Geniş kapsamlı bir genetik araştırma, Avrupa’da kızıl saçla ilişkili genler dahil yüzlerce varyantın 10 binden fazla yıldır doğal seçilimle şekillenerek yaygınlaştığını ortaya koydu.
Geniş kapsamlı genetik araştırma, Avrupa’da kızıl saç geninin, 10 binden fazla yıldır aktif olarak ortaya çıktığını zamanla daha yaygın hale geldiğini ortaya koydu. Sebep ise insanları daha sağlıklı ve dayanıklı hale getirmek.
Bilim insanları, yaklaşık 16 bin antik insan kalıntısından ve 6 binden fazla yaşayan bireyden elde edilen DNA verilerini inceleyerek doğal seleksiyonla (seçilim) ilgili güçlü kanıtlar elde etti.
Çalışmada, doğal seçilim tarafından tercih edilmiş görünen 479 genetik varyant tespit edildi. Kızıl saç ve açık tenle ilişkili genlerin yanı sıra, çölyak hastalığına yatkınlık ve diyabet, kellik ile romatoid artrit riskini azaltan bazı genlerin de zamanla daha yaygın hale geldiği belirlendi.
Araştırmacılar, “Kızıl saç 4 bin yıl önce avantajlı olabilir ya da daha önemli bir özelliğe bağlı olarak yayılmış olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Önceki çalışmalar, kızıl saçlı ve açık tenli kişilerin D vitaminini daha verimli üretebildiğini, bunun da özellikle güneş ışığının az olduğu kuzey bölgelerde hayatta kalma avantajı sağlamış olabileceğini gösteriyor.
Daha önce, yetişkinlikte süt sindirme yeteneği gibi yalnızca yaklaşık 21 genetik özelliğin doğal seçilimle yaygınlaştığı biliniyordu.
Ancak yeni çalışma, çok sayıda antik DNA örneği ve gelişmiş analiz yöntemleri sayesinde, Batı Avrasya’da yüzlerce genin zaman içinde yayılıp azaldığını ve özellikle avcı-toplayıcı yaşamdan tarıma geçişle birlikte bu sürecin hızlandığını ortaya koydu.
Araştırmanın baş yazarı Ali Akbari, “Bu yeni teknikler ve geniş antik genom verisi sayesinde doğal seçilimin biyolojimizi nasıl şekillendirdiğini artık gerçek zamanlı izleyebiliyoruz” dedi.
Bilim insanlarına göre bazı genlerin avantajı çok açık; kızıl saç ve açık tenle ilişkili genler, “düşük güneş ışığı alan bölgelerde, beslenmeyle yeterince alınamayan D vitamininin daha fazla üretilmesini sağlamış olabilir.”
Buna karşılık bazı genetik eğilimler daha zor açıklanıyor. Çölyak hastalığı riskini artıran bir mutasyonun yaklaşık 4 bin yıl önce ortaya çıktığı ve zamanla yaygınlaştığı belirlendi. Bu gen varyantına sahip kişilerin, hastalık riskine rağmen hayatta kalma ve genlerini aktarma olasılığının daha yüksek olduğu düşünülüyor.
Benzer şekilde, verem riskini artıran TYK2 adlı bağışıklık geni de 9 bin ile 3 bin yıl önce arasında yaygınlaşmış, ardından tekrar azalmaya başlamış. Bu tür genlerin, belirli dönemlerde yaygın olan patojenlere karşı koruma sağlamış olabileceği değerlendiriliyor.
Araştırma ayrıca, yüksek vücut yağı oranını teşvik eden gen kombinasyonlarının zamanla azaldığını ortaya koydu. Bu durum, kıtlık dönemlerinde avantaj sağlayan “tasarruflu gen” hipoteziyle açıklanıyor. Tarımla birlikte gıdaya erişimin düzenli hale gelmesi, bu tür genleri dezavantajlı hale getirmiş olabilir.