Medyadaki “Kriptolojik” kurgu… Tamer Korkmaz, medyadaki kuklaları ve kuklacıları yazdı! Kimler var kimler!
Yazar Tamer Korkmaz, Yeni Ankara’daki köşesinde; Türk siyasetini de yönlendiren medyadaki kukla ve onları oynatan kuklacıları yazdı. Ertuğrul Özkök’ten, Taha Akyol’a, ROK’tan Nagehan Alçı’ya, Enver Altaylı’dan Güneri Civaoğlu’na kadar son 30 yılda Türk medyasını ve siyasetini yönlendiren isimlerin arasındaki gizli bağlantıları bir bir ifşa etti.
“Öyle bir oyun düşününüz ki, tüm oyuncular aynı ekipten” diyen Korkmaz, “Kendi ekibinizden birine karşı oynuyorsunuz… Muhteşem bir kriptolojik kurgu! Rakibiniz aslında sizinle aynı amaçlara hizmet eden birisi oluyor. Siz ve güya rakibiniz, sizin için hangi strateji en büyük getiriyi sağlıyorsa, onu tercih ediyorsunuz… Size karşı oynuyor gibi görünerek size hizmet ediyor. Çeşitli alanlarda bunun uygulamalarını görmek mümkündür. Örneğin, kendi elemanınızı karşı cephede yer alan bir kuruluşun ‘önemli bir yöneticisi’ yapmayı başarmanız gibi bir şey!” ifadelerini kullandı. Tamer Korkmaz’ın yazısı şöyle:
KONTROLLÜ GERİLİM STRATEJİSİ
NATO ülkelerindeki Gladio yapılanmaları…
En başından beri; siyasetten medyaya, kültür sanat çevrelerinden üniversitelere kadar geniş bir yelpazede “kendileriyle pek uyumlu çalışan özel görevli elemanları” sahneye sürdüler.
Hem Tez’i hem de Anti-Tez’i savunanları birlikte/aynı anda kontrol edebilmek amacıyla “Gerilim Stratejisi” uyguladılar, uyguluyorlar.
Buna “Kontrollü Gerilim Stratejisi” deniliyor.
Söz konusu stratejiyle -sağdan sola- farklı etiketler taşıyan cepheleri yönetiyorlar, kitleleri yönlendiriyorlar.
Farklı kulvarlarda/kollarda kurdukları derin istasyonlarda, uzun senelerdir istihdam ettikleri aparatlar eliyle her türlü psikolojik savaşı yürüttüler, yürütüyorlar.
“Sahte Bayrak” sallayan isimler üzerinden işlerini görüyorlar.
İktidarda veya muhalefette hangi siyasi heyet olursa olsun; neticede, Komprador Burjuvazi’nin hedeflerine ulaşması isteniyor, bekleniyor.
Komprador Burjuvazi tabirini, Batı Cephesi ile uyumlu dahası stratejik iş birliği içindeki Büyük Sermaye’yi tanımlamak için kullanıyoruz.
MASKELİ BALO
Uzun yıllardır “solcu, devrimci” bayrak sallayan Yalçın Small ile yine senelerce “sağcı, milliyetçi” geçinen Taha Gladyol, aslında işbu Komprador Yapı’nın amaçlarına hizmet eden maskeli oyunculardır.
Mister Small, “Made in USA” 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin öncesindeki planlı protestolarda “en önde yürüyen” CHP’li gençlerden biriydi.
Kariyeri boyunca “27 Mayıs’ı biz yaptık!” demeyi pek seven Mister Small, “Kir Teorisi” adlı kitabında şunları yazmıştır:
“27 Mayıs 1960 Devrimi olmuştu. Aydın Yalçın Hocamız yurtdışından dönmüştü. Komite’ye (MBK) yakındı…
İş Bankası yönetimine getirilmişti. Taner Timur ile ziyaretine gittik. ‘Ezanı, ne zaman Türkçeleştireceksiniz?’ diye sorduk.”
(Sayfa: 70, Doğu Kitabevi, Şubat 2018)
Uzun yıllar sonra, Bekaa’da Apo’yu ziyaret edip ona “akıl hocalığı” yapan da Yalçın Small idi.
Mesela, Aylık Sosyalist Dergi ‘Toplumsal Kurtuluş’un Eylül 1989 sayısında, PKK terör örgütünün elebaşısıyla yaptığı söyleşi, bu derin ziyaretlerin sadece görünen yüzüdür.
2000’li yıllardan itibaren, her bir vesileyle “Sabetayistlerimiz olmasaydı, biz bu Cumhuriyeti kuramazdık” diyen de ta kendisidir.
Genelde, güya “Sabetayistleri deşifre ediyormuş” gibi bir görüntü verirken; aslında onların “Yenilmez Güç” olarak zihinlere yerleşmesini amaçlayan bir Psikolojik Harekât yürütüyordu.
Yalçın “Small” idi, ama mide bulandırıyordu!
Anti Emperyalist geçinmesi, sadece oynadığı rolün gereği idi.
Yalçın Small Bey, uzatmalı talebesi Soner’in sahibi olduğu Oda TV’ye verdiği röportajda şöyle diyordu:
“TÜSİAD, bu rejimin değişmesini istiyor. Laik, demokratik bir Türkiye istiyorlar. Samimi olduklarına inanıyorum…
Şu anda en büyük muhalefet, Türkiye büyük sermayesinin örgütü TÜSİAD’dır.” (4 Mayıs 2018)
ESKİ-MEYEN DOSTLAR
Taha Gladyol, 1980 öncesinde MHP’nin yayın organı Hergün’ün Yazı İşleri Müdürü idi. Gazetenin sahibi, Enver Altaylı idi.
Taha Bey, şimdilerde “Şanlı Muhalif” Karar’da yazıyor; kankası Altaylı ise 15 Temmuz darbe girişimiyle bağlantılı olarak FETÖ’den hapiste!
Mister Altaylı, CIA’in Özbek asıllı casusu Ruzi Nazar’ın talebesiydi.
Taha Bey, 1980 sonrasında Tercüman’daydı; “Çağdaş Sağcı” olmuştu!
Batı Kulübü’nün televizyonu CNN Türk’ün 1999’daki kuruluşundan itibaren de -epeyce bir süre- oradaydı.
Yurttaş Doğan’ın döneminde Milliyet’te ve Hürriyet’te de yazdı.
2015’te Hürriyet’teki köşesinde “Üst Akıl, Dış Güçler, Paralel Yapı gibi laflar, birer komplo teorisidir” demişti!
Ertesi yıl 15 Temmuz’da, FETÖ’nün darbe girişimi yaşandı.
Mister Gladyol’un oğlu Mustafa, George Soros’a ait Açık Toplum Vakfı’nın Mütevelli Heyeti’nde görev yapmıştı.
Adnan Oktar’ın “Harun Yahya” müstearıyla imza attığı “Ters Manyel” antetli bazı kitaplarını kaleme alan mı; Mustafa Gladyol’du.
HAZCI BİRADERLER
1980 öncesinde “sağcı” Tercüman’ı yöneten “solcu” Güneri Cıvaoğlu, Batı Kulübü’nün “gazetecisi” olarak medyadaki meşhur isimlerin “gurusu” idi.
Onun “hazcılığını” da örnek alan Ertuğrul Özkök ise Hürriyet’i yirmi yıl boyunca yönetirken “medyanın çürütülmesi” sürecinde özel bir misyon üstlendi.
Ertuğrul’u yıllar içinde “solculuktan liberalliğe geçiş yapan bir isim” olarak tanımlamak, yüzeysel kalacaktır.
Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la kolaylıkla görüşebilmesi ve güya onu çok takdir etmesi sebebiyle kendisine “Öz-köşk” lakabı takıldı.
O, bundan dolayı rahatsız değildi; çünkü, bu lakap derin vazifesini “bir güzel” perdeliyordu.
ASLINDA, NEDİR?
Rahmetli Turgut Özal’ın Köşk’teki son bir yılında, Ertuğrul’un Hürriyet’te attığı “Özal Gidici” eksenli manşetleri unutmuyoruz.
Bir nevi “Özel Harp Gazetecisi olan” Özkök; yıllar sonra Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğü gerçeği gün ışığına çıktığında, bu hakikati perdeleyebilmek için sürekli Optik Çarpıtma yaptı, söylemediği yalan kalmadı.
Dahası, bu gerçeği dile getirenlerle aklınca dalga geçiyordu!
007 Ertuğrul, 28 Şubatçılıkta Çevik Bir ile yarışacak düzeyde bir “Apoletli Yayın Yönetmeni” idi.
“BAĞZI” DEVŞİRMELER
Son çeyrek yüzyılda, medyada “muhafazakâr kesimden” denilen tipleri de devşirdi.
Bunlardan biri, şimdilerde Hürriyet’i yönetiyor…
Diğeri de Karar’da “şanlı muhalif” takılıyor.
-Kararlı bir Batı Muhibbi olan Mister Dedi Ki, bir dönem iktidarın basın sözcüsüydü.
Özkök’ün “kanatları altına aldığı” ama neticede “elinde patlayan” iki Fetullahçı “İliştirilmiş Gazeteci”den CIA bağlantılı Eko Dumanlı ABD’de kaçak vaziyette, Eyüp John Sağlık ise kaçak olarak yaşadığı Londra’da lokantacılık yapıyor.
“BOZUK MALI” CİLALAMAK
Eskisi kadar ortalıkta görünmeyen “Fanatik Batıcı” Ertuğrul, eski alışkanlıklarını sürdürmekten kendisini alamıyor, “yalan dolan, yanılma ve yanıltmada” meşum bir marka haline gelen ROK’u “Dedikleri çıkıyor!” diye lanse ediyor.
Vaktiyle, Ahmet Altan tarafından devşirilen ROK; Paralel Yapı’nın finanse ettiği Taraf’ta iken, 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “hapse atılması” için Paralel Gayret gösterenlerden biriydi.
Şike Kumpası sürecindeki iftiraları ve yalanlarından ise hacimli bir kitap çıkar…
Zekeriya Öz’ün “heykeltraşı” olmayı çok istemişti ama proje onun ve kuklacılarının elinde kaldı!
OPTİK ÇARPITMACI
Her sezon başında “Bu sene, Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaklar” zırvasıyla sahne alan ve böylelikle aslında kimin “Haram-piyon” yapılacağı hususunun üzerini en baştan ihtimamla örten bir madrabazdan bahsediyoruz.
-Bu minvalde, renktaşı Hıncal Uluç’un müdavimidir.
Kısa süre önce kara para aklamaktan tutuklanan Galatasaray eski Başkan Yardımcısı E.T’nin kankasıdır…
-Haliyle şu sıralar “idrak ve izah yollarından” mustariptir, ROK!
BİRDENBİRE
ROK’un -aynen, John Wayne’n- eski eşi Nagehan gibi iktidar yandaşı rolünde oynaması, “özel görev” gereğidir.
Nagehan, 2009’da Akşam’da iktidarı sert eleştiren bir yazarken; “birdenbire/aniden, neredeyse yirmi dört saat içinde” iktidar destekçisi haline gelmişti.
-Tıpkı, Radikal’deki “Mister Jöleli” gibi! Şahsın, devamında “elmanın içine giren kurt” misali nasıl bir tahribat yaptığını ilgisi iyi bilir.
“İktidara Zarar Verme” misyonunu uzun süredir yerine getiren bu isimler gibi daha birçoklarını sayabiliriz.
Şimdilerde, bu tipleri “Ekran Maydanozları” olarak hemen her gece sahne alırken görebilirsiniz.
Bunların ekserisi, “Ankara’yı Washington’a eklemlemek” için oralarda konuşlanmışlardır.
Temel mevzularda “Arzın Merkezine Seyahat” etmek şöyle dursun, özellikle derin gerçekleri örtbas etmek için adeta yarışırlar.
-İzleyicilere “Anzer Balı” yerine “Keçiboynuzu” sunarlar!
Bazen “Kayıkçı Kavgası” yapmaları, hesaba dahildir: Narkoz kapsamındadır, asıl görevlerini perdelemeye yarar.
“Menfaat Çatışması” yaşadıklarında; izleyici, onlar arasında herhangi bir tercih yaparsa, bir kez daha yanılmış olur…
-Şu son günlerde, bu durumun en bariz örneklerinden biri sahneleniyor, mesela!
Güncel örnek mi; “Tencere dibin kara!” olayına tekabül ediyor.
Bu kapsamdaki Truva’ların ekranlarda halen daha “baş tacı” yapılmaları gibi fevkalade vahim bir çelişki, iktidar açısından değerlendirildiğinde…
Bir dönemin “Mutfakta biri mi var?” replikli reklamını hatırlamamıza neden oluyor!
-Eh, cevabı üzerinde bir sualdir.
LEOPARIN BENEKLERİ DEĞİŞMEZ
CNN “TRICK” televizyonu, yazımızın başlangıcındaki analizi örneklemek bakımından ibretliktir.
Yurttaş Doğan’ın sahipliğinde “muhalefette” Demirören’in sahipliğinde “iktidar yandaşı” kabul edilen bu televizyonun asıl misyonu yani Batı Cephesi’ne bağlılığı, değişmez.
Haliyle, siyasi kamplar açısından yapılan değerlendirmeler yüzeysel kalır.
Konjonktüre göre “örtük bir konuşlanma” içindeki bu ve benzeri televizyonlar, izleyicilerine “gerçekten ne olup bittiğini” -taammüden- anlatmazlar.
Siyasi tahterevalliden pek memnundurlar; gözbağcılık ustasıdırlar.
Batı Cephesi’nden yanadırlar…
Gerçekten farklı fikirlere sahip olanlara, ekranları kapalıdır.
BLACKLIST
Hem iktidar hem de muhalefet medyalarında, dışarıdan bakıldığında görünmeyen “yasaklı listeleri” itina ile uygulanır.
Yasaklılar, temelde ABD/Batı Karşıtı fikirlerinden dolayı yasaklıdırlar.
Çoktandır kemikleşmiş bir tür “Kast Sistemi” yürürlüktedir.
Mevzubahis sistemin en çarpıcı veya en çürütücü örneklerinden biri olan Habertürk’te son dönemde ortaya dökülen skandal hadiseler “anlayana” yeterince öğreticidir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka husus da şudur:
-TMSF’nin el koyduğu kanallar, yeni sahipleri tarafından alındığı vakit; bu kanalların eski sahiplerini veya eski idarecilerini geçmişte arka plandan yönetenler, bir kez daha oralara öncekilere benzer “maskeli” elemanlarını, görevlilerini ışınlayabilirler!
-Bunun daha önce yaşanan örneklerini biliyoruz.
“YEŞİLÇAM YOLCUSU KALMASIN”
Medyadaki “Kriptolojik Kurgu” kapsamındaki “Ters Manyel” hadiseler, halihazırda muntazaman sürüyor.
Rakip veya karşıt fikirlerde görünenler, son tahlilde “aynı amaca, aynı stratejiye” hizmet ediyorlar.
Bu kapsamda, medyadaki evli çiftlerden bile örnekler akla geliyor…
-Öyle ki: Eşlerden biri, bir kanalda iktidarı; diğeri bir başka kanalda muhalefeti savunuyor.
Gelgelelim…
Onlar, gerçekte farklı fikirlere sahip değiller ve zaten kafadan Batıcı karakterler!
Komprador Burjuvazi’nin medya masasındaki “Puppet Master” her kimse, bunları itina ile “oynatıyor.”
-Bu gibiler, Yeşilçam için büyük birer kayıptırlar!
TRUVA ATI
Finali, senaristlerin üzerine adeta “balıklama atlayacağı” halen “çevrimiçi” bir karakterle yapalım!
Uzun senelerdir “Sosyal Demokrat” geçmişi olan, eski CHP’li bir vekil, bu…
Son birkaç yıldır iktidar cenahına “Truva Atı” olarak “konuşlandırılmış” ekonomist kökenli bir siyasetçi.
Siyasi atraksiyonları bir yana, medyaya müdahale “kabiliyeti” daha ziyade enteresan…
Hiç tanımadığı, karşılaşmadığı gazetecilerin televizyonda yaptıkları programı bir telefonla kaldırtabiliyor; bazı televizyon yöneticilerini arayıp “Onu çıkarmayın, şunu çıkarın” diyebiliyor!
Dahası, onun talepleri “İktidardan gelen istekler” falan da değil; amma velakin, telefonun öbür ucundaki yöneticiye bu izlenimi veriyor ve amacına ulaşması zor olmuyor.
Bu “Bay Yetenekli” Zat, CHP’li iken; birkaç yıl önce vefat eden ünlü bir iş insanının mutemet adamıydı. Ya, şimdi?
-Bir başka “Komprador” yahut onun yönlendirdiği biriyle mi irtibatlı? Henüz, bilmiyoruz. Finalde, Kibariye’den kırk beş yıllık “unutulmaz” bir şarkı gelsin: Kim bilir?