“2023 hedefleri hayaldir” diyen TÜSİAD Başkanı ile gerilim siyasetini sürdüren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun toplumu kutuplaştırdığını ifade eden Davutoğlu, “Ne TÜSİAD ne de Kılıçdarolu bizim meşruiyetimizi sorgulayamaz” dedi.
ERSOY DEDE - Başbakan Ahmet Davutoğlu ilk dış ziyaretini gerçekleştirdiği KKTC’den dönüşte, aralarında yazarımız Ersoy Dede’nin de bulunduğu gazetecilerin sorularını cevapladı.
İşte Davutoğlu’nun KKTC dönüşü uçakta kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplar…
- NY Times’ın Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve sizin camiden çıkarken gösteren fotoğrafınızla birlikte ‘IŞİD’e katılımlar’ haberi yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Türkiye’de paralel yapının yayın organı bir haber yapıyor, aynı resimle NY Times manşete alıyor. Sadece bu bile haberin hangi niyetle yapıldığını göstermesi bakımından önemlidir. Benim ismimim ilan edildiği gün birlikte namaz kıldık Sayın Cumhurbaşkanı ile Hacı Bayram’da.. Namazdan çıkarken çekilmiş bir resmimiz o. Fakat NY Times’ın bu kullandığı resmi, aynını paralel yayın da birinci sayfadan veriyor. Burada bir algı oluşturulmaya çalışıldığı çok açık. Ve NY Times’ın bu yaptığını da içeride paralel yayın organları yapıyor. Hacı Bayram’ın kemikleri sızlar. Bu basın özgürlüğü falan değil. Burada Türkiye’yi özellikle IŞİD konusunda bir şeyler söylemeye zorluyorlar. Ekim 2013’teki Bakanlar Kurulu kararımız ortada. Biz resmen söyleyeceğimiz sözü söylemişiz zaten. IŞİD’in bir terör örgütü olarak kabul edildiğini açıklamışız. Şimdi yeni ne söylenebilir ki?..
TÜSİAD GENEL KURULUNA KATILMAYI GÖZDEN GEÇİRECEĞİZ
- TÜSİAD Başkanı’nın; ‘2023 hedefleri hayaldir, iş dünyası kutuplaştırma atmosferinden yorgun düştü’ açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Daha geçenlerde TÜSİAD Başkanı ile birlikteydik. Gayet olumlu bir görüşme yaptık. Bu son açıklamalarına bakacak olursak ciddi çelişkiler olduğunu görüyoruz. Bir kere açık söyleyeyim, çok üzüldüm. Kutuplaştırıcı ne demek? Son bir ay içinde, Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, gerek sayın Cumhurbaşkanı’ndan gerek benden, gerginlik ihtiva eden tek bir söz duydunuz mu? ’Savaş dışında görüşmeyiz’ diyen bir muhalefet lideri orada duruyorken bu suçlamanız adil mi? Yemin töreni günü, Türkiye’yi dünyaya rezil edercesine kitap fırlatan bir CHP, salonu terk eden bir CHP var ortada. Ak Parti buna herhangi bir tepki mi gösterdi? Kalkıp kürsüyü mü işgal ettik?.. Bir tepki mi gösterdik?. Tüm bu yaşananlara hiçbir söz söylemeyeceksiniz, Cumhurbaşkanı için ‘kutuplaştırıcı’ diyeceksiniz. Bu olmaz. Kongreyi kazandım, Başbakanlık koltuğuna oturdum. Bir telefon açıp da tebrik etmedi muhalefet lideri. Ben kongre sonrası tebrik etmek için kendisini aradığımda bana ‘hayırlı olsun’ dedi. Şimdi kim kutuplaştıran?.. Çok açık söylüyorum, bu sözlerin söyleyen kişinin kendisi kutuplaştırıcı etki yapar. Kılıçdaroğlu’na kim akıl veriyorsa söyleyeyim, yanlış yoldadır. Benim meşruiyetimi ve otoritemi tartışmak Kılıçdaroğlu’nun haddine değildir. Bizim meşruiyetimizi sorgulama makamında değildir. Bizim düsturumuz şudur.. Selam verirse alırız. Selamımızın alınacağını bilirsek de selam veririz. TÜSİAD Başkanı bu kadar olumlu mesaja rağmen ‘kutuplaştırıcı’ diyorsa iyi niyetli görmem mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanı etkinliklerine katılıyor, ben ocak ayında yapılacak olan genel kurullarına katılmayı planlıyordum. Ama bu şartlarda biz de kararlarımızı gözden geçiririz.. Biz desteğimizi halktan aldık, yine döner halka hesap veririz. Ne TÜSİAD ne de Kılıçdaroğlu bizim meşruiyetimizi sorgulayamaz. TÜSİAD’a çağrı yapıyorum. Kutuplaşmayı engellemek istiyorsanız bu sözleri kendiniz ağzınıza almayacaksınız. ..
HEDEF YARGI BAĞIMSIZLIĞI
- HSYK seçimleri ile ilgili yorumlarınızı alabilir miyiz?
- HSYK seçimlerinin Türkiye’nin kaderini belirleyecek bir seçim gibi telakki edilmesi ya da sunulması doğru değil. Yargı üzerinden Türk siyasetini kontrol etmek gibi bir amaçları ve hedefleri olmasaydı bu seçimleri bu kadar önemli olarak sunmazlardı. Biz hakime neden güveniyoruz?. Hakimin güvenilirliği tek başına karar verebiliyor olmasından kaynaklanıyordu. Metni tek başına vicdanıyla yorumlamasından kaynaklanıyordu. Ama şimdi hakim bir tesirle karar vermeye başladığında ortada hukuk kalmaz. Bakın 12 Eylül 2010 Referandumu’nda kabul edilen metni Anayasa Mahkemesi değiştirdi. Bir hakimin bir kişiye oy vermesi prensibini iptal etti. Yani ne oldu? İki liste çarpışacak, bir güç egemen olacak. Buna hükmetti Anayasa Mahkemesi. Yargıyı, ‘bizim taraftan, karşı taraftan’ diye ayırdı. Nitekim HSYK’da, Yargıtay’da, Danıştay’da yapılan seçimlerde hep bir grup hakim oldu. İster seküler, ister dini, ister sosyalist fark etmez. Bir grup, yargıda hükmünü kurduğu zaman kaybeder. Atamalar, görevlendirmeler hep şaibe altında olur, yargı bağımsızlığını yitirir. Korumamız gereken yargı bağımsızlığıdır..
YARGIDA BİRLİK’TE HER RENK VAR
- Yargıda Birlik Platformu Üyeleriyle görüşmeniz de eleştiriliyor..
- Başkaları da gelse, başkalarıyla da görüşürdüm. Bizden Yargıda Birlik Platformu randevu istedi. Verdik. Görüştük. Çok da memnun oldum. Çünkü gördüm ki bu platformda, muhafazakâr var, sosyal demokratlar var, milliyetçiler var, ülkücüler var, Sünni var, Alevi var... Türkiye’nin her rengini görüyoruz. Bunlar yargı için bir ümittir.