Aşı provokasyonu ikna ile aşılır
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Başkan Erdoğan’ın ve Sağlık Bakanı Koca’nın, “Zorla değil ikna yoluyla aşılamayı düşünüyoruz” açıklamalarına rağmen, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan manipülatif ve provokatif söylemlerle aşı karşıtlığını yaymaya çalışan çevrelere tepkiler artıyor. Kovid-19 salgınına karşı en etkili silahın aşı olduğunu bir kez daha vurgulayan sorumluluk sahibi bilim insanları, “Halkı, korkutarak ya da mecbur tutarak değil, bilimsel yollarla aşıya ikna etmeliyiz” dedi.
Koronavirüs salgınına karşı dünyaya büyük bir umut ışığı olan aşılama çalışmaları, toplumsal hassasiyetleri ve refleskleri hiçe sayan bir avuç marjinal sözde bilim adamının açıklamaları nedeniyle sekteye uğruyor.
Kaynağı belirsiz ve hiçbir bilimsel veriye dayanmayan aşı karşıtlığı sosyal tabanda karşılık bulurken, ‘aşı olmayanların sosyal hayattan bütünüyle tecrit edilmesini’ isteyen açıklamaların yapılması, komplo teorisyenlerinin elini güçlendirmekten başka ise yaramıyor. Kovid-19’a karşı en ön safta mücadele eden doktorlar ise Türk bilim insanlarına güvenilmesi gerektiğini vurguluyorlar ve aşılamanın ikna yoluyla yapılacağına işaret ediyor.
Korkuyla değil
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vefik Arıca, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları dile getirdi: “Aşı karşıtlığı ülkemizde yüzde 2 civarında Ancak yüzde 30-35 civarında da aşı tereddüdü bulunmakta. Aşı karşıtı olan insanlar hemen hemen her şeye tüm maddelere, ilaçlara, kanıta dayalı tıp uygulamalarına da karşı oldukları için bunların genel popülasyonda ikna etmek zordur. Ancak aşıya karşı bir takım tereddüdü olan insanları akılcı ve izah edici yöntemlerle, elinizde konuyla ilgili bilgi birikiminin ve kanıta dayalı bilimsel verileriniz var ise ikna etmek onları da bu virüs belasından kurtarmak çok kolay olacaktır.”
Medyaya görev
Bu süreçte bilim insanları ve medyaya önemli rol düştüğünü kaydeden Arıca, şöyle devam etti: “Aşı tereddüdünde en büyük mücadeleyi biz bilim insanları, sağlık çalışanları, basın-medya kuruluşları ve merkezi otorite gösterecektir. Bizler aşı ile ilgili insanların kafasındaki sorulara bilimsel olarak cevap verirsek, medya da buna yeterli vakit ayırır ise bu tereddütler giderilebilir. Aşılama konusunda deneyim sahibi olan çocuk hekimleri, enfeksiyon hastalıkları uzmanları ön planda kendilerini göstermeliler. Ben bir çocuk hekimiyim, aşıya ulaşamayınca veya aşıyı reddeden ebeveynleri yüzünde ölüme terk edilen ve hastalık-ölüm oranlarının arttığını bizzat şahit olmuş biriyim.”
Bilimsel yöntemle
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Çiftçi de, şunları ifade etti: “Aşılama konusu ciddi bir iştir. Herhangi bir manipülasyona meydan vermemek için sorumlu açıklamalar yapmak gerekmektedir. Halkın içindeki korkuyu artıracak ya da infiale sürükleyecek söylemler bilim adamı sorumluluğuyla bağdaşmaz. Bize düşen bilimsel metotlarla aşının güvenli olduğunu açıklamaktır. Yine aşıyı neden yaptırmalıyız sorusuna bilimsel datalar eşliğinde en akılcı cevapları vatandaşlarımıza vermeliyiz.”
Korku pompalayan söylemlerin aşı karşıtlarının işine yaradığını belirten Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Koronavirüs aşısı salgınla mücadelede en önemli kozumuz. Türkiye’nin sağlık alt yapısı oldukça güçlü. Tıp alanında dünyanın en köklü devletlerinden biriyiz. Vatandaşlarımız müsterih olsun ki, riskli hiçbir işe devletimiz ve sağlık çalışanları girmez. Korkutarak değil, mecbur tutarak değil, akli deliller ışığında insanlarımızı ikna etmeliyiz. Böylece aşıya güven en üst seviyelere çıkacaktır.”


