Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal, 'Günümüzde dört tarz-ı siyaset' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Av. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Yusuf Akçura, "Üç Tarz-ı Siyaset" adlı makalesinde; Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülüğü İncelemiştir. Tanzimat'tan sonra ortaya çıkan "Batıcılık" kavramını da dâhil ederek dört siyasi tarzdan bahseder.
Ziya Gökalp de, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" adlı bir kitap yazmıştır. Bu perspektifte Osmanlıcılık artık yoktur. "Batıcılık" kavramı yerine de "Muasırlaşmak" gelmiştir. Dikkat edilirse bu kavramlar belirli sosyolojilere dayanan fikir hareketi veya siyaset tarzlarıdır.
Sald Nursi de buna benzer olarak der; "Bu vatanda şimdilik dört parti var. Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslam'dır"
Halk Partisi "Batıcı", "Muasırlaşmak" isteyenlerin partisi olup, bugünkü CHP dir. Ittihad Islam Partisi Milli Görüş Hareketi, bugünkü SP dir. Millet Partisi ise bugünkü MHP dir. İP, milliyetçi görüşün seküler lalsist versiyonu, DEM ise seküler Kürt versiyonudur.
Demokrat Partinin geçmişteki iz düşümü, "Osmanlılık "tır denebilir. Osmanlıcılık, Müslim-gayrimüslim, herkesi vatandaşlık çerçevesinde kucaklayan, daha geniş ve kitlesel bir telakkidir. DP'nin Osmanlıda parti olarak iz düşümü Ahrar Fırkası olup, demokrat ve hürriyetçi (Ahrar) birbirine yakın anlayışlardır. Bu hususları eleştiriye açık bir şekilde ihtiyatlı ifade ediyoruz!
Said Nursi, Emirdağ Lahikasında: "Bu vatanda şimdilik dört porti var. Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslamdır. Ittihad İslâm Partisi, yüzde altmış, yetmişi tam mütedeyyin olmak şartıyla, şimdiki siyaset başına geçebilir. Dini siyasete ålet etmemeye, belki siyaseti dine ålet etmeye çalışabilir. Fakat çok zamandan beri terbiye-i İslâmiye zedelenmesiyle ve şimdiki siyasetin cinayetine karşı dini siyasete ålet etmeye mecbur olacağından, şimdilik o parti başa geçmemek lazımdır." (Görüldüğü gibi, bu partiye kategorik itiraz yapmıyor "şimdilik" kaydı izhar ediyor.)
Halk Partisi Ise: Hakikaten acip ve zevkli bir rüşvet-i umumiyi kanunlar perdesinde bazı memurlara verdikleri için, yirmi sekiz senelik bütün cinayatıyla başkaların cinayatı ve İttihatçıların ve mason kısmının seyyiatları da o partiye yükletildiği halde, Demokratlara bir cihette galip hükmündedirler. Çünkü ubudiyetin noksaniyetiyle enanlyet kuvvet bulur, nemrutçuluklar çoğalır. Bu benlik zamanında, memuriyet hakikatte bir hizmetkarlık olduğu halde, bir hakimiyet, bir ağalık, bir nemrutçulukla nefse gayet zevkli bir hakimiyet mertebesini bir kısım memurlara rüşvet olarak verdiği İçin, bütün o acip cinayetlerle ve kendinden olmayan ceridelerin neşriyatıyla beraber yapılan muamelelerinden hissettim ki, bir cihette manen Demokratlara galip geliyorlar.
Millet Partisi ise: Eğer İttihadı İslamdaki esas olan İslâmiyet milliyeti ki, Türkçülük onun içinde mezc olmuş bir millet olsa, o Demokratın manasındadır, dindar demokratlara iltihak etmeye mecbur olur."
Nursi, bir başka mektubunda, "Milliyetçilere gelince: Eğer bu partide sırf İslamiyet esas olsa, Demokrat Parti'ye yardım ettiği gibi, muhalif ve muarız olmayarak iktidara gelmeye çalışmaz." diyerek günümüzdeki MHP ve DP sosyolojisine dayanan AK Parti, Cumhur ittifakı, fikri zeminini ve meşruiyetini izah etmiş oluyor. Elbette BBP de buraya dahildir.
"Madem hakikat budur, ey dindar ve dine hürmetkär demokratlar, siz bu iki partinin gayet kuvvetli ve zevkli ve cazibedar nokta-i istinatlarına mukabil, daha ziyade maddi ve manevi cazibedar nokta-ı Istinat olan hakakik-ı İslamiye'yi nokta-i istinat yapmaya mecbursunuz. Yoksa sizin yapmadığınız eskiden beri cinayetleri nasıl eski partiye yüklüyorlarsa, size de yükleyip, halkçılar ırkçılığı elde edip, tam sizi mağlup etmeye bir ihtimal-i kavi ile hissettim. Ve İslamiyet namına telaş ediyorum." (Üstat 27 Mayıs darbesini kerametvari bir tarzda önceden haber veriyor.)
Nursi, burada bir çözüm olarak demokratlara hakaik-i İslamiye'yi nokta-i istinat yapmaya mecbursunuz" derken "demokratlık, hürriyet-l vicdan,
İslamiyet'in bu kanuni esasisine (Milletin efendisi onlara hizmet edendir) dayanabilir." Çünkü kuvvet kanunda olmazsa şahsa geçer. İstibdat mutlak keyfi olur.
Böylelikle Bediüzzaman, demokratlığı ve vicdan hürriyetini İslami kaynaklara dayandırmakta olup, İslamiyet'i demokratlığa dayandırmamış oluyor!
Nursi'nin dört partili analizine dikkat edilirse; İslamcı, milliyetçi ve demokrat partiye hüsnü zan ettiği, tavsiyelerde bulunduğu, kategorik olarak reddetmediği görülür, Zira Islam, Türk, Demokrat (ahrar) bu toprakların müktesebatıdır. Batıcı CHP ise, Batıdan beslenen, Batıya özenen, jakoben bir partidir, Nursi diğer üç partiye adeta, "durun siz kardeşsiniz" derken, DP yi ehvenüşşer olarak önceler, teşvik eder, açıkça destekler. DP ehvenüşşerdir, çünkü CHP azamüşşerdir. Batının ülkemizdeki uzantısı, bekçisi ve taşeronudur. Bediüzzaman gibi muttaki, yetkin bir İslam äliminin CHP'ye niçin bu kadar muhalif olduğu izahtan varestedir. DP den ezanın ve Ayasofya'nın ihyası ve Risale-i Nur'un serbestisini istemektedir ki, bunları yasaklayan CHP'dirl
CHP bugün altı oku, Kemalist ideolojisi, kutsal ebedi ve milli şefleri, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyen seçmeni ile varlığını, genetiğini aynen devam ettiriyor! Peki DP'nin devamı, İzdüşümü kimdir?
DP 1960 darbesi ve idamlar ile kapatılmıştır ama, Osmanlı'dan gelen, her zaman kahir ekseriyeti teşkil eden, fikri damar, dahası sosyolojisi, hep devam edegelmiştir. AP, ANAP, AKPARTİ, Bugün AKPARTİ, DP, AP ve ANAP'a oy veren aynı sosyolojiye dayanıyor. Hatta DP birikimini, AP ve ANAP'tan daha iyi temsil ettiği ve onları geçtiği söylenebilir. DP'nin %57' lik rekoru da sadece Ak Parti tarafından egale edilmiştir.
Yok efendim Ak Parti ile DP'nin ne ilgisi var denirse, DP nin %57 oyu, tabanı, sosyolojisi ve fikriyatının nereye gittiğinin izahı gerekir. Daima ikinci parti olan CHP, Milliyetçi ve İslamcı kuçük partiler devam etsinde, her zaman açık ara, milletin kahir ekseriyetini temsil eden bir sosyoloji, fikir, kitle buharlaşsın! Bu mümkün mü?
DP ve Ak Parti hizmet, kalkınma, icraat, geniş kitleleri kucaklama, sivillik ve hürriyetçilik bakımından ortak genlere sahipler.
Ancak DP çok da iyi hazırlanmamış ilk darbe karşısında tutunamamıştır. Ak Parti İse muhtıralar, darbeler, gezi sokak darbesi, Fetö yargı darbeleri ve tarihimizin en dehşetli, en kanlı, 15 Temmuz darbesine karşı oldukça dirençli çıkmıştır. Bu ve birçok konuda haleflerini geçmiştir.
Denebilir ki, Erdoğan Menderes'ten, Ak Parti DP'den daha dindardır. Ancak sosyal tekamül böyle gelişmiş, halk daha dindarlaşmıştır. Said Nursi de daha dindar bir Menderes ve DP'yi teşvik etmekteydi. Fakat bazıları eşyanın tabiatına aykırı olarak dindarlıkla demokratlığın buluşamayacağı gafında ısrar etmektedirler. Demokrasi eleştiri ve illüzyonununu önceki yazılarımızda ele almıştık.
CHP dışındaki üç akımın, partinin, tabanları oldukça geçirgendir. Çünkü akrabadırlar. Günümüzde ise bu şöyle tezahür ediyor; MHP'linin, HDP'linin, SP'linin ikindi partisi Ak Partidir.
Bu olgu Ak Partinin dayandığı %65-70 lere varan sosyolojik tabanı, makuliyeti, Itidali ve kitleleri kucaklama kapasitesini gösteriyor. Bu sebeple ne kadar yıpransa da kahir ekseriyetini koruyor. Tek alternatifi CHP ise ortalama %23'ler civarında.Türkiye'nin %77 sini teşkil eden kesime ulaşamıyor. CHP böylelikle seçilmiş meşru iktidarlara değil de, bizzat Millete muhalif oluyor. Türkiye'nin kurucu partisi, devletle özdeşleşen parti, ilk serbest seçimden beri 75 yıldır seçim kazanamıyor. Acaba milletin bedduasını almış olabilir mi?