Atatürk’ün önerisiyle kurulan ve ismini de yine Atatürk’ün verdiği Cumhuriyet adlı paçavra, bir defa daha haddini aştı. Mezkur paçavrada kalem oynatan Işık Kansu, Falih Rıfkı Atay’ın anısını naklederek Atatürk’ün dine bakışı hakkında ipuçları vermekle kalmadı, Peygamber Efendimiz’in doğduğu toprakları, dolayısıyla dini değerleri de karalamaya kalktı. Atay, “Cidde ve Mekke’deki kara taassup” diyerek, aslında kendilerinin nasıl bir “kara taassup” içinde bulunduklarını göstermiş oldu.
İŞTE O YAZI:
Anı, Falih Rıfkı Atay’dan: Türkiye, bir İslam kongresine çağrılır. Atay, Atatürk’ün Mekke’ye şapkayla gidilmeyeceğini bildiğini aktarıp ekler: “Ama, dâhi iyi biliyordu ki, başlık ve kıyafet değiştirmekle din değiştireceğini zanneden bir cemiyet de ne gerilik ne kölelikten sıyrılabilir.” Atatürk, milletvekillerinden Edip Servet Tör’ü çağırır ve der ki: “(...) Müslüman milletleri medenileşmekten alıkoyan batıl itikatları yıkmak için Mekke’ye şapka ile gireceksin. Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin.” (...) Nereden nereye geldiğimiz ortada: Artık Cidde ve Mekke’deki “kara taassup” bize örnek ve önder oluyor! Kadınlarımızın saçından, Çankaya’ya taşınacak adaylara kadar...
Işık Kansu / CUMHURİYET