24 Haziran’da seçilmesi durumunda Kanal İstanbul ve yerli otomobil projesini iptal edeceğini söyleyen CHP’li Muharrem İnce, ‘siyasi dedesi’ İsmet İnönü’nün izinden gidiyor. İnönü de yerli uçak üreten Vecihi Hürkuş’un önünü kesmiş, Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasına kilit vurmuştu.
Tek projesi, mevcut projeleri durdurmak olan Muharrem İnce, CHP’nin tipik zihniyetini yansıtıyor. Seçilmesi durumunda Kanal İstanbul ve yerli otomobil projesini durduracağını açıklayan CHP’li İnce’nin “siyasi dedesi” İsmet İnönü döneminde yerli uçak üreten Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ’ın önü kesilmiş, silah ve mühimmat fabrikası oluşturan Nuri Killigil’in tesisleri bombalanmıştı. İlk Türk denizaltı su bombalarının üretiminin önünü “ABD silah yardımı yapıyor” diyerek kesen İnönü CHP’si, mevcut uçak fabrikalarını ise çer-çöp işlerine kanalize etti...
‘İNCE’ KAFANIN EN BÜYÜK MAĞDURU VECİHİ HÜRKUŞ
Yerli atılımlara değer vermeme ve yok sayma gafletinin tarihe geçen en büyük örneği Vecihi Hürkuş hadisesi. CHP’nin tek partili iktidarı döneminde, 1925’te ilk yerli uçağı imal eden Vecihi Hürkuş, “Vecihi K-VI” ismini verdiği eserine sertifika verilmedi. Pes etmeyen Hürkuş, bu kez ‘izinsiz uçuş’ yaptığı gerekçesiyle ceza yedi ve uçağına el konuldu. 1930 yılında ikinci uçağı “Vecihi K-XIV”ü yapan Hürkuş’a, uçağına sertifika verecek sistemin Türkiye’de bulunmaması gerekçesiyle izin verilmedi. Vecihi K-XIV’ü uçurabilmek için Çekoslovakya’dan sertifika almak zorunda kalan Vecihi Hürkuş’un ürettiği yerli uçak Türkiye’de bir süre postacılık işlemlerinde kullanılsa da kısa süre sonra uçuşlardan men edildi.
Devletin destek değil köstek olduğu Vecihi Hürkuş yılmadı, pes etmedi. 1933 yılında 2 adet Vecihi K-XV ve Vecihi K-XVI isimli uçakları yaptı. Bunun yanı sıra Vecihi Sivil Tayyare Okulu’nu kurdu. Uçaklarına yine ilgi gösterilmeyen Hürkuş’un Tayyare Okulu İnönü hükümetinin diploma denkliği verilmemesi üzerine kapanmak zorunda kaldı. Tarihler 1937’yi gösterdiğinde bir kez daha gurbet ellere giderek Almanya’da Uçak Mühendisliği diplomasını alan Hürkuş, tahsilinin 2 senelik okuldan olduğu gerekçesiyle Türkiye’de diploması kabul görmedi. CHP kafası Hürkuş’u yıldıramadı. 1947’de Kanatlılar Birliği adıyla dergi çıkardı ama dergi dağıtım engelleriyle karşılaşarak kapanmak zorunda bırakıldı.
1954’te Hürkuş Havayolları’nı kuran Vecihi Hürkuş, bu defa sabotaj dehşetiyle karşı karşıya kaldı. Güçlükle ürettiği uçakların borçları ve faizlerinin ekonomik külfet oluşturduğu Vecihi Hürkuş, yaşlılık dönemini borç yükü altında geçirdi. 1. Dünya Savaşı sonrasında elde ettiği maaşına haciz konuldu. Hürkuş, 1969’da sefalet içinde fani hayata gözlerini yumdu.
MUSLUK İŞİNE YÖNLENDİRİLDİ
Vecihi Hürkuş vakası CHP’nin tek ayıbı değil. 1938-1950 yılları arasında Türkiye’yi yöneten İsmet İnönü döneminde Ankara’daki THK Etimesgut Uçak Fabrikası’nın mahiyeti değiştirildi. Etimesgut Uçak Fabrikası 1940 yılında traktör imalatına geçirildi. 1939’da kurulan THK Uçak Motoru Fabrikası musluk, piston, kuyu tulumbası işine yöneltildi.
‘DEMİRAĞ’LARI DA ÇÜRÜTTÜ
CHP iktidarının yerli atılımları boğma girişimlerine rağmen o dönem milli uçak konusunda Türkiye’de bir babayiğit daha çıkmıştı: Nuri Demirağ. İstanbul Beşiktaş’ta uçak dizayn üretim atölyesi kuran Demirağ, Sivas-Divriği’deki uçak fabrikasını hayata geçirdi. Türk Hava Kurumu tarafından uçak siparişi verilen Demirağ’ın fabrikası, borç yükünün altına girerek uçak imal ettiği 1939’da alım sözleşmesi fesh edildi. Bu yolla Demirağ’ın uçak dizayn atölyesi ve fabrikası batırıldı. Fabrika, 1943’te kapandı.
BEDELİNİ CANIYLA ÖDEDİ
Türk savunma sanayisi tarihinde önemli bir yeri olan Nuri Killigil, önü kesilen isimler arasında. 1938 yılında girdiği sektörde İstanbul Sütlüce’de silah ve mühimmat fabrikası kuran Killigil’in üzerinde adeta Demokles’in kılıcı sallandı. Motor ve makinelerle havan ve mermisi üreten Killigil, baskılar üzerine fabrikanın silah üretmeyeceğini beyan etti, ancak gizlice sürdürdü. 1949’da milli silah fabrikasında faili meçhul üç büyük patlama meydana geldi. Tüm mühimmatın patlayarak yok olduğu olayda aralarında Killigil’in de bulunduğu 27 kişi öldü. Killigil’in cesedi bulunamadı ve boş tabutla defnedildi. Patlamanın kimler tarafından gerçekleştirildiği ise meçhul kaldı.
‘SEN YAPMA’ DENİLDİ SOBACI OLDU
Savunma sanayisinin ilk özel sektör fabrikasını kuran Şakir Zümre’nin sonu da oldukça hazin. 1930’lu yıllarda ilk yerli denizaltı su bombalarını üreten Zümre, yalnızca yurtiçi ihtiyacı olan üretimle yetinmeyerek, 1937 senesinde yurtdışına da silah ihraç etmeye başladı. 2. Dünya Savaşı’nın sonunda İnönü iktidarı, ABD’nin silah yardımı yaptığı gerekçesiyle Şakir Zümre Fabrikaları’nın faaliyetlerini kısıtladı. “ABD veriyor, bizim üretmemize gerek yok” denilen Şakir Zümre, cephane üretimini terk etmek zorunda kalarak soba üretmeye başladı. Büyük bir mühimmat üreticisi olarak kariyer yapan Şakir Zümre, hayata “sobacı” olarak veda etti.



