• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İBB Meclisi’nde skandal rapor! CHP’li yönetim İstanbul’u borç bataklığına sürükledi: "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası gündeme bomba gibi düştü

Yeniakit Publisher
Cem Kaya Giriş Tarihi:
İBB Meclisi’nde skandal rapor! CHP’li yönetim İstanbul’u borç bataklığına sürükledi: "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası gündeme bomba gibi düştü

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin nisan ayı oturumları, CHP’li yönetimin 7 yıllık başarısızlık karnesinin açıklandığı tarihi bir hesaplaşmaya sahne oldu. İBB'nin 2025 yılı faaliyet raporunun görüşüldüğü toplantıda AK Parti Grubu adına konuşan Faruk Gökkuş, şehri uçurumun kenarına getiren yönetim zafiyetini, devasa borçlanmayı ve yargıya taşınan ağır suçlamaları bir bir ifşa etti.

Avcılar’daki Hacı Tükenmez Camisi’nin yeniden inşası üzerinden İBB yönetiminin gerçek niyetini sorgulayan Faruk Gökkuş, çarpıcı bir iddiayı dile getirdi. İBB’nin camiyi aslına uygun yapmak yerine küçülterek arkasına "sanat sokağı" adı altında ticari alanlar açmak istediğini belirten Gökkuş, "Sizin derdiniz cami yapmak değil, oranın tabela değerinden istifade etmektir. Hodri meydan, gerçekten cami yapmak istiyorsanız Kadıköy’e yapın" diyerek CHP’li yönetimin samimiyetini sorguladı.


 

İBB Meclisi nisan ayı toplantılarının dördüncü oturumu, Meclis 1. Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ başkanlığında Saraçhane'deki belediye binasında yapıldı.

İBB Başkan Vekili Nuri Aslan'ın İBB 2025 yılı faaliyet raporunu sunmasının ardından Meclis'te grubu bulunan siyasi partiler raporla ilgili görüşlerini dile getirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Faruk Gökkuş, Aslan'ın 2019'da Silivri açıklarında meydana gelen depremde hasar gören Avcılar Hacı Tükenmez Camisi'ni İBB'nin yapmak istemesiyle ilgili sözlerini hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Hayırsever vatandaş Ahmet Tükenmez, arsasıyla birlikte bağışlamış bir cami yapmış. Orada bir cami var. Bu cami, son Silivri depreminde hasar görmüş, yıkılmasına karar verilmiş. İBB'ye müracaat etmişler. İBB, 'Ben oranın arkasına bir sanat sokağı yapacağım, orada birtakım şeyler satılacak. Dolayısıyla bu camiyi küçültmek istiyorum.' demiş. Oradaki cami cemaati, cami derneği de buna karşı çıkmış. Sizlerle defalarca görüştüler. Bir arkadaşımızı görevlendirdiniz. Siz orada cami değil, ufacık bir mescit yapalım diyorsunuz. Tartışmanın sebebi bu. Oranın ne önemi var? İBB gerçekten cami yapmak istiyorsa bir sürü yer var. 2012'den sonra belediyelerin ibadethane yapmaları önünde engeller kaldırıldı. Oranın tabela değeri var. Sizin derdiniz, cami yapmak değil, oranın tabela değerinden istifade edebilmektir. Çok cami yapmak istiyorsanız Kadıköy'e cami yapabilirsiniz. Buyrun hodri meydan."

Gökkuş, bütçe kitapçığının bir belediyenin iş yapma niyetini, faaliyet raporunun ise iş yapma kabiliyetini ortaya koyan belgeler olduğunu söyledi.


 

CHP'li İBB yönetiminin 7 yılda bir şehrin nasıl yönetilemediğini hem İstanbul'a hem de Türkiye'ye gösterdiğini belirten Gökkuş, 1994 yılından önce CHP'nin İstanbul'u yönetmeye çalıştığını ve şehri uçurumun kenarına kadar getirdiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine seçilmesiyle bu şehrin sadece yönetilmediğini, adeta yeniden inşa edildiğini vurgulayan Gökkuş, 2002 sonrasında aynı vizyonun bu kez merkezi idareye taşındığını ve İstanbul için ikinci bir atılım dönemi başladığını anlattı.

Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve İstanbul Havalimanı gibi mega projelere değinen Gökkuş, AK Parti anlayışının küçük hesapların değil büyük hedeflerin, günübirlik politikaların değil uzun vadeli stratejik aklın, popülizmin değil eser ve hizmet siyasetinin anlayışı olduğunu ifade ederek, İstanbul'un AK Parti döneminde hiçbir zaman ihmal edilecek bir şehir olarak görülmediğini kaydetti.

Gökkuş, CHP'li İBB yönetiminin İstanbul'a verdiği zararı bütçe, kentsel dönüşüm, ulaşım ve çevre başlıklarında değerlendireceğini aktararak, şöyle konuştu:

"2014-2019 yılları arasında İstanbul'u AK kadroların yönettiği dönemde İBB'nin borcunun toplam bütçesine oranı yüzde 87'ydi. Daha anlaşılır bir ifadeyle söylemem gerekirse İBB'nin bütçesi 100 lirayken, 87 lira borcu vardı. 2019-2024 dönemine baktığımızda ise bu oran yüzde 148'e çıkmış. Yani İBB'nin bütçesi 100 lira iken, 148 lira borç var. 'Borçlanmak ihanettir, İstanbul'un kaynakları kendine yeter.' dediniz ama 7 yılda İstanbul'u borç batağına sürüklediniz."


 

İBB yönetiminin 100 milyar dolar bütçesinin yüzde 10'unu bile kentsel dönüşüme ayırmadığını öne süren Gökkuş, "Deprem riskini görmezden gelen bir belediye yönetimi, sadece şehre değil, şehrin üzerinde oturanlara da ihanet etmektedir." dedi.

Gökkuş, İBB iştiraki İETT'nin mali yapısının bozulduğunu, bu bozulmanın faturasının da doğrudan vatandaşa kesildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"İETT gelirlerinin giderleri karşılama oranı 2018'de yüzde 95 iken, 2024'te yüzde 65,29'a düşmüştür. Aynı dönemde personel sayısı 5 bin 291'den 9 bin 535'e çıkmış, artış oranı yüzde 80 olmuştur. Yani mali denge bozulmuş, personel yükü büyümüş ama buna rağmen hizmet kalitesi artmamış, aksine araç arızaları, yangınlar ve sefer aksaklıkları kamuoyunun gündeminden düşmemiştir. Bu tablo, kaynakların verimlilik temelinde değil, yönetim zaafı içinde kullanıldığını göstermektedir."

İstanbul'da tam bilet ücretinin 2019 yılında 2,60 lirayken, 2026 yılı nisan ayı itibarıyla 42 liraya yükseldiğini hatırlatan Gökkuş, "Bu, yaklaşık yüzde 1515'lik artış anlamına gelmektedir. Aynı dönemde motorin fiyatı yüzde 1129 artmış, dolar kuru yüzde 668 artmış, resmi enflasyon endeksi ise kümülatif olarak yüzde 1100 artmış. Yani ortada sadece 'maliyet arttı' diyerek geçiştirilebilecek bir tablo yoktur. Yönetim tercihlerinin, verimsizliğin ve plansızlığın da bedeli doğrudan vatandaşa yüklenmiştir." değerlendirmesini yaptı.


 

Gökkuş, İETT'nin araç arızaları, yangın ve bakım zafiyetleri yaşadığına işaret ederek, "İETT bakım ihalelerindeki usulsüzlük iddiaları hakkında denetim komisyonunda ve Meclis'te defalarca soru önergesi verdik. Ancak ne sorularımıza cevap verdiler ne de siz kendinize çeki düzen verdiniz. Bugün geldiğimiz noktada söz konusu şaibeli ihaleleri alan firmanın konkordato ilan ettiği ve sahiplerinin de etkin pişmanlıktan yararlandığını ve bir kısmının da yurt dışına kaçtığını biliyoruz." ifadelerini kullandı.

Kentteki otopark sorununa değinen Faruk Gökkuş, İBB yönetiminin bu konuda da sınıfta kaldığını, AK Parti döneminde kurulan İstanbul'daki İSBİKE sisteminin de bu dönemde hurdaya dönüştüğünü söyledi.

Gökkuş, "İstanbul, son 7 yılda büyük bir yönetim zaafı ve beceriksizlikle karşı karşıya kalmıştır. Bu bir tesadüf değildir. Bu, tercihlerin, önceliklerin ve zihniyetin doğal sonucudur. Bugün İstanbul'u yöneten CHP'li İBB anlayışı, bu şehre arkasını dönmüştür. İstanbul hiçbir zaman onların önceliği olmamıştır. Bu kadim şehir, tarihiyle, ekonomisiyle, insanıyla bir emanet olarak görülmemiş, aksine bir araç haline getirilmiştir." diye konuştu.

İstanbul'un sorunlarını çözmek yerine kent üzerinden siyasi kariyer planları yapıldığını iddia eden Gökkuş, sözlerini şöyle sürdürdü:


 

"Bu şehrin kaynakları, İstanbullunun refahı için değil, maalesef siyasi hesaplar, parti içi dengeler ve kongre süreçleri için kullanılmıştır. Belediyeyi yönetmek yerine kendi siyasi ilişkilerini yöneten bir anlayışla karşı karşıyayız. Hizmet üretmek yerine algı üreten, eser ortaya koymak yerine polemik üreten, sorumluluk almak yerine mazeret üreten bir yönetim anlayışı İstanbul'a hakim olmuştur. Daha da vahimi kamuoyuna yansıyan ve iddianamelerde yer alan ciddi iddialar, bu yönetim anlayışının sadece beceriksizlikle değil, aynı zamanda kamu vicdanını derinden yaralayan bir ilişkiler ağıyla da anıldığını göstermektedir."

Gökkuş, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasına da değinerek, "İddianamede yer alan bilgilere göre, İBB'nin kaynaklarının şahsi ve siyasi çıkarlar için kullanıldığı, ihalelerin önceden belirlenmiş firmalara yönlendirildiği, 70 ayrı eylemde ihaleye fesat karıştırıldığı ve 47 ayrı eylemde rüşvet alınıp verildiği ileri sürülmektedir. Bunlarla da kalmayıp, belediye bütçesinin hayali danışmanlık hizmetleri ve fahiş fiyatlı etkinlikler aracılığıyla şahsi harcamalar için kullanıldığı iddia edilmektedir. İddianamede ayrıca, son derece ağır bir iddiaya daha yer verilmektedir. Belediyeye ait veri merkezlerindeki stratejik bilgilerin, yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen kişilerle paylaşıldığı da iddia edilmektedir. Bu davanın boyutu küçümsenecek bir tablo değildir." ifadelerini kullandı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Malazgirt 1071

Herkes görüyor ama kimse hiçbir şekilde CHP ye ses çıkarmıyor. İstanbul depreme riskli Kiptaş evleri konutları 7 yılda nerde.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23