• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Muharrem İnce’yi cezalandıran gaddar bakan!

20 Haziran 2018
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Hani birileri, bugünkü iktidarı “Despot yönetim, diktatörlük” diye tanıtıyor, suçluyor ya..

Askeri dönemlerin bile ötesinde, bugünkü Türkiye’de çok daha fazla gaddarca uygulamalara muhatap olunduğunu iddia ediyorlar ya.

İktidarın kindar yöntemlerle muhalefeti susturmaya çalıştığını söylüyorlar ya..

Küçücük eleştiri halinde, iktidarın hemen cezalandırma yöntemine başvurduğunu öne sürüyorlar ya..

Buyrun somut bir olay..

Hem de bugün en çok gündemde olan siyasi figürlerin birisinin başrol olduğu bir olay..

Anlatan da, bugünkü siyasi iktidarı destekleyen yazarlardan değil..

O gün de Tayyip Erdoğan karşıtı..

Bugün de Tayyip Erdoğan karşıtı bir gazeteci..

1 Haziran 2002 tarihli Milliyet gazetesinde, Melih Aşık’n köşesinden aktarıyorum..

Yazının başlığı, “Gaddar bakan”

Kimmiş bu bakan?

Yaşar Okuyan imiş.

Yazının yayınlandığı tarih itibari ile, DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinde, ANAP listesinden Çalışma Bakanlığı koltuğunda oturan..

Siyasi hayatında, bir dönem DYP’de olan.. 1980 öncesinde ve sonrasında MHP’de olan.. Bir ara Yaşar Nuri Öztürk’ün partisinde, son olarak Doğu Perinçek’in yanına da giden, yazının yayınlandığı tarihde ANAP’ta yer alan Yaşar Okuyan..

Bakın bu Yaşar Okuyan, Bülent Ecevit’in de başbakan olduğu bir hükümette bakanlık koltuğunda otururken, bugünkü cumhurbaşkanı adaylarından birisine ne yapmış?

Melih Aşık’ın köşesinden okuyoruz:

“Anadolu’nun pek çok yerinde Yaşar Okuyan’ın adını taşıyan bulvarlar, caddeler, parklar varmış. Birileri ‘Adınızı şuraya verelim’ diye teklif getirince Yaşar Bey onları kıramıyor, adının bu şekilde ebedileştirilmesini kabul ediveriyormuş. Bunları duyunca hatırımıza Yalova CHP İl Başkanı Muharrem İnce’nin geçen yıl yaptığı protesto geldi.”

Bugünlerde Tayyip Erdoğan karşısında, Muharrem İnce’yi de, Meral Akşener’i de, hatta Doğu Perinçek’i de, hatta Selahattin Demirtaş’ı da; kısacası “Tayyip Erdoğan karşıtı olsun da, kim olursa olsun, onun destekçisiyim” diyerek yalpalayan çizgisini sürdüren Yaşar Okuyan..

Bakın 2002’de Muharrem İnce ile neler yaşamış.

Melih Aşık’ın köşesinden aktarmaya devam ediyorum:

“(Muharrem İnce’ye)Telefonda sorduk:

‘Geçen yıl şehrin girişinde, ‘Yalova’ yazan trafik levhasının önünde basın toplantısı düzenlemiş ‘Oldu olacak şehrimizin adını da Yaşarova yapın bari’ demiştiniz, sonuç ne oldu?”

Muharrem İnce, Melih Aşık’ın sorusunu cevaplıyor:

“Başıma gelmeyen kalmadı. Basın toplantısından birkaç gün sonra, Cumhuriyet tarihinde ilk kez SSK müfettişleri, bir minibüs dolusu polis eşliğinde dershanemi bastılar, 10 yıllık evrakımı incelemeye aldılar. İnceleme sonunda aranan kusur bulundu ve dershanemde çalışan emekli öğretmenlerin destekleme primini ödemediğim için tam 60 milyar lira cezaya çarptırıldım.”

Ben bir isnatta bulunmuyorum..

Bugün CHP adına cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, kendisi anlatıyor.

Anlatırken..

Hem bugünlerde kendisini destekleyen Yaşar Okuyan’ın tıynetini anlatıyor.

Hem eski dönemlerde sıradan bir bakanlık koltuğuna oturanların bile, küçük dağları ben yarattım (haşa) şeklindeki burunları havada ne haltlar yediklerini anlatmış oluyor..

Hem o tarihlerde, cumhurbaşkanı, başbakanları bir kenara bıraktık.. Sıradan bakanların bile, caddelere, sokaklara, parklara, bahçelere isimlerini verdirerek kendilerini önemli kişiler gibi göstermek için ne numaralar çevirdiklerini hatırlatmış oluyor..

Hem de, o tarihlerde siyasilere yönelik küçücük küçücük eleştiriler bile yapılmış olsa, sonrasında, insanların ne muamelelere muhatap olabildiğini, kamu yetkilerinin nasıl acımasızca vatandaşa karşı kullanıldığını anlatıyor..

Ve bir başka açıdan da bakarsak..

Muharrem İnce’nin, Yalova’da dersane sahibi iken, sonuçta 60 milyar gibi yüksek bir miktarda para cezasına muhatap olacak sigorta primi kaçırmaya teşebbüs ettiğini de bu vesile ile kendi ağzından öğrenmiş oluyoruz..

Dersimizi çıkartmış olduk mu?

Sadece biz değil..

Muhalifler de..

Derslerini çıkarttılar mı?

Muharrem İnce, aynı Muharrem İnce..

Kendisine de yakın bir siyasi partinin de iktidarda olduğu dönemde yaşadıklarına bir bakın..

2002’de yaptığı bir basın açıklaması sonrasında gördüğü muameleye bakın.

Bir de.

AK Parti iktidarı döneminde, yani 16 yıllık tek partinin iktidarda olduğu dönemde benzer tek muameleye tabi tutulmadan eleştirilerini rahatça yaptığı özgürlük dönemine bakın..

Ondan sonra kararınızı verin: “Hangi dönem, daha despot imiş!”

Muharrem İnce’nin, bir trafik levhası üzerinden isimlendirme eleştirisi yapması sonrasındaki yediği ceza..

Burnundan solutma politikası..

Bugün ise..

Bir bakana değil..

Cumhurbaşkanına..

Başbakana.. Tüm bakanlara yönelik demediğini bırakmayacak şekilde yaptığı eleştiriler..

Ve sonrasında tek bir sorgulamaya muhatap olmadan, siyasi hayatını rahatça sürdürebilmesi gerçeği..

Adalet Bakanlığı’ndan sıradan bir memurun bile, “cinsel taciz” ile ilgili Muharrem İnce dosyasını basına yollaması mümkün iken..

Bunun yapılmaması..

Milli Savunma Bakanlığı’ndaki sıradan bir memurun bile Muharrem İnce’nin oğlunun askerlik yaparken aldığı ceza ile ilgili bilgileri basınla paylaşma imkanı var iken..

Bunun yapılmaması..

Bir okurumun iddiasına göre..

Muharrem İnce’nin nüfus kaydındaki değişikliğin de, siyasi hayatını etkileyeceği düşüncesi ile, muhatapları ile de anlaşarak sorunsuz hale getirilmesi ile ilgili bilginin basınla paylaşılmaması..

Tüm bunlara rağmen..

Bugünkü iktidarın “despot..”

Askeri yönetim dönemlerinin bile, “daha özgür” ilan edilmesi..

Sizce bir algı operasyonu..

Daha da ötesi..

Bir ahlaksızlık değil de, nedir?

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23