• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Doğan sanık olmalı

Yeniakit Publisher
2017-02-28 04:58:00 - 2017-02-28 13:43:13
Yeni Akit'i Google'da takip et, hiçbir gelişmeyi kaçırma.
Doğan sanık olmalı

28 Şubat sürecinde Aydın Doğan’ın Prof. Necmeddin Erbakan’ı tehdit ettiği ortaya çıktı. Dönemin Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak “Ben bunu bizzat Erbakan Hocadan dinledim. Aydın Doğan, Erbakan’ı ziyaret ederek ‘havuz sisteminden vazgeçmezsen seni düşürmek için tüm gücümüzü kullanacağız” dediğini aktardı.

Türkiye’nin asli unsuru olan Müslümanlara yönelik baskı, şiddet, ayrımcılık ve cadı avının başlatıldığı alçak 28 Şubat darbesinin 20. yıldönümünde Akit’e konuşan dönemin Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak, son günlerde ismi yeniden darbecilikle gündeme gelen Aydın Doğan ile ilgili şok bir açıklamada bulundu. Koçak, gündeme bomba gibi düşecek ifşaatında, ekonomide “Havuz Sistemi” devrimine imza atan Refah-Yol iktidarından rahatsız olan Doğan Medya’nın sahibi Aydın Doğan’ın, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan ile özel bir görüşme gerçekleştirdiğini, bu görüşmede Erbakan’a “Havuz sisteminden vazgeçmezsen tüm gücümüzle sana karşı koyacağız ve seni düşüreceğiz” dediğini aktardı.

DOĞU SİLAHÇIOĞU CAMİYİ YIKTIRMAK İSTEDİ

- Efendim 28 Şubat vetiresi birçok yönden önemli. O dönemin vekili, bakanı, rektörü, öğrencisi herkesin kendi çerçevesinden mutlaka önemli bir anısı var. Bizlere ilk olarak o sürece ilişkin ibretlik bir anınızı anlatır mısınız?

O dönem darbe öncesinde İstanbul Zırhlı Tugay Komutanı olan ve daha bir yıllık görev süresi olmasına rağmen Adnan Tanrıverdi Paşa’nın Merkez Sağlık Daire Başkanlığı’na çekilmesi ve ABD’de özel yetiştirilen Doğu Silahçıoğlu gibi birisinin getirilip tugay komutanı yapılması önemliydi. Hoşgeldin ziyaretine gidiyoruz, kabul edilmiyoruz. Yönetimi Refah’ta olan Ümraniye, Pendik, Kartal belediye başkanlarını ve bizi kabul etmiyordu ama zırhlı araçlarla, silahlara gerçek mermiler vererek yönetimi ANAP’ta olan Maltepe’ye merasime gidiyordu.

- Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda mescid hadisesi vardı bir de…

Evet. Adnan Tanrıverdi Paşa tugay komutanı iken oraya mescid yapıldı. Doğu Silahçıoğlu göreve gelir gerlmez minareyi, camiyi yıkmaya kalkıştı. Mehmet Köymen diye bir mafya Silahçıoğlu’nu arayıp ‘O camiyi yıkarsan seni bilmem ne yaparım diye’ konuşunca onun korkusundan yıkamadı. Böyle bir insandı kendisi.

ODAMI DİNLEDİLER, SUİKAST DÜZENLEDİLER

- Darbe sonrasına gelecek olursak, mensubu olduğunuz Refah Partisi’nin iktidardan düşürülmesi sonrasında şahsınıza ve yönetiminde olduğunuz belediyeye ne tür baskılar uygulandı?

Darbe sonrası bana tehditler gırla gidiyordu. Mesela benim belediye başkanlığı odamda karşısına sabahtan akşama kadar bir araba çekiyorlar, bu arabanın içinden benim odamdaki konuşmalarımı dinlediyorlardı. İki defa suikast geçirdim. Birinde evimin camlarını kırdılar, ikincisinde kaza süsü vererek arabama takla attırırdılar. İkincisinde ağır yaralandım. O günden itibaren namazı ancak oturarak kılabiliyorum. Kazada yaralanan kardeşimin ayakları kesildi, arkadaşım ise hayatını kaybetti.

AYDIN DOĞAN’DAN ERBAKAN’A ‘HAVUZ SİSTEMİ’ TEHDİDİ

- O süreçte medyanın yerel ölçekte size çok sıkıntı çektirdiğini biliyoruz. 28 Şubat’ta seçilmişlere yönelik adeta silah olarak kullanılan medyayı bize anlatır mısınız?

Devamlı iftira atıyorlardı. Ben de dava açıyordum, hep tazminat kazanıyordum. Aldığım tazminatı da onların parası yenmez diye kendime harcamıyor, sokakta ayakkabı boyacılığı yapan veya başka işte çalışan çocuklara yardım olarak veriyordum. Mesela o dönem Hürriyet’te yazan Fatih Altaylı’dan bir milyon lira tazminat kazandım. Muhtaçlar için yemek organizasyonu düzenledim ama yemek masrafı bir buçuk milyona çıktı. Mecburen kalanını da cebimden koydum ve öyle dağıttık yemeği. O şer medyası farkında olmadan böyle hayır işlerine de yarıyordu yani.

- Siz sadece bir ilçe belediye başkanı değil, Refah Partisi’nin de önemli bir ismiydiniz. Medyanın Refah-Yol iktidarına yönelik taarruzlarını ve 28 Şubat darbesindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Erbakan Hocamın deyişiyle bizi medya ve holdingler yıktı. Bir gün Erbakan hocamla Balıkesir Altınoluk’taki dairesindeki hasbihalimizde dedim ki, “Hocam denk bütçe çıktı, her şey iyiye gidiyordu ama neden biz iktidardan düşürüldük, neden kaybettik?” Bana cevap olarak sarsıcı bir hadise paylaştı. Dedi ki: “Bizi düşüren holdingler ve medya oldu. Şu Aydın Doğan var ya Aydın Doğan? Mert düşmandır. Bir gün Lütfi Doğan Hocamı araya koydu ve bana geldi. ‘Hocam hakikaten senin yapmış olduğun şu Havuz Sistemi doğru. Din için, vatan için, millet için elzem. Ama bizne yiyeceğiz?’ dedi. Ben de ‘Yahu Aydın Bey bu kadar şirketin var, holdingin var daha ne yiyeceksin, yetmiyor mu’ dedim. O da, ‘Hocam bunlar bize babadan miras kalmadı ki. Biz Devlet Planlama Teşkilatı’na 5 trilyonluk yatırım projesi getirdik. Devlet Planlama Teşkilatı’nın onayıyla devletin Ziraat Bankası’ndan 5 yıllığına 5 trilyon faizsiz para çektik. Aynı parayı devletin Vakıflar Bankası’na yüzde 170 faizle yatırdık. Biz para satarak para kazandık. Devletten faizsiz aldık, devlete faiz vererek kazandık. Ama şimdi sen Havuz Sistemi ile Ziraat Bankası’nın yoksa İş Bankası’ndan alıyorsun, İş Bankası’nın Yoksa Vakıflar Bankası’ndan alıyorsun, onun da yoksa öbüründen alıyorsun, belediyeden alıyorsun… Bu Havuz Sistemi ile bizim nemamızı, menfaatlerimizi kestin. Bundan vazgeçersen geç yoksa biz senin karşında tüm gücümüzle mücadele edeceğiz ve seni düşüreceğiz’ dedi. Ve bizi medya ile holdingler düşürdü.” İşte bu hadiseyi rahmetli Erbakan Hoca 28 Şubat’tan sonra bize söyledi.

- Bu hadise Aydın Doğan’ı 28 Şubat’ın tanığı değil sanığı yapacak kadar önemli. Hocanın size aktardığı bu görüşmede yalnız mıydınız yoksa şahitleriniz de var mı?

Var, 4 kişiydik. O dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olan İdris Naim Şahin, yine dönemin KİPTAŞ Genel Müdürü Erdoğan Bayraktar, Konya’dan Durmuş Hoca ve ben. Dördümüz beraber gitmiş ve Erbakan ile sohbet etmiştik. Şahitleri de bunlar yani. Akşam namazını beraber kıldıktan sonra ettiğimiz bir sohbet esnasında hocanın bize aktardığı hadisedir bu.


FETULLAH HAİNİ 28 ŞUBAT’I ALKIŞLIYORDU

28 Şubat döneminde herhalde Hoca’ya en hissettirici darbe, bugünkü iktidara olduğu gibi yine Fetullah Gülen tarafından gelmişti değil mi?

Koçak: Tabii, Fetullah haini 28 şubat’ı alkışlıyordu. İmam-Hatipler’in aleyhine konuşuyor, başörtüsü teferruattır diyordu. Tesettür imanidir demiyor hain. Dinlerarası dialog diyor. Dinler yok ki, bir din var Allah katında tek din İslam’dır. Adam Yahudiliği ve Hıristiyanlığı millete sevdirmek için yıllardır dinlerarası diyalog yapıyor.

FETÖ gibi günümüzün önemli gündem maddelerinden bir tanesi de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişikliği. 16 Nisan referandumunda oyunuzun rengi ne olacak?

70’li yıllarda Hoca, “Reis-i Cumhur’u halk seçmelidir.” derdi. Başkanlık Sistemi’nden yanaydı ta o zamanlarda. Kesinlikle biz başkanlığa, Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne evet diyoruz. .

FARUK ARSLAN / İSTANBUL

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23