlanacak yeni düzenlemede şu ilkelerin esas alınmasını talep ediyoruz:

1. Yoksulluk nafakasının süresi en fazla bir yıl ile sınırlandırılmalıdır.
2. Bir “Aile Fonu” kurulmalı; bir yıllık sürenin sonunda mağduriyeti devam eden 50 yaş üzerindeki kadınlara gerekli destek bu fondan sağlanmalıdır.
3. Ev hanımlığı meslek olarak kabul edilmeli, düşük primli ev hanımı sigortası hayata geçirilmeli ve bütün ev hanımlarına emeklilik imkânı tanınmalıdır.
4. Tedbir nafakası uygulaması ile nafaka borcundan kaynaklanan tazyik hapsi kaldırılmalıdır.
5. Boşanma davalarının sonuçlanma süresi en fazla bir yıl ile sınırlandırılmalı; nafakaya ilişkin karar ilk derece mahkemesi tarafından verilmelidir.


 

“31 BİN LİRALIK MAAŞIMDAN GERİYE 16 BİN LİRA KALIYOR”

Süresiz nafaka mağdurlarının yaşadıklarına ilişkin örnekler verebilir misiniz?

ERGİNCAN: Tabii... Binlerce mağdurdan iki örnek verelim. Nafaka mağduru M.E. adlı arkadaşımız yaklaşık iki buçuk yıldır devam eden dava sürecinde hükmedilen tedbir nafakasının, yaptığı itirazlara rağmen yeniden değerlendirilmediğini anlattı. Yaşadığı ekonomik sıkıntıları defalarca dile getirdiğini ve mahkemeye itiraz dilekçeleri sunduğunu belirten M.E. “Yaklaşık iki buçuk yıldır devam eden dava sürecinde yaşadığım ekonomik sıkıntıları defalarca dile getirdim. Mahkemeye itiraz dilekçeleri sunmama rağmen tedbir nafakası hiçbir şekilde düşürülmedi. Aylık maaşım 31 bin lira olmasına karşın yapılan kesintilerden sonra elime yaklaşık 16 bin lira kalıyor. Barınma, beslenme, ulaşım ve diğer temel ihtiyaçlarımı bu parayla karşılamaya çalışıyorum. Oğlum İstanbul’da yaşıyor. Ulaşım ve konaklama giderleri nedeniyle oğlumun yanına bir ay gidip, bir ay gidemiyorum’ diyerek çektiklerini bize aktardı.


 

ABİLERİ BOYNUNU KIRDI, NAFAKAYA HÜKMEDİLDİ

Bir başka mağdur ise G.Ö... 11 yıllık evliliğinin ardından, iki kız çocuğunun annesi olan eşinin evi terk etmesi sonrasında eşinin abileri tarafından uğradığı saldırıda boynunun kırıldığını ve hayati tehlikeyle Beyin Cerrahi Servisi’nde tedavi gördüğü sırada hakkında boşanma davası açıldığını söyledi. Çocukların geçici velayeti anneye verilirken aylık 2.000 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini; hastaneden çıktıktan sonra yaklaşık 1,5 yıl çalışamayacak durumda olduğunu raporlarla, fakirlik belgesiyle mahkemeye sunduğunu, buna rağmen nafaka borcunun faiz ve hukuki giderlerle birlikte 100 bin TL’yi aştığını, üç yıldır devam eden dava sürecinde çeşitli uzaklaştırma kararları nedeniyle çocuklarından da uzun süre ayrı kaldığını anlattı. Cinsiyetten bağımsız, insan hayatının esas alındığı adil bir sistem istediklerini ekliyor. Bunlar binlerce mağdurdan sadece iki örnek. Tek amacımız boşanın eşlerin mağdur edilmemesi, insanca hayatına devam edebilmesidir.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İlkgun salih

Nüfus yoğunluğunun artması isteniyor ise nafaka kaldırılmalı ve iki evliliğe izin çıkmalı sen kimsin de iki evliliği yasaklıyor dün dinim buna izin vermiş ,sen kim oluyorsun.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23