Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Başkanlık sistemini savunursam kendimi inkâr etmiş olurum” dediği iddiasına sert tepki gösterdi. Davutoğlu “Böyle bir şey kesinlikle yok. Böyle bir ifadem olduğunu bulsun birisi çıkarsın, ben özür dilemeye hazırım.” İfadesini kullandı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Başkanlık sistemini savunursam kendimi inkâr etmiş olurum” dediği iddiasına sert tepki gösterdi. Davutoğlu “Böyle bir şey kesinlikle yok. Böyle bir ifadem olduğunu bulsun birisi çıkarsın, ben özür dilemeye hazırım.” İfadesini kullandı.
"Öncelikle dünkü röportajın bugün yansıyan kısmını gördüm. Bir gazeteci arkadaş tarafından beni hayrete düşüren bir soru sorulmuş. Galiba O da sonra bu konuyla ilgili bir açıklama yapacağını söylemiş. Güya ben demişim ki 'Başkanlık sistemini savunursam kendimi inkâr etmiş olurum.' Bu varsayım üzerine Cumhurbaşkanımıza bir soru yöneltmiş bir gazeteci. Böyle bir şey kesinlikle yok. Böyle bir ifadem olduğunu bulsun birisi çıkarsın, ben özür dilemeye hazırım. Olsaydı da hiç çekinmeden söylerdim. İfademin tam doğrusunu söyleyeyim; ağzımdan çıkan şeyi elhamdülillah unutmam. Şanlıurfa'da gençlerle buluştuğum zaman, gençler 'Siz başkanlık olursa kendiniz ile ilgili kaygı duyuyor musunuz?' diye bir soru sordular. Ben de şunu söyledim; 'Ben 12 Eylül Anayasayası'na hayır oyu vermiş biri olarak bu anayasayı savunmam halinde kendimi reddetmiş olurum. Aksine başkanlık da dâhil bu anayasanın tümden değişmesinin gerekli olduğuna inanıyorum' dedim. Söylediğim şey budur. Savunduğum şeyi açık ve net savunurum. Bunun için hiçbir izahate gerek kalmayacak şekilde de net konuşurum. Başkanlık sistemi konusunda, Türkiye'nin yaşadığı süreçler de göz önüne alınmalıdır. İşte 27 Nisan e-muhtırası başkanlık ile ilgili en önemli süreçlerden birisi olmuştur çünkü Türkiye'de eşi başörtülü birinin Cumhurbaşkanı olmayacağı gibi bir varsayım bir kriz yaratmış ve bu kriz Türkiye'de cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin önünü açmıştır. Geçmişte yaşananları unutmamak lâzım. Sayın Abdullah Gül'ün seçilmemesi için ne uğraşlar verdiklerini unutmamak lâzım’’
"TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇ HİSSETTİĞİ BAŞKANLIK SİSTEMİNE DAYALI BİR ANAYASA İÇİN ÇALIŞIYORUZ"
Dolayısıyla bu o dönemki Başbakanlık makamını sınırlamak için yapılmıştı. Bu süreç sonucunda AK Parti olarak başkanlık sistemini savunduk ve savunuyoruz. Bir sistem çarpık deniyorsa, ilk yapılması gereken şey revize edilmesi değil tümden değişilmesidir.
1 Kasım seçimlerinden sonra geçmişte anayasa çalışmalarına katılan bütün arkadaşlarımızla bir araya geldik. Cumhurbaşkanımızla da bu toplantıları değerlendirdik. Revizyona dayalı bir anayasa yerine kendi içinde tutarlı bir anayasa yapma kararı aldık.
Partili Cumhurbaşkanı nihayetinde bir revizyondur. Var olan sistemi bir unsurla revize etmektir. Bizim öncelikli hedefimiz revizyon değil, çarpık bir sistem olduğunu söyleyegeldiğimiz bir yapı üzerinde yeni bir adım atmaktansa anayasayı başkanlık sistemi etrafında kurgulamaktır. O sistemi kendi iç dengeleri içinde, güçler ayrımı, özgürlükçülük vesaire ile pür başkanlık sistemi olarak kurgulamaktır. Bunun hepsini deneriz, olmuyorsa başka seçeneklere bakarız. Bir şeyin olmayacağı varsayımı ile yola çıkmayız. Biz müzakere marjı olmayan, Türkiye'nin ihtiyaç hissettiği başkanlık sistemine dayalı bir anayasa için çalışıyoruz.
Bu anayasa çalışmalarımız içinde Cumhurbaşkanlığı başdanışmanları var, geçmişte AK Parti anayasa süreçlerinde olan arkadaşlar var. Yani çok ehil bir kadro ile bunların hepsini çalışıyoruz. Şu anki tek hedefimiz çağdaş, evrensel değerleri barındıran, milli bünyeye uygun, başkanlık sistemine dayanan bir anayasayı yazmak.