Akşam gazetesi yazarı Murat Özer, yaptıkları programda depremlerin Pakistan, Afganistan ve Türkiye'de yıkıcı etki yapmasını bu ülkelerde "siyasal İslam'ın iktidar" olmasına bağlayan gazeteci Enver Aysever ve deprem uzmanı Ahmet Ercan'a çok sert tepki gösterdi.
Akşam gazetesi yazarı Murat Özer, yaptıkları programda depremlerin Pakistan, Afganistan ve Türkiye'de yıkıcı etki yapmasını bu ülkelerde "siyasal İslam'ın iktidar" olmasına bağlayan gazeteci Enver Aysever ve deprem uzmanı Ahmet Ercan'a çok sert tepki gösterdi. "2008'de 90 bin kişinin öldüğü Çin'de ya da 2011'de 19 bin kişinin öldüğü Japonya'da İslam iktidarda değildi herhalde" ifadelerini kullanan Özer, şunları kaydetti:
"Kahramanmaraş merkezli yaşadığımız deprem 7.7'lik büyüklüğüyle ülkemizin en büyük depremlerinden birisi oldu. Allah tüm hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet eylesin. Yaralılarımıza acil şifalar ihsan etsin. Şükür ki devletimiz tüm kurumlarıyla ayakta. İlk saatlerden itibaren 9 bin personel canla başla çalışıyor.
Deprem bir tabii afet ve bunu durdurmaya insanoğlunun gücü yok şüphesiz. Fakat sağlam bina yapmak ve güçlü bir devlete sahip olmak bizim sorumluluğumuzda. Çünkü depremden çok bu ikisinin yokluğunda insanlar ölüyor.
Depremden en az bizim kadar etkilenen Suriye'de binlerce kişi yaşamını yitirdi ve çok daha fazlası şu an göçük altında. Fakat onları kurtarabilecek bir devlet ortada yok. İç savaşın paramparça ettiği ülkede milyonlar zaten çadırlarda yaşadığı için Suriye 12 yıldır tabii afet bölgesi gibi. Allah yardımcıları olsun.
Bu kadar büyük ölçekli bir deprem 84 yıl önce Erzincan'da yaşanmış ve 33 bin kişi ölmüştü. Ne yazık ki, devlet bölgeye ancak haftalar sonra ulaşabilmişti. Yerle bir olan Tokat-Reşadiye'ye ilk Kızılay ekibi ancak 25 gün sonra gitmiş, enkaz kaldırma işi ise hiç yapılamamıştı. O günlerde devlet zayıf, ulaşım yetersiz ve iletişim imkânsızdı. İnsanımız o karlı aralık gününde çaresizce ölümü beklemişti.
Fakat bu felaketin üzerinden tam 60 yıl sonra 1999'da da durum çok farklı değildi ne yazık ki. 20 bin insanımızın can verdiği Gölcük-Adapazarı Depremi'nde de devlet ortada yoktu.
Üç gün sonra deprem bölgesine gidebilen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit: "Buradan Ankara'ya gerekli olan talimatları verme imkânım yok. Acı da olsa bu gerçeği bilmek zorundayız. Onun için tüm devlet kurumlarını derhâl buna çözüm bulmaya çağırıyorum. Az sayıdaki iş makinesiyle enkaz kaldırmaya çalışıyorlar" diye açıklamada bulunmuştu.
Devlet öylesi bir çaresizlik ve yıkım içindeydi ki, memur maaşlarını deprem için toplanan yardımlardan ödemek zorunda kalmıştı. Üzerimize bir de 28 Şubat'ın karanlığı çökmüş, o çaresizlik içinde dahi iktidarı elinde tutanlar dindar insanların kurduğu vakıf ve derneklerin halka yardım yapmasını "laikliği zedeledikleri" gerekçesiyle engellemişlerdi. Laiklik, çadırlarda gönüllü hizmet eden hemşire ve doktorların başörtüsünden, çorba dağıtan insanların sakallarından büyük darbe alıyordu. İdeolojik körlük, darbeci çirkeflik ölsek bile yakamızı bir türlü bırakmıyordu.
Bu kirli zihin ve bu kara dil ise üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen hiç değişmedi. Enver Aysever ve deprem uzmanı Ahmet Ercan yaptıkları programda depremlerin Pakistan, Afganistan ve Türkiye'de yıkıcı etki yapmasını bu ülkelerde "siyasal İslam'ın iktidar" olmasına bağlıyor. 40 yılda iki büyük emperyal güç tarafından işgal edilen Afganistan'da nasıl bir iktidar olduğunu tartışmaya bile gerek yok. Fakat 2008'de 90 bin kişinin öldüğü Çin'de ya da 2011'de 19 bin kişinin öldüğü Japonya'da İslam iktidarda değildi herhalde.
Bu yazının kaleme alındığı saatlerde dahi depremler sürüyor. Elbistan 7.6'lık bir depremle sarsıldı. Her şey Allah'ın takdirinde. Arz onun, bedenlerimiz de ona ait. Verdiği her imtihana şükrederiz. Devletimiz de, milletimiz de seferber olmuş durumda. Cumhurbaşkanımız tüm kurtarma operasyonlarını doğrudan yönetiyor. Bakanların tamamı ve diğer illerin valileri deprem bölgelerinde görevlendirildiler.
Kem sözler, kirli diller acıtsa da yüreğimizi, birlikte üstesinden geleceğiz bu kara günlerin. Fakat bugün dahi çirkefliklerinden vazgeçmeyenleri asla unutmayacağız."