THY - TR Çıkışlı Güney Avrupa Kasım

'Modern Tıp' süründürüyor

Yeterince yattın! Seni yarın evine göndereceğiz. Fakat bu makinelerden seni ayırmak için 3 gün gerekiyor. O kadar dayanabilecek misin?

09 Kasım 2018 Cuma 17:44
'Modern Tıp' süründürüyor


Modern tıp gelişen bilgisayarlı makineler ortamında olağanüstü ilerlemeler kaydetti. Bu açıdan yoğun bakım ünitesi tüm kritik hastalara sağladığı hayatî destek sebebiyle toplam sağlık hizmeti içinde çok önemli bir yere sahip.

Yoğun bakım hizmeti çok yönlü bir ekip çalışmasıyla mümkün.. Tüm cerrahi ve dahili dalların, son derece gelişmiş teknolojiye sahip laboratuvarın ve görüntüleme (bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, ultrasonografi v.b.) merkezinin 24 saat süreyle desteği olmaksızın yoğun bakım ünitesinde etkin ve kaliteli bir destek ve tedavi sağlanması mümkün değildir.

En gelişmiş hastanelerde bile "8" yataklı bir birim yoğun bakımlar. Kurulum maliyeti milyon dolarla ifade edilir seviyede. Bu bakımdan ülke çapında toplam yatak sayısı 200'ü bile bulmuyor.

Her yatak başında yapay solunum cihazı bulunuyor, tüm hastalar en ileri tekniklerle monitörize olarak takip edilmekte.

Bütün kafa travması, göğüs travması, ciddi kırıklar, tüm vücut travmalarına, beyin kanamalarına, felçlere, ciddi solunum yetmezliklerine, ani gelişen veya devamlı böbrek yetmezliklerine, sinir sistemi hastalıklarına, ciddi infeksiyonlara, zehirlenmelere, ciddi yaralanmalara, ciddi yanıklara ve daha birçok kritik hastalığa anında müdahale edebilecek teknik ve personel desteğine sahip oluyor yoğun bakımlar. Sanki uzay merkezi..

AMA YAŞ İLERİYSE

Buraya kadar iyi hoş; "Allah ne eksikliğini göstersin, ne de düşürsün", diyebilirsiniz.

Fakat şu sıralar bizzat şahit olduğum bir vak'a var ki, ondan hareketle yukarıdaki başlığı kullandım: Modern Tıp -öldürmüyor- süründürüyor!

84 yaşındaki kayınpederimin evde yalnız iken beynine kan pıhtısı yürümesiyle bizim "yoğun bakım" serüvenimiz başladı.

Adamcağız, kendisinde değildi, apar topar 112 ile bir özel hastaneye gitme kararı alındı.

Nasıl olsa hastamız 1. Derece devlet memurluğundan emekli idi. Kendisinin hatırı sayılır bir emekli maaşı da vardı. Herbiri ev bark sahibi kızlarının da maddi durumları gayet iyiydi. Bir özel hastane masrafından kaçınmaya zerrece lüzum yoktu. Yeter ki, "Reis Baba" iyileşsin, sağlığına kavuşsun.

Baba tam 3 ay yoğun bakımda yattı. Bazı bazı kendine gelir gibi olan bir deri, bir kemik duruma düşmüş babanın bir tebessümü, konuşur gibi olması, ziyaretine gelenleri tanır gibi olması ama uzun uzun uyutulması, ilk iki hafta hepimize "Rabbimize binlerce şükür!" dedirtti. Bir tarafı felçti. Konuşmakta zorlanıyordu. Maviş gözleri ile "evet-hayır" tarzında iletişim kuruluyordu.

Gün geçtikçe baba daha da eridi. Baba mama ile beslenmekten, kablo ile beslenmeye, gırtlakta açılan delikten soluklandırılmaya geçildi.

Bir ara eline kalem tutuşturuldu, Kargacık burgacık bir yazıyla "ecel" yazmasını ben şahsen hiç unutmayacağım.

Baba şu sıralarda evde.. Hastanedeki makineler yatak dahil aynısıyla adeta eve kuruldu. Özel hemşireler tutuldu. Ek olarak üç kızı nöbetleşe babanın başını bekler oldu.

Baba bırakın ayağa kalkmayı, yatakta doğrulamaz halde. Sürekli uykuda, biraz uyanık..

Ama "Reis Baba" yaşıyor ya, aile halkı mutlu!

 

Haber Tarihi: 09 Kasım 2018 Cuma 17:44

YORUM YAZ

    Günün Karikatürü

    16 Kasım 2018