Beyin şekersiz yapamaz

Hücrelerimizde şeker dengesi bozulunca bedende her denge bozuluyor.

10 Kasım 2018 Cumartesi 18:38
Beyin şekersiz yapamaz

Hiçbir hücremiz şekerden mahrum kaldığında görevini yerine getiremiyor. Şeker enerji kaynağı. Beyin hücreleri söz konusu olduğundaysa şekere ihtiyaç daha bir hayatî..

Vücut ağırlığımızın yalnızca %2’sini oluşturmasına rağmen beynimiz, vücudumuzdaki şekerin dörtte birini –%25’ini- kullanır.

Beyin-şeker ilişkisi çok önemli olduğu için de beynimizin bazı özel imtiyazları vardır. Mesela vücudumuzun diğer hücreleri şekeri sadece insülinin varlığı halinde kullanabilirlerken beynimiz insüline ihtiyaç duymadan da şekeri kullanabilir.

Kısacası yaradılışımızda hiçbir şey şansa ya da rastlantıya bırakılmamış, her organdan önce beynin enerji ihtiyacı garantiye alınmıştır.

ŞEKER AZALINCA..

Peki, beynimiz şekersiz kalınca, daha doğrusu ihtiyacı kadar şekeri bulamayınca neler oluyor? Burada iki temel ölçü var. Şeker kaybının derecesi ve kan şekerindeki düşmenin hızı.

Kan şekerindeki düşmenin hızı ne kadar hızlı ve kan şekerindeki düşüş ne kadar belirginse yaşanabilecek sorunlar o denli şiddetli oluyor.

Yavaş yavaş gelişen ve beynin duruma intibak etmesine fırsat tanıyan kan şekeri düşmelerinde (Ona hipoglisemi hali diyoruz) ise beyin zannedildiği ölçüde ciddi problemler yaşamıyor.

Düşmesi dert, yükselmesi dert

Eğer kan şekeri 50'li rakamlar gibi kritik noktalara ulaşmamış ve bu düşme birdenbire değil de yavaş yavaş oluşmuşsa halsizlik, yorgunluk, bitkinlik, isteksizlik, uyku hali, takatsizlik, odaklanamama, unutkanlık, sinirlilik gibi belirtiler öne çıkıyor.

Eğer kan şekerindeki düşme birdenbire ise ve hele bir de rakamlar 60'lara, hatta 50'lere ulaşmışsa asabî tepkiler, öfke atakları, uyku bölünmeleri, baş ağrıları, baygınlığa kadar giden şuur bulanmaları, hatta tam şuur kaybı hali ortaya çıkabilir.

Hekimler bile işin içinden çıkamaz

Beynin kansız kalmasının gerçekten şaşırtıcı olabilen işaretleri de var. Bunlar bazen o kadar beklenmedik şeyler olabiliyor ki tecrübeli hekimlerin bile işin içinden çıkması kolay olmuyor.

Mesela panik atakla psikiyatriste giden bir hastada sorun iyice araştırılırsa arka planda gözden kaçmış bir hipoglisemi bulunabiliyor.

Uyku bozukluklarının hipoglisemiyle ilişkili olduğunu görmek şaşırtıcı olmuyor.

Yemeklerden sonra gelişen uyku hali, tatlı ve unlu gıdalara karşı aşırı istekli olma, kontrol edilemeyen yeme içme dürtüleri, izah edilemeyen kilo almalar, sabah yorgun, mutsuz uyanmalar, sebepsiz sanılan üşümeler, ellerde titreme, kronik bulantı hali, sürekli soğuk ve terli bir görünüm, tekrarlayıp duran kalp çarpıntıları gibi şikâyetlerin de arkasında kan şekeri düşmesinin bulunması hiç şaşırtıcı değil.

Çok ama çok önemli

Onun için beynin şekerle ilişkisini yabana atmamalıyız.. Kan şekerinin sıradan bir sorun sayılmaması, ciddiye alınıp izlenmesi, eğer varsa üzerinde önemle durulması çok ama çok önemli..

Saydığımız belirtilerden bazılarını siz de yaşıyorsanız ve bunlar özellikle aç kalınca, öğün atlayınca, tatlısı, unu, nişastası bol bir yemekler veya bol şekerli bir içecekleri –meyve suyu, meşrubat- içtikten sonra gelişiyorsa kan şekerinizde hipoglisemik ani düşmelerin olabileceği ihtimalini gözardı etmemelisiniz.

Teşhis için aç karnına kan şekerinizin ölçülmesi ve güçlü bir kahvaltıyı takip eden saatlerde kan şeker ve insülin seviyelerinizin ölçülmesi yeterli olur.

Fakat işte bu zehir!

Doğal yoldan yeteri kadar şeker almanın bir ihtiyaç olduğu kadar yapay ve fazlasının ne kadar zararlı olduğunu biliyor muyuz?

Şeker kullanırken dengenizin ayarlanmasına dikkat etmeli ve kontrollü olmalısınız.

Çünkü fazla şeker hem sizi ağırlaştırır, hem de beyin fonksiyonlarınızı kilitler.

UCLA Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar fruktozun beyin aktivitelerini yavaşlattığını, hafızayı zayıflattığını ve insanı aptallaştırdığını gösteriyor.

Hayatımızın her döneminde ayrı bir yeri olan şekerin vücudumuza bilmediğimiz bir sürü zararları vardır.

Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.

Vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.

Çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir ve okul başarısını olumsuz etkileyebilir.

Trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.

Bakteri enfeksiyonlarına karşı savunma sistemini zayıflatabilir.

Böbreklere hasar verebilir.

Bakır ve krom eksikliğine yol açabilir.

Meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.

Kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.

Safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.

Gözleri bozabilir.

Serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.

Midenin asidik olmasına yol açabilir.

Çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.

Koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.

Ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.

Kilo alımına sebep olur.

Diş çürüklerini artırabilir.

Alkol bağımlılığına yol açabilir.

Yüksek miktarda şeker yemek Crohn's hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.

Kireçlenmeye sebep olabilir.

Astıma sebep olabilir.

Mantar enfeksiyonlarına sebep olabilir.

Safra taşı oluşmasına yol açabilir.

Böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.

Özetle fazlası "ze-hir-dir"!

Haber Tarihi: 10 Kasım 2018 Cumartesi 18:38

YORUM YAZ

    Günün Karikatürü

    17 Kasım 2018