Filistinlileri seslerinden takip ediyorlar! Peki ama nasıl? İşte Yahudi'nin teknolojisi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Filistin'de Algoritmik Ses Gözetimi" başlıklı araştırma, soykırımcı israilin yapay zeka destekli sistemlerle Filistinlilerin telefon görüşmelerini metne dönüştürerek analiz ettiğini, ses kayıtlarını biyometrik veriye çevirip diğer kişisel bilgilerle eşleştirerek kapsamlı bir dijital gözetim ağı oluşturduğunu belirtiyor. Araştırma, Sarah Fathallah tarafından hazırlandı ve Arap Sosyal Medya Geliştirme Merkezi 7amleh (Hamleh) tarafından yayımlanan "Dijital Hegemonya: Filistin'de ve Ötesinde Yapay Zeka, Gözetim ve Dijital Güç" adlı İngilizce ortak kitapta yer aldı.
Filistin'de Algoritmik Ses Gözetimi" başlıklı araştırma, soykırımcı israilin yapay zeka destekli sistemlerle Filistinlilerin telefon görüşmelerini metne dönüştürerek analiz ettiğini, ses kayıtlarını biyometrik veriye çevirip diğer kişisel bilgilerle eşleştirerek kapsamlı bir dijital gözetim ağı oluşturduğunu belirtiyor. Araştırma, Sarah Fathallah tarafından hazırlandı ve Arap Sosyal Medya Geliştirme Merkezi 7amleh (Hamleh) tarafından yayımlanan "Dijital Hegemonya: Filistin'de ve Ötesinde Yapay Zeka, Gözetim ve Dijital Güç" adlı İngilizce ortak kitapta yer aldı.
Filistinlilerin izlenmesi artık yalnızca telefon görüşmelerinin dinlenmesi ya da geleneksel yöntemlerle yapılan takipten ibaret değil. Bu süreç, sesleri aranabilir, analiz edilebilir verilere dönüştüren ve bunları sahiplerinin kimlikleriyle eşleştiren yapay zeka tabanlı kapsamlı bir sisteme dönüştü.
"Esir Sesler: Filistin'de Algoritmik Ses Gözetimi" (Captive Voices: Algorithmic Voice Surveillance in Palestine) başlıklı çalışma, sesin artık "dijital gözetimin yeni sınırı" haline geldiğini açıklıyor. Araştırmaya göre telefon görüşmeleri yazıya dönüştürülebiliyor, yapay zeka tarafından analiz edilebiliyor, anahtar kelimeler üzerinden taranabiliyor ve bu verilerden davranışsal ile güvenlik odaklı çıkarımlar yapılabiliyor.
Araştırma, Sarah Fathallah tarafından hazırlandı ve Arap Sosyal Medya Geliştirme Merkezi 7amleh (Hamleh) tarafından yayımlanan "Dijital Hegemonya: Filistin'de ve Ötesinde Yapay Zeka, Gözetim ve Dijital Güç" adlı İngilizce ortak kitapta yer aldı.
Kitapta, yapay zekanın Filistin bağlamındaki kullanım alanları ile işgal ve dijital gözetim sistemleri arasındaki ilişki inceleniyor.
"Ses parmak izi"
Araştırmaya göre soykıırmcı israilin gözetim sistemi son yirmi yılda köklü bir dönüşüm geçirdi.
Eskiden sistem büyük ölçüde telefon görüşmelerinin dinlenmesine ve bunların istihbarat görevlileri tarafından tek tek analiz edilmesine dayanıyordu. Bu süreç hem uzun zaman alıyor hem de binlerce personel gerektiriyordu.
Bugün ise yapay zeka sistemleri bu işlemlerin büyük bölümünü otomatik olarak gerçekleştirebiliyor.
Araştırmacıya göre konuşma tanıma (Speech Recognition), doğal dil işleme (Natural Language Processing) ve makine öğrenmesi alanındaki gelişmeler sayesinde milyonlarca saatlik ses kaydı kısa sürede metne dönüştürülebiliyor, dizinlenebiliyor ve anahtar kelimeler, kişiler, konumlar ya da konulara göre sınıflandırılabiliyor.
Böylece amaç yalnızca telefon görüşmelerini dinlemek olmaktan çıkıp, anında sorgulanabilen devasa bir veri tabanı oluşturmak haline geliyor. Ses kayıtları da istihbarat analizinin ham maddesine dönüşüyor.
Araştırma, sesin artık yalnızca bir iletişim aracı olmadığını, parmak izi ya da göz irisinde olduğu gibi biyometrik bir özellik haline geldiğini belirtiyor.
"Ses parmak izi" teknolojileri; kişinin ses tonu, konuşma ritmi, telaffuz biçimi ve çok ince titreşim özelliklerini analiz ederek, kullanılan kelimeler değişse ya da farklı telefonlar kullanılsa bile kişileri ayırt edebiliyor.
Araştırmacı, bu teknolojinin dünya genelinde bankacılık sistemlerinde, güvenlik uygulamalarında ve dijital asistanlarda kullanıldığını, ancak askeri ve istihbarat alanlarında, özellikle işgal altındaki nüfuslara karşı geniş çapta kullanılmasının ciddi insan hakları tartışmalarına yol açtığını ifade ediyor.
Soruşturmalar neyi ortaya koyuyor?
Araştırmaya göre, soykırımcı israilin gözetim sistemine ilişkin mevcut bilgilerin büyük bölümü resmi belgelerden değil; uluslararası gazetecilik soruşturmaları, eski yetkililerin ifadeleri ve insan hakları raporlarından elde ediliyor.
Çalışmada özellikle The Guardian, +972 Magazine ve Local Call tarafından yayımlanan ortak soruşturmaya atıfta bulunuluyor.
Söz konusu soruşturma, Microsoft Azure bulut hizmetlerinin, yapay zekâ teknolojileri kullanılarak ses kayıtlarının metne dönüştürüldüğü büyük hacimli istihbarat verilerinin işlenmesinde kullanıldığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre bu teknolojiler, milyonlarca telefon görüşmesi ve mesajın geçmişe kıyasla çok daha hızlı analiz edilmesini sağladı. Böylece istihbarat birimleri, dev veri havuzları içinde anlık arama yapma ve bu bilgileri diğer veri kümeleriyle eşleştirme kapasitesine kavuştu.
Çalışmada, küresel bulut bilişim şirketlerinin, güvenlik sistemlerini doğrudan geliştirmeseler bile verilerin depolanması ve yapay zekâ modellerinin çalıştırılması için gerekli altyapıyı sağlayarak bu sistemlerin önemli bir parçası haline geldiği ifade ediliyor.
Araştırmaya göre bu sistemlerin en önemli özelliği yalnızca sesi yazıya çevirmesi değil, milyonlarca kayıt içinde saniyeler içinde arama yapılabilmesini sağlaması.
Buna göre bir istihbarat analisti, tek tek telefon görüşmelerini dinlemek yerine yalnızca bir anahtar kelime, kişi adı veya coğrafi konum girerek ilgili tüm kayıtları kronolojik biçimde listeleyebiliyor. Sistem ayrıca bu kayıtları telefon trafiği, konum bilgileri ve fotoğraflar gibi diğer verilerle de ilişkilendirebiliyor.
Bu gelişme, gözetimin şüpheye dayalı bir yöntem olmaktan çıkıp, önce verilerin toplanıp daha sonra ihtiyaç halinde analiz edildiği geniş ölçekli bir sisteme dönüşmesine yol açtı. Bu da gözetimin kapsamını daha önce görülmemiş seviyelere taşıdı.
Küresel teknoloji şirketlerinin rolü
Araştırma, küresel teknoloji şirketlerini gözetim faaliyetlerini doğrudan yürütmekle suçlamıyor. Ancak askeri yapay zekA sistemlerinin giderek daha fazla büyük bulut bilişim şirketlerinin sağladığı altyapıya bağımlı hale geldiğini vurguluyor.
Bu şirketlerin başında Microsoft ve Amazon geliyor.
Araştırmacı, gazetecilik soruşturmalarına dayanarak İsrail ordusunun, Microsoft Azure altyapısını büyük miktarda istihbarat verisini depolamak ve işlemek amacıyla kullandığını aktarıyor. Buna telefon görüşmelerinin yapay zekâ yardımıyla metne dönüştürülmesi de dahil.
Çalışmaya göre bulut bilişim hizmetleri artık yalnızca veri depolama alanı sağlamıyor; aynı zamanda gelişmiş yapay zekâ modellerini çalıştırarak dev veri kümelerini saniyeler içinde analiz etmeye olanak tanıyor. Bunun da istihbarat faaliyetlerinin niteliğini kökten değiştirdiği belirtiliyor.
Araştırmada ayrıca, Google ve Amazon tarafından israil hükümetine bulut bilişim hizmeti sunmak üzere yürütülen Project Nimbus (Nimbus Projesi) de ele alınıyor.
Söz konusu proje son yıllarda her iki şirket içinde de protestolara yol açmış, bazı çalışanlar teknolojinin Filistinlilerin gözetiminde veya askeri operasyonlarda kullanılabileceği endişesini dile getirmişti.