• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dindarlık mı dini darlık mı?

Yeniakit Publisher
2020-11-09 22:27:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Dindarlık mı dini darlık mı?

Bugün dünya üzerinde “gelişmiş” diye târif edilen ülkelerin hemen hepsi kendi eğitim sistemini oluşturmuş ve uygulama konusunda da başarılı olmuşlardır.

Bizim ülkemizde ise ithal bir eğitim sistemi mevcut olduğundan, muvaffak olmak şöyle dursun ithal bir neslin yetişmesinin önüne geçemiyoruz. Yerli ve milli olmaya en çok eğitim öğretimde ihtiyacımızın olduğu bir hakikattir. Eğitim öğretimde yerli ve milli olmayı başaramazsak, bu vatanın hayırlı evlatlarının emeğini, alın terini, yerli ve milli sermayeyi ithal yağmurlarda ıslanan batı hayranı bir neslin kullanımına teslim etmeye mahkûmuz demektir. 

Yerli ve millilik şuurunu da ancak din eğitimi ile çocuklarımıza aşılamamız mümkündür. 

Özellikle din derslerinde yalnızca teorik bilgi verilmesi, uygulama ve yaşanabilirliği çok önemsemeden, irfan ve ihlastan uzak, kurumsal ve kolektif bir din algısından daha ziyade, kişiselleştirilmiş, din bilgisini ve dindar yaşamayı belirli okullara ve belirli mesleklere hasretmek, dindar bir nesil değil dini dar bir neslin yetişmesine katkı sağlayacaktır. 

Ayrıca dini bilgi sadece din dersleri ile alakalı olmayıp diğer derslerle de alakalıdır. Mesela öğretmenimiz, matematik dersinde hesap yaparken yanlış yapmamanın önemi gibi, ölçü ve tartıda, alış verişte de hesaba dikkat edilmesi gerektiğini anlatsa… Tarih dersinde; işledikleri günahlar sebebiyle başlarına bela ve musibet gelen kavimleri de anlatsa… Biyoloji dersinde, insanın yaratılışının Allah’ın kudretinin delillerinden olduğunu birkaç cümle ile de anlatsa… İnanıyorum ki dini doğru okuyan ve yaşayan daha hayırlı bir nesil yetişecektir.

Böyle bir eğitime tabi tutulmayıp dinin kültür, ahlâkın da bilgi diye adlandırılarak anlatıldığı, dini değerleri kültürel faaliyet, kültürel olguları ise dini bir vecîbe gören nesilden, depremdeki enkazdan doksan bir saat sonra sağ kurtarılan bebek karşısında sevincini, o anı yaratan ve yaşatan Allah’a teşekkür olması düşüncesiyle tekbirle ifade eden o kahraman insanların halini anlamasını bekliyoruz. 

Elbette bu hastalıklı embesil zihniyet geçmişte var olduğu gibi bugün de var olmaya devam edecek. Toplumun çoğunluğunu ve yapısını da temsil etmediğini, ayrıca imtihanımız olduğunu da biliyoruz. Garip olan ise bu insanların bu ülkeyi sevdiklerini iddia ettikleri halde bu ülkenin acısını da neşesini de paylaşmak şöyle dursun, hazmedemiyor olmaları. 

Bu ülkenin insanına söylenmiş “yüzde doksan dokuzu Müslüman”  yalanını da artık gerçeği ile değiştirip itiraf etmekte fayda olduğu kanaatindeyim.

Elbette bu ülkede yaşayıp, ülkesini seven ve koruyan gayr-i Müslim vatandaşlarımız vardır. Benim merak ettiğim; İslam desem; ihaneti ve anarşiyi yasak eder. Gayr-i İslam desem; bugün muharref ve bâtıl dinler de anarşizmin karşısında. Peki bu ezandan, salâdan, tekbirden, imam hatip okullarından, Diyanet’ten, imamlardan, kısaca İslam’ı hatırlatan her şeyden rahatsız tür neyin nesidir? 
Evlad-ı Fatihân olarak, “atamızdan işaret aldığımız” üzere çalışmaya ve mücadeleye  devam edeceğimizi, meydanlarda kazandığımız zaferi sosyal medyanın ucuz pazarlarında hebâ etmeyeceğimizi özellikle klavye pehlivanlarının tahrik ve tacizlerine kapılmayacağımızı belirtmek isterim. Selam ve dua ile.
> Salih KIRMIZI

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mikail okuroğlu

düşman çok çalışmış ince ince zehrini akıtmış bizlerde yan gelip yapmışız hain ve islâm kur'an düşmanlarını içimizden çıkarıp yüceltmişler evimizdekilere bizde omayanı verme mücadeleside olmamış inşaallah bu enneli aşacağız.inşaallah.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23