Kamu ve STK'lar Arasında İşbirliğinin Güçlendirilmesi için Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı Kapanış Etkinliği:
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı: - "Son iki yıl içinde birçok STK'nın çok farklı alanlarda sesini daha güçlü duyurmaya başladığını ve daha katılımcı bir anlayışı ülkemizde geliştirdiğine inanıyorum" - AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Meyer-Landrut: - "Bugün bizi bir araya getiren hibe programı gibi programlar Türkiye'nin ilerlemesinin desteklenmesi ve katılımcı demokrasi açısından en etkili araçlardan birisidir"
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı, "Son iki yıl içinde birçok STK'nın çok farklı alanlarda sesini daha güçlü duyurmaya başladığını ve daha katılımcı bir anlayışı ülkemizde geliştirdiğine inanıyorum." dedi.
Kamu ve STK'lar Arasında İşbirliğinin Güçlendirilmesi için Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programının çevrim içi düzenlenen kapanış etkinliğine Dışişleri Bakan Yardımcısı Kaymakcı'nın yanı sıra AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkanı Dr. Hakan Ertürk ve Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Proje Uygulama Daire Başkanı Hakan Atik katıldı.
Burada konuşan Kaymakcı, projenin temel amacının kamu ile sivil toplum kuruluşları arasındaki bağı güçlendirmek, sivil toplum kuruluşlarının kendi aralarında bir ağ kurmasına yardımcı olmak ve sivil toplum kuruluşlarının kamu ile çalışma kültürünü güçlendirmek olduğunu belirtti.
Kaymakcı, "Sanırım bunda başarılı olduk. Gönül isterdi ki bu proje daha fazla STK'yı kapsasın, daha fazla ili kapsasın. Ama kısıtlı kaynaklarımızla yapabildiklerimiz bu. Bunun iyi bir pilot proje olduğunu düşünüyorum. Son iki yıl içinde birçok STK'nın çok farklı alanlarda sesini daha güçlü duyurmaya başladığını ve daha katılımcı bir anlayışı ülkemizde geliştirdiğine inanıyorum." dedi.
Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin başlangıcında birçok STK'ya karşı kamuda çekince ve korkular olduğuna işaret eden Kaymakcı, STK'ların daha çok yıpratan kurumlar olarak algılandığını belirterek, "Bugün geldiğimiz noktada, STK'ların konuları sahiplenmesi ve konulara yerinden, kaynağından görüşler ve katkılarla katılıyor olması, Türkiye'de yasama kültürüne çok önemli katkılarda bulundu." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin AB üyelik süreciyle birlikte bu alanda çok ciddi gelişmeler kaydettiğini vurgulayan Kaymakcı, "Bu proje tabi 10 STK ve 4,3 milyon avroluk bir bütçeden oluşan bir çerçeve. Bunu önümüzdeki dönemde daha da geliştireceğimizi umuyorum." diye konuştu.
Kaymakcı, 2 yıl önce yaptıkları bir ankette AB'ye bakış açısının nasıl olduğunu sorduklarını hatırlatarak, "O ankette sanıyorum yüzde 80'in üzerinde Türkiye'nin AB'ye üye olması gerektiği ve üyelik sürecinin yararlı olduğu sonucu ortadaydı. Türkiye'ye karşı ön yargılar olduğunu da hep birlikte ortaya koymuştuk. Ama aynı zamanda, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde de atması gereken adımlar olduğunu hep birlikte tespit etmiştik. Önümüzdeki dönem bunları birlikte yapacağımız dönem olacak." değerlendirmesini yaptı.
- "Sivil toplumumuzun AB sürecini bu şekilde sahiplenmiş olması elimizdeki en büyük sermaye"
10-11 Aralık'ta yapılacak AB Liderler Zirvesinde belli kararlar alınacağını ve Türkiye ile ilgili yaptırım tartışmalarının gündemde olduğunu belirten Kaymakcı, şunları kaydetti:
"Biz şuna inanıyoruz. Türkiye her zaman gelişimden, diyalog ve müzakereden yana oldu. Komşularımızın sırf bizden daha önce AB üyesi olduğu için üyelik haklarını aleyhimizde kullanmaları ne onların yararına olacak, ne Avrupa Birliği'nin genel çıkarına uygun olacak, ne de karşılaştığımız hiçbir sorunun çözümüne katkıda bulunacak. Dolayısıyla eğer Kıbrıs sorununu, Ege sorununu, Doğu Akdeniz sorunlarını çözmek istiyorsak bunları pozitif bir anlayış içerisinde güven artırıcı adımlarla çözebiliriz."
Kaymakcı, Türkiye'nin ve ülkedeki sivil toplumun pozitif bir anlayış içerisinde güven artırıcı adımlarla ilerlemek istediğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sizlerin oynadığı rol çok önemli. Hem Türkiye'de kendi alanınızdaki sivil toplum kuruluşlarıyla, hem de diğer Avrupa ülkelerindeki sivil toplum kuruluşlarıyla yapmış olduğunuz ortak çalışmalar bu güvenin artırılması açısından çok önemli. Türkiye hakkındaki bazı haksız ve olumsuz algıların değiştirilmesi açısından da bunlar çok önemli. Ben inanıyorum ki sivil toplumumuzun AB sürecini bu şekilde sahiplenmiş olması elimizdeki en büyük sermaye."
- "Dolaylı yönetim veya katılımcı yönetimi tercih ediyoruz"
Kaymakcı, AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) 3. döneminin ve Sivil Toplum Diyaloğu Programının 6. döneminin başlayacağını ve bunlarda da birlikte çalışacaklarını dile getirdi.
Son yıllarda AB Delegasyonunun sivil toplum programlarında doğrudan yönetime geçtiğine dikkati çeken Kaymakcı, doğrudan yönetimin çok benimsedikleri, katılımcı bir anlayış olmadığına işaret ederek, "Biz doğrudan yönetim yerine dolaylı yönetim veya katılımcı yönetimi tercih ediyoruz. Umarız AB Delegasyonu, Avrupa Komisyonunun da bu yönde alacağı bir kararla, bundan sonraki dönemde sivil toplum ile ilgili tek başına yürüttüğü projeleri, AB Başkanlığı'nın da daha fazla içinde olacağı, daha fazla katkıda bulunacağı bir anlayışla yürütürse bunda daha fazla başarı elde edeceğimize inanıyorum." dedi.
Bakan Yardımcısı Kaymakcı, Türkiye'de artık gerçek anlamda bir sivil toplum kültürünün oluştuğunun ve STK'ların birçoğunun devletten herhangi bir desteğe ihtiyacı olmadığının altını çizdi.
Türkiye'deki canlı STK kültürünü AB Başkanlığı katkılarıyla ve AB Delegasyonunun çabalarıyla çok daha etkin sonuçlar alacak bir noktaya getirilebileceklerini kaydeden Kaymakcı, AB Delegasyonu ve Avrupa Komisyonu'nun sergilediği iş birliği için teşekkür etti.
Kaymakcı, sivil toplum kuruluşlarını Türkiye'nin AB üyelik sürecinde iletişim elçileri olarak gördüklerini de sözlerine ekledi.
- "Sivil topluma katılımın desteklenmesi amaçlanıyor"
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Meyer-Landrut da sivil toplumun yaşayan bir demokrasi için önemli bir temel noktayı teşkil ettiğini belirtti.
Sivil toplumdaki aktörlerin katılımının sağlanmasının, AB'nin yapmış olduğu öncelikli çalışmalar arasında yer aldığını kaydeden Meyer-Landrut, AB içerisinde STK'larla insan hakları ile demokrasiyi korumak ve teşvik etmek ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak amacıyla çalıştıklarını dile getirdi.
Meyer-Landrut, ifade özgürlüğü ile dernek kurma özgürlüğünün güçlendirilmesi ve katılımcı demokrasinin sağlanmasının öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı.
AB'nin genişleme ülkelerinde sivil toplumu desteklemesinin öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Meyer-Landrut, "Avrupa Birliği sürekli olarak destek sağlamaktadır. Sivil toplum için bazı ortamlar yaratmaktadır. Avrupa'da, genişleme ülkelerinde, yakın komşu ülkelerimizde ve bütün dünyada sivil topluma katılımın desteklenmesini amaçlamaktadır." ifadelerini kullandı.
Meyer-Landrut, sivil toplumun katılımcı demokrasi içerisinde potansiyelini gerçekleştirmesi açısından önemli bir rol oynadığına dikkati çekerek, "Sivil toplumun özgür olması gerekiyor, kendisini örgütleyebiliyor olması gerekiyor bazı tedbirler geliştirebiliyor olması gerekiyor ve aynı zamanda vatandaşların sesini duyurabilmesi gerekiyor." dedi.
Büyükelçi Meyer-Landrut, Türkiye'deki STK'ların "zorlu bir bağlam içerisinde" faaliyet göstermeye çalıştığını ve yeterli finansmanlara erişim sağlayamadıklarını belirterek, bazı STK'ların karşılaştıkları sınırlamaların da dile getirilmesi gerektiğini kaydetti.
- Hibe programları en etkili araçlardan biri
Bugünkü hibe programının, IPA Sivil Toplum Destek Programı kapsamında, AB ve Türkiye tarafından finanse edildiğini vurgulayan Meyer-Landrut, hibe programının STK'ların kapasitesinin artırılmasına, kamu ve STK'lar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine ve yerel yönetimlerin kapasitesinin geliştirilmesine etkin bir şekilde katkı sağladığını kaydetti.
STK'ların iş birliği engellerini aşması ve kamu sektörüyle etkili şekilde iletişim ve diyalog kurabilmesi gerektiğini kaydeden Meyer-Landrut, "Bugün bizi bir araya getiren hibe programı gibi programlar Türkiye'nin ilerlemesinin desteklenmesi ve katılımcı demokrasi açısından en etkili araçlardan birisidir. Aynı zamanda sivil toplumun sağlayacağı faydalar da diyaloğu güçlendirecektir." diye konuştu.
Etkinlik, Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Proje Uygulama Daire Başkanı Hakan Atik'in "Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı'nın Kazanımları" konulu sunumuyla devam etti.