Güvenlik kaynakları üstüne basa basa uyarıyor! Sosyal medyada mezhepçilik tuzağına dikkat
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Orta Doğu’da yaşanan saldırılar sonrası belli çevreler özellikle sosyal medya üzerinden yoğun şekilde “mezhepçilik” propagandasını yapmaya başladı. İşte kurulan o kirli tutağın ayrıntıları…
Bölgemizde son günlerde yaşanan gelişmeler, küresel ve bölgesel güvenlik dengelerinin ne kadar hassas bir noktada bulunduğunu bir kez daha göstermiştir. Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman, Katar ve Lübnan yoğun saldırılara uğrayarak çatışmaların bir cephe hattı haline gelmiştir.
Türkiye’ye İran’dan atılan füzelerin bu ülkelere ulaşması saldırılardan farklı bir paterne sahip olduğu görülmektedir.
Birincisi diğer ülkelere olduğu gibi saldırı yoğunluğu yoktur; ikincisi herhangi bir can ve mal kaybı olmamıştır; üçüncüsü bu füze de hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilmiştir.
Buradan hareketle Türkiye’nin konu hakkındaki pozisyonunu vurgulamak gerekir.
Türkiye savaşın tarafı değildir ve çatışmanın içine çekilmek için hiçbir ihtiyacı yoktur.
Türkiye, bölgede yeni gerilim hatları oluşmaması için sorumluluk bilinciyle hareket etmekte ve bütün taraflara bunu iletmektedir.
İran tarafına söz konusu saldırıya ilişkin sorumluların derhal tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması konusunda net mesaj iletilmiştir.
Türkiye’nin ihtiyatlı tavrı sınırsız tolerans anlamına gelmemelidir. Türkiye milli güvenliğini sağlamak için gerekli caydırıcı güce sahiptir ve yer geldiğinde kendi bölgesel güçlerini mukabele yaptırım niteliğindeki tedbirleri almaktan çekinmeyecektir.
Füzelerin NATO hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilmesi, Türkiye’nin hava sahasının korunması ve müttefik koordinasyonunun etkinliği açısından kritik bir örnek teşkil etmiştir.
Türkiye, bu süreçte güvenlik tedbirlerini en üst düzeyde sürdürürken aynı zamanda gerilimin daha da tırmanmaması için diplomasi kanallarını da aktif biçimde işletmeye devam etmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü yoğun lider diplomasisi, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi açısından belirleyici bir rol oynamaktadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lider diplomasisi, Türkiye’nin kriz anlarında yalnızca kendi güvenliğini değil, bölgesel istikrarı da gözeten sorumlu devlet reflekslerinin en güçlü göstergelerinden biri olmaya devam etmektedir. Türkiye, güvenliğini sağlarken aynı zamanda barışın anahtarını diplomasi ve diyalogda görmeye devam edecektir.