İstiklal şairimiz Mehmet Akif rahmetle anılıyor
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ebediyete irtihalinin 83. sene-i devriyesinde rahmetle anıyoruz. Yedi düvelin üzerimize saldırdığı bir dönemde ‘Korkma!’ diyerek, ‘Hakk’a tapan’ milletimizin payidar olacağının müjdesini veren Akif, eserleri ve dâvâ şuuruyla bir millete yol göstermeye devam ediyor.
Harun Sekmen İstanbul
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, Hakk’a irtihalinin yıl dönümünde dualarla yad ediyoruz. İstiklal Marşı’mızın müellifi olan Akif, aynı zamanda Türkiye’nin fikir hayatının mümtaz şahsiyetlerindendi.
‘Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal’
Kişiliği ve vatan sevgisiyle milyonlarca kişiye ilham olan İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un vefatının üzerinde 83. koca yıl geçse bile milletimizin gönlündeki sıcaklığını koruyor. Kalemini hakikate adayan ve Safahat adını verdiği şiir kitabına ‘Bu eser milletimindir’ diyerek İstiklal Marşı’nı eklemeyen Ersoy, ömrü boyunca inandığı değerlerin mücadelesini verdi. Entelektüel ve çok yönlü kişiliğiyle, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in doğru anlaşılması noktasında önemli eserlere imza atan Akif, son nefesine kadar haktan yana bir tavır sergiledi. Türk dilinin inceliklerine vakıf olan Ersoy, unutulmaz şiirler de kaleme aldı. Eserlerinde bir millete yol göstermenin gayreti içerisinde olan Akif, fikirleriyle binlerce kişiyi etkiledi. Edirnekapı Şehitliği’ndeki kabri her gün yüzlerce kişi tarafından ziyaret edilen Akif, yüce milletimizin gönlünde mümtaz bir yer edindi.
Ersoy’un şiirleri 7 ciltlik safahat adlı kitapta toplandı
Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin simgesi İstiklal Marşı’nı yazan Mehmet Akif Ersoy, şiirlerini 7 kitaptan oluşan “Safahat” adlı eserinde toplamıştı.
Fatih’te 20 Aralık 1873’te dünyaya gelen Ersoy, ilk öğrenimine Fatih’te Emir Buhari Mahalle mektebinde başladı, 1882’de Fatih Merkez Rüştiyesinde orta öğrenimine devam etti. Babası Fatih Camii medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi’den Arapça dersi alan Ersoy, aynı zamanda Fatih Camii’nde Farsça derslerini de takip etti.
Şiirlerini 7 kitaptan oluşan “Safahat” adlı eserinde toplayan Ersoy, 1911’de yazdığı ilk bölümde Osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini, 1912’de yazdığı “Süleymaniye Kürsüsünde” adlı ikinci kitapta da Osmanlı aydınlarını anlattı. “Halkın Sesleri” adlı üçüncü bölümü 1913’te kaleme alan Ersoy, “Fatih Kürsüsünde” isimli eserini ise 1914’te yazdı.
Ersoy, 1917 tarihli “Hatıralar” ile I. Dünya Savaşı hakkında görüşlerinin yer aldığı 1924 tarihli “Asım”ın ardından 7. bölüm olan “Gölgeler”i 1933’te tamamladı.
Yoğun ısrarlar sonucu Kur’an-ı Kerim’i Türkçe’ye tercüme etmeyi kabul eden Ersoy, 6-7 sene üzerinde çalışmasına rağmen sonuçtan memnun kalmayarak imzaladığı anlaşmayı feshetti. Akif Ersoy, “İstiklal Marşı”nı Türk milletine armağan ettiği için “Safahat” isimli eserine koymadı.
‘Mehmet Akif’in mezarını üniversite öğrencileri yaptırdı’
Araştırmacı yazar Fahrettin Gün ise İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy’un son zamanlarında yaşadığı sıkıntılara değinerek, “Hastalığında onu ve sevenlerini takip etmek dışında bir ilgi ve alaka göstermeyen resmi makamlar, cenazesinde de aynı ilgisizliği sürdürdü. Cenaze namazından sonra Edirnekapı’ya kadar tabutu gençlerin omuzlarında götürülen bu büyük dâvâ adamı, mütefekkir ve şairin aziz naaşı kefeninin üzerine bayrak sarılarak ve İstiklal Marşı eşliğinde kabrine yerleştirildi. Yine üniversite gençleri bir yıl sonra aralarında para toplayarak onu mezarını yaptırdı” dedi.
Mehmet Akif Ersoy ve yakın tarih üzerine çalışmalar yapan Gün, 27 Aralık 1936’da vefat eden Ersoy’un başmuharriri olduğu Sebilürreşad mecmuasının yön ve istikamet vericisi olduğu değerlendirmesinde bulunarak, “Mecmua onun denetiminde ve gözetiminde yayınlanmış, yazar kadrosunu o oluşturmuştur. Bu bağlamda onun hayatını Sırat-ı Müstakim-Sebilürreşad’dan önceki Akif ve sonraki Akif şeklinde iki safhaya ayırmak mümkündür. Çünkü Sebilürreşad mecmuasının İngiltere, Fransa, Rusya, Japonya, Çin, Hindistan, Ortadoğu, Afrika ve Balkanlara gittiği düşünülürse, Mehmet Akif’in bahsi geçen ülkelerdeki tanınırlığının da bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

