Cuma namazı saati saat kaçta? Diyanet il il cuma nama vakti 23 Kasım
Cuma namazı saati Müslümanlar için önemlidir. Çünkü cuma nama vakti Müslümanların işlerini bırakıp camilere koşma vaktidir. Cuma namazı saati saat kaçta, cuma namaz saat kaçta olduğunu merak eden vatandaşlar ayrıca cuma namazı nasıl kılınır, cuma namazı kaçta biter sorularını da sormakta. İşte Türkiye geneli diyanet takvimine göre il il 23 Kasım cuma namazı saatleri…
Cuma namazı saati Müslümanlar için önemlidir. Çünkü cuma nama vakti Müslümanların işlerini bırakıp camilere koşma vaktidir. Cuma namazı saati saat kaçta, cuma namaz saat kaçta olduğunu merak eden vatandaşlar ayrıca cuma namazı nasıl kılınır, cuma namazı kaçta biter sorularını da sormakta. İşte Türkiye geneli diyanet takvimine göre il il cuma namazı saatleri…
Cuma namaz vakitleri (23 Kasım)
İstanbul cuma namazı vakti saat 12:56
Ankara cuma namaz saati 12:39
İzmir Cuma namazı saati 13:02
Konya cuma namazı vakti 12:41
23 Kasım Cuma namazı saatlerini sizler için derledik. Diyanet İşler Başkanlığı tarafından açıklanan il il Cuma namazı vakitlerini haberimizin içindeki linkten bulabilirsiniz...
Diyanet namaz vakitleri için tıklayınız
Cuma hutbesi
En büyük zenginliğimiz gençlerimiz
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 16 Kasım Cuma hutbesi yayımlandı. Bu haftaki cuma hutbesinin konusu "En büyük zenginliğimiz gençlerimiz " olacak.
Muhterem Müslümanlar!
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, ‘Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluşu ve doğruya ulaşmayı kolaylaştır’ demişlerdi.”[1]
Bu ayette anlatılanlar, Ashab-ı Kehf adıyla anılan ve Allah’a iman edip hakkı söylemekten çekinmeyen bir avuç gençtir.[2] Tıpkı genç yaşında tevhidi kuşanan, güzel örnekliği ve ibretli sözleriyle halkını uyaran Hz. İbrahim gibi.[3] Canıyla imtihana tabi tutulan ve “Babacığım! Sana emredileni yap; inşallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın”[4] diyen gencecik Hz. İsmail gibi. Kardeşleri tarafından kuyuya atılması, ağır imtihanlara tabi tutulmasına rağmen Rabbine itaatten vazgeçmeyen, "Ben Allah’a sığınırım"[5] diyerek nefsiyle mücadele eden iffet abidesi Hz. Yusuf gibi. Tıpkı annesi tarafından mabede adanan, hakaret ve iftiralara rağmen imanı ve sadakatiyle tarihe geçen Hz. Meryem[6] gibi.
Kıymetli Müminler!
Allah Resûlü (s.a.s), neşeyi ve huzuru Rabbine kullukta bulan gencin ideal bir genç olduğunu bildirmiş, iffetini koruyan ve gönlü mescitlere bağlı olan gencin ise mahşer günü Allah’ın arşının gölgesinde gölgeleneceğini[7] müjdelemiştir. Zira gençlik; hayallerin, heyecanın, merak ve arayışın en yoğun olduğu dönemdir. Ömrün en verimli ve değerli çağıdır. Dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmanın, yorulmaksızın çalışarak iyiliği çoğaltmanın zamanıdır. Bu sebeple mümin, gençliğini nerede ve nasıl harcadığından sorguya çekileceği[8] bilinciyle hareket etmeli ve bu nimetin kıymetini bilmelidir.
Aziz Müslümanlar!
Her asırda olduğu gibi günümüzde de gençlerimizi kuşatan bazı sorunlar bulunmaktadır. Onların ümit ve ideallerini çalmak, heyecan ve enerjilerini istismar etmek isteyen hain eller vardır. Genç yüreklerle iletişim kanallarımızı kapattığımızda, nice sahte kurtarıcılar ve sanal âlemler onlara kapılarını açmaktadır. Cazip ve eğlenceli görünen, geçici menfaatler öneren başıboş bir dünya, gençlerin aile ve toplumdan kopmasına, mahremiyet sınırlarının çiğnenmesine ve bağımlılık tuzağına düşmesine sebep olacaktır.
Muhterem Müslümanlar!
Gençlerimizi tehdit eden bir diğer problem, zararlı akımlar ve zehirli ideolojilerdir. Ailesinden yeterli ilgi ve sevgiyi göremeyen, sorularına ikna edici cevaplar bulamayan, kendisini yalnız ve desteksiz hisseden gençlerimiz, İslam’ı temsil ettiklerini iddia eden din tacirlerinin, bozgunculuk yapan ve kan döken hain şebekelerin hedefi olmaktadır. Bu durumda bize düşen, ister sanal âlemde isterse gerçek dünyada kurulan bütün tuzakları boşa çıkarmak için gençlerimize rehberlik etmek, onları inanç ve medeniyet değerlerimizle buluşturmak olmalıdır.
Değerli Müminler!
Genç nesillerimiz için en önemli tehlikelerden biri de hayatın anlamını, var oluşun gayesini kaybetmeleri, beden ve ruh sağlığının en büyük düşmanı olan zararlı alışkanlıklara ve teknoloji bağımlılığına müptela olmalarıdır. Göz aydınlığımız, sevincimiz, ümidimiz olan yavrularımız genç yaşta elimizden kayıp gitmektedir. Yüce dinimiz İslam’a, hidayet rehberi Kur’an’a, âlemlere rahmet ve en güzel örnek olarak gönderilen Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in sünnetine sımsıkı sarılmak, gençlerimize sahip çıkmak önceliğimiz olmalıdır.
Aziz Müminler!
Gençler bir milletin geleceği, en büyük imkânı ve zenginliğidir. Gençliğine sahip çıkıp onları eğitimli ve güzel ahlaklı bir şekilde yetiştiren toplumlar geleceklerini inşa etmiş demektir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Allah Teâlâ’nın İslam yolunda kendisine itaat eden nice fidanlar yetiştirmeye devam edeceğini”[9] müjdelemektedir. Aziz milletimizin ve ümmet-i Muhammed’in bekası için gençlerimizi anlamalı, onlara değer vermeliyiz. Düşüncesini, hayat tarzını, giyim kuşamını yargılayarak dışlamak yerine, hepsine kucak açmalıyız. Kendilerini keşfetmelerini sağlayacak bir rol model de biz olmalıyız. Şuurlu nesiller için gençlerimizi sahih din bilgisiyle ve kültürümüzle donatmalıyız. Çağımızın gençlerine Resul-i Ekrem gibi yaklaşabilir, O’nun metodu ile İslam’ı temsil ve tebliğ edebilirsek bu asırda da ashabın gençlerine dost olacak yiğitler çıkacağını asla unutmamalıyız.
Cuma namazı kaç rekattır?
Diyanet İşleri Bakanlığı merak edilen "Cuma namazı kaç rekattır?" sorusunun cevabını açıkladı. Yapılan açıklama şöyle: Cuma namazının farzı iki rekâttır. Bunun yanında farzdan önce dört rekât, farzdan sonra dört rekât olmak üzere sekiz rekât da sünneti vardır (Kâsânî, Bedâî’, I, 269).
İmam Ebû Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre ise farzdan sonra kılınacak sünnet bir selamla dört ve bir selamla iki rekât olmak üzere toplam altı rekâttır. Bu görüşün Hz. Ali’den rivayet edildiği nakledilmektedir (Kâsânî, Bedâî’, I, 285).
Cuma namazı ayeti
يَاأَيُّهَاالَّذِينَآمَنُواإِذَانُودِيلِلصَّلَاةِمِنيَوْمِالْجُمُعَةِفَاسْعَوْاإِلَىذِكْرِاللَّهِوَذَرُواالْبَيْعَذَلِكُمْخَيْرٌلَّكُمْإِنكُنتُمْتَعْلَمُونَ
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ey imân edenler! Cum'a günü namaza (ezan İle) çağrıldığında hemen Allah'ı anmaya (namaz kılıp hutbe dinlemeye) koşun; alım-satımı bırakın. Bu, eğer bilirseniz sizin için çok hayırlıdır.)
Cuma namazına ait hadisler
“Cuma gününde bir saat vardır ki Müslüman, bu saate isabet ederek hayırlı bir şey isterse Allah ona istediğini verir.” (Müslim, Cuma, 15) anlamındaki Peygamberimizin sözüne uyarak dua ve niyazda bulunurlar.
“Kim tembellik ederek üç Cuma namazını terk ederse Allah o kimsenin kalbini mühürler.”(Tirmizî, Cuma, 354) anlamındaki sözleriyle cuma namazını mazeretsiz kılmayanların akıbetini bildirmiş, Cuma namazının faziletini şöyle beyan etmiştir.
Cuma namazı şartları
Kendisine cuma namazı farz olan kimsenin cuma namazı kılabilmesi için şu şartların bulunması gerekir:
Vakit: Cuma namazı, cuma günü öğle namazı vaktinde kılınır. (bk. Müslim, Cuma, 28-29) Öğle namazının vaktinden önce veya sonra kılınırsa cuma namazı geçerli olmaz.
Cemaat: Cuma namazı cemaatle kılınır, tek başına kılınmaz. Cuma namazı kılabilmek için Ebu Yusuf'un içtihadına göre imam dahil üç cemaatin, Ebu Hanife ve Muhammed'in içtihatlarına göre imam hariç üç cemaatin bulunması şarttır. Bunlar yolcu veya hasta da olsalar bu şart yerine gelmiş sayılır.



