Devlet ile Vatandaş Arasındaki Duvarlar Nasıl Yıkıldı?
Afyonkarahisar okurlarımızdan gazeteci-yazar Oktay Yüksel, “Devlet ile Vatandaş Arasındaki Duvarlar Nasıl Yıkıldı?” başlıklı yazısında, tek parti döneminden günümüze devlet-vatandaş ilişkilerindeki zihniyet dönüşümünü ele alarak, millet odaklı yönetim anlayışının sahadaki yansımalarını çarpıcı örneklerle ortaya koydu.
SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL
Afyonkarahisar – Afyonkarahisar okurlarımızdan gazeteci-yazar Oktay Yüksel, kaleme aldığı “Devlet ile Vatandaş Arasındaki Duvarlar Nasıl Yıkıldı?” başlıklı yazısında, Türkiye’de devlet-vatandaş ilişkilerinin tarihsel dönüşümünü çarpıcı örneklerle ele aldı. Yüksel, tek parti döneminden günümüze uzanan süreçte yaşanan zihniyet değişimini valiler üzerinden okuyarak, devletin halkla kurduğu bağın nasıl yeniden inşa edildiğini gözler önüne serdi.
Yüksel yazısında, Türkiye’de uzun yıllar devlet geleneğinin mesafeli, buyurgan ve halktan kopuk bir anlayışla yürütüldüğüne dikkat çekti. Özellikle tek parti döneminde valilerin çoğu zaman milletin değil, ideolojinin temsilcisi gibi davrandığını vurgulayan Yüksel, 1936 tarihli genelgeyle valilerin ve mülki idare amirlerinin parti üyeleri arasından atanmasının önünün açılmasının, devletin tarafsızlığına ciddi zarar verdiğini ifade etti.
Bu dönemin sembolik örneklerine de yer veren Yüksel, “Ey gidi Giresun” adlı eserde yer alan bir fotoğraf karesini hatırlatarak, Giresun Valisi Feyyaz Bosut’un makam aracının Cumhuriyet Bayramı’nda CHP’nin altı ok amblemiyle süslendiğini anımsattı. Devletin makam araçlarının dahi parti sembolleriyle donatılmasının, halk ile devlet arasındaki mesafenin somut bir göstergesi olduğunu belirtti.
Yüksel, halk ozanı Âşık Veysel’in Atatürk ile görüşebilmek için aylarca yürüyerek Ankara’ya gelmesine rağmen köylü kıyafeti nedeniyle Ulus’tan dışarı atılmasını ise, dönemin devlet anlayışının vicdanları yaralayan bir örneği olarak aktardı. CHP’li Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın Yüksel Serdengeçti’ye söylediği, “Ulan öküz Anadolulu, sizin iki vazifeniz var: çiftçilik yapmak ve askere çağırdığımızda askere gelmek” sözlerinin ise, halkın nasıl görüldüğünü açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Ancak Oktay Yüksel’e göre Türkiye, özellikle son 20 yılda bu anlayışı geride bırakan köklü bir dönüşüm yaşadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde “devletin sahibi millettir” anlayışının yeniden tesis edildiğini belirten Yüksel, bu değişimin en net yansımalarının valiler üzerinden görüldüğünü kaydetti.
15 Temmuz darbe gecesinde Sakarya Valisi Avni Coş’un telsizden yaptığı kararlı anonsu hatırlatan Yüksel, o gecenin devletin artık milletin karşısında değil, yanında durduğunun ilanı olduğunu vurguladı. Valilerin koltuklarını değil, vatanı savunduğunu ifade etti.
Günümüzde ortaya çıkan yeni vali profiline de dikkat çeken Yüksel; Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün samimi tavırlarından, Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun mesai sonrası esnafla iç içe olmasına; Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’in deprem süresince sahadan ayrılmamasından, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’nun farklı kesimleri bir araya getiren çalışmalarına kadar birçok örnek verdi.
Yüksel, Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’na ise yazısında özel bir parantez açtı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başörtülü valisi olarak tarihe geçen Yiğitbaşı’nı “Devlet Ana” olarak nitelendiren Yüksel, onun şefkatli, adaletli ve ulaşılabilir yönetim anlayışıyla devletin yüzünü değiştirdiğini ifade etti. Sosyal medyadan gelen mesajlara birebir dönüş yapılması, ihtiyaç sahiplerine bireysel çözümler üretilmesi ve yaşanan insani hikâyelerin bu dönüşümün en somut göstergesi olduğunu vurguladı.
Yazısını güçlü bir mesajla tamamlayan Oktay Yüksel, geçmişte halkı hor gören ve devleti ideolojinin sopası gibi kullanan anlayışın yerini; bugün vatandaşın derdiyle dertlenen, kapısını değil gönlünü açan bir yönetim anlayışının aldığını belirtti. Yüksel’e göre devlet ile vatandaş arasına örülen soğuk ve kalın duvarlar yıkılıyor; yerine güven, samimiyet ve merhamet inşa ediliyor. Ve bu yeni devlet aklı, artık milletin tam kalbinde duruyor.