Şimdilerde evlerimizde seccade serecek bir avuç yer arıyoruz...
Eski, Osmanlı evlerimizde zengininin olsun fakirinin olsun her şeyden önce inancımıza özel bir kurulum varmış. Bugün bizlere garip geliyor ama o tarihlerde “mesken rapt-u zaptı” denirdi. Bununla ile iftihar eden Edirneli yaşlı bir hanım, 1930’larda şöyle anlatıyor:
Bizim gençliğimizde bir evin sokak kapısından tutunuzda çatısına kadar her yerin ismi vardı. Her şey de yerli yerinde dururdu. Herkes ne alırsa kullanır, onu yine yerine koyardı. Şimdi bu düzgünlük o kadar bozulmuştur ki gerekirse bir makara veya bir iğneyi, hatta bir süpürgeyi bulmak için saatler geçiyor.. Eskiden evlerimizde şu odalar vardı:
Oturma odası: “Günlük oda” da derlerdi.
Yatak odasına eski zamanlarda “Musandıralık” derlerdi.
Misafir odasına ise “Hoşametlik”. Ve ibadet için “Namaz odası” olurdu.. Odalardan hangisinin kapısı kıbleye dönük ise namaz odası o olurdu. Zaten evin duruşunun kıbleye uygun olmasına özen gösterilirdi..