• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ayasofya İslâm’ın Batı’ya açılan kapısı

Yeniakit Publisher
2020-06-10 09:16:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Ayasofya İslâm’ın Batı’ya açılan kapısı

Gâvur Yunan’dan sonra ABD ve Siyonist kuklası Firavun Sisi de, İstanbul’un fethinin sembolü olan Ayasofya için “Osmanlı işgali” ifadesini kullanarak kinini ortaya koydu. Ayasofya’nın şanlı fethin silinmez mührü olduğunu ifade eden ilahiyatçılar ise, “İstanbul hilafetin son başkenti, Ayasofya ise İslam’ın Batı’ya açılan penceresidir” dedi.

Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılmasının gündeme gelmesi üzerine darbeci Sisi’nin emrindeki Mısır Fetva Kurumu’nun İstanbul’un fethini “Osmanlı işgali” olarak değerlendirmesi kamuoyunda infiale neden oldu. ABD ve İsrail kuklası Sisi’ye bağlı Mısır Fetva Kurumu’nun alçak ithamına tepki tepki gösteren İslam âlimleri, peygamberimizin müjdesine mazhar olan İstanbul’un İslam beldesi olduğunu, Ayasofya’nın da şanlı fethin silinmez mührü olduğunu ifade ettiler.

Ateş: Ayasofya vakıftır, vakfedeni bellidir

Gazetemiz Akit’e konuşan Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş hoca, Mısır Fetva Kurumu’nun çirkin sözlerini eleştirerek, “Bir Müslüman böyle konuşamaz. Türkiye karşıtlığı üzerinden beyanat verenleri doğru bulmuyorum. Samimi olmadıklarına inanıyorum. İstanbul, İslam beldemizdir. Hilafetin son başkentidir” ifadelerini kullandı. Fethin günümüze ulaşan en önemli sembolünün Ayasofya olduğunu vurgulayan Süleyman Ateş, “Sultan Fatih tarafından camiye çevrilen Ayasofya da fethin sembolü olmuştur. Vakıftır, vakfedeni bellidir. Vakıf statüsünün devam etmesi lazım. Ayasofya’nın ibadete açılmasında hiçbir sakınca yoktur” şeklinde konuştu.

Göktaş: Allah’ın mescidi olduğu için açalım

Doğruhaber Gazetesi yazarlarından Mehmed Göktaş hoca ise Ayasofya’nın Müslümanların hakkı olduğunu söyledi. Göktaş Hoca, “Bir kaç yıl önce ‘Ayasofya ne zaman açılır?’ sorusuna; ‘Sultanahmet’ten dışarıya taşan cemaat açabilir’ demiştim, bu düşüncem devam ediyor. Unutmayalım, açıldığında sadece beş on kişinin namaz kılacağı bir Ayasofya Camii başta “şov için açılmıştır” iddiası gibi birçok açıdan Müslümanların aleyhine şahitlik edecektir. Önündeki engelleri kaldıranlardan Allah razı olsun. Ne olursa olsun Ayasofya’yı dolduracağımıza dair bir söz verelim. Ayasofya’yı mahzun etmeyelim. Allah’ın mescitlerine kıymet verelim. Tıpkı Sultan Ahmet gibi Ayasofya da Hristiyanların en azından ziyaretine açılması gerekir. Çünkü Ayasofya, İslam’ı Batı’ya tanıtma limanı olabilecek büyük bir potansiyele sahip” diye konuştu. Mısır Fetva Kurumu’nun İstanbul’un fethini “Osmanlı işgali” olarak nitelendirilmesine tepki gösteren Mehmed Göktaş hoca, şunları söyledi: “Bizler Sisi’nin bildirisini kabul mü edeceğiz? Tartışılmaya bile değer değiller. Sisi’ye göre kendisi gibi düşünmeyen başta İhvan olmak üzere herkes terörist.”

Şenocak: Korkmadığımızı dünyaya ilan edelim

İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi (İFAM) kurucusu İhsan Şenocak hoca da, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ayasofya, Allah’tan (cc) başka kimseden korkmamanın adıdır. Eğer aksi olsaydı Batının Haçlı Seferi tehdidine rağmen Sultan Fatih ne İstanbul’a girebilir, ne de Ayasofya’yı esaretten kurtarıp cami yapabilirdi. Ayasofya’yı açarak Allah’tan başka kimseden korkmadığımızı dünyaya ilan edelim. Çocukluğumdan hatırladığım tek cümle, babamın elimden tutup götürdüğü Erbakan Hocamızın mitinglerinin şu sloganıdır; ‘Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın.’ Allah (cc) mutlaka bir gün ‘Ya Rabbi! Ayasofya’da namaz kılmadan canımı alma’ diye yalvaran Müminlerin duasına icabet edecektir.”

Firavun’un çocukları rahatsız oldu

Mısır Fetva Kurumu, İstanbul’un fethini Osmanlı işgali olarak tanımlamış ve “Ayasofya 537 yılında Bizans döneminde bir kilise olarak inşa edildi ve Osmanlılar 1453’te İstanbul’u işgal edinceye ve onu camiye çevirinceye kadar 916 yıl kilise olarak kaldı” ifadesini kullanmıştı. Tepki üzerine geri adım atmış gibi yapan Sisi’nin emrindeki Fetva Kurumu, yeni açıklamada ise “büyük fethin sufi Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet eliyle gerçekleştirildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise Sultan Mehmet’le hiçbir bağının olmadığı” skandal iddiasında bulundu.

‘İstanbul’un fethinin işgal diye tanımlanması utanç lekesidir’

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Muhyiddin el-Karadaği, Mısır Fetva Kurumu’nun İstanbul’un fethini “Osmanlı işgali” olarak nitelendiren açıklamasının kurum için utanç lekesi olduğunu belirtti. Karadaği, Facebook sayfasından konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Hazreti Muhammed’in “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur” hadisiyle bu fethe işaret ettiğini aktardı. “İstanbul’un fethinin, Osmanlı işgali olarak tanımlanması husumette sınırları aşmak, tehlikeli bir yozlaşma ve Mısır Fetva Kurumu için bir utanç lekesidir” ifadesini kullanan Karadaği, bu tür açıklamaların, Mısır’daki dini kurumların politize oluşunun delili olduğunu vurguladı.
Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hakan

Hem batıyı sevmiyoruz hem kapı açmaya çalışıyoruz ne alaka ?

Ax111

Malum çevreler, aslen bizden olmayanlar, Bizans ruhu taşıyanlar, şu yada bu şekilde, şu yada bu sayede bir şekilde içimizde bulunanlar, T.C kimliği taşıyanlar, her fırsatta Türkiye'nin geleceğine yönelik yatırımları engellemeye ve baltalamaya çalışanlar, Suriye meselesinde Esed’le aynı dili kullananlar, Akdeniz meselesinde, Yunan’la, Macron’la ve diğerleri ile aynı dili kullananlar, Libya meselesinde Hafter’le, Zayed’le, Selman’la, Sisi ile aynı dili kullananlar, PKK meselesinde teröristlerle aynı dili kullananlar şimdilerde yine hoplamaya başladılar. Bunları, 'gezi'de, 15 Temmuz'da, devasa projelere karşı takındıkları tavırlarla çok gördük. Erdoğan'a her fırsatta diktatörlük yaftası yapıştırmaya çalıştıkları gibi, mantıklı mantıksız, olur olmaz her yerde, eleştirdikleri, kötüledikleri gibi bu güruhun üyeleri ABD'li beyaz polis gibi her fırsatta Erdoğan’ın boğazına çöktü. Erdoğan az mı feryat etti, “”” yalnızım, nefes alamıyorum””” diye. Ama O, bütün cesaretini topladı , yılmadı, her defasında ” Yaaa Hakkk” dedi kalkmasını ve dik durmasını bildi. Bizans ruhuna karşı dik durdukça adı ‘dikdatör’ oldu. Ama O kefeniyle gezmesini bildiği için kimsenin algı yaratma çabalarına aldırış etmedi. Ülkeyi, Allah’ın izniyle ve selametle bugünlere getirdi. Bu ülkeyi Bizans ruhlulara teslim etmedi, etmeyecek Allah’ın izniyle. Millet olarak bizler arkasında durdukça, kalpler tek yürek olup vurdukça, ellemeyin içimizdeki bizden görünen kahpeler kudursun kudurdukça.Ellemeyin kahrolsunlar Ayasof'yada selalar, ezanlar okundukça.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23