Emzirmenin anne ile bebek arasındaki iletişimin en önemli parçası annenin kokusu ve sesi..
Parfümdü, vücut losyonuydu gibi şeyler emziren annenin bebeği ile arasındaki bağı koparıyor. Bebek “sebep yokken” huysuzlanıyor ve ağlıyor! Oysa sebep işte o annenin değişen kokusu. Bebek sesi alıyor ama kokuya yabancı. İkilem içinde kalıyor.
Sadece bu da değil. Bu tür kimyasallar anneyi olduğu gibi bu defa bebeği de solunum ve tem yoluyla sonucu çok ileri yıllarda çıkacak şekilde usul usul zehirliyor!
BEBEK BİLİYOR ANNE FARKINDA DEĞİL
Anne sütünün de kokusu var. Bunu en iyi bebek algılıyor. Onun için yenidoğan bir bebek sadece mamayla beslense bile anne sütü koklatıldığında hemen ona ilgi duyuyor ve yöneliyor. Düşünün anne sütünün, bebek maması yanındaki büyük önemini. Bebek bunu yaradılıştan biliyor, ama mama reklamlarının etkisinde kalan anneler maalesef farkında değil.
Daha da ilerisi, detayı var bu koku meselesinin. Bebekler, emziren ve emzirmeyen kadınlardan alınan ten sürüntüleri koklatıldığında emziren annelerin kokularını tercih ediyor. Bu sebeple uzman hekimler uyarıyor: emziren annenin tenindeki doğal çekici kokuların kaybolmaması için anneler parfüm sürmemeli ve emzirme öncesi memelerini silerek süt kokusunu almamalılar. Emziren annenin günde bir kere duş yapması yeterli. Duş jeli, vücut losyonu gibi kimyasallardan uzak durmalı.
Ses ve kokunun yalnızlığına katlanamıyor
Yenidoğan bebekler, son derece muhtaçtır ve en gelişmiş duyuları da temastır. Bunu en iyi giderebilecekleri anlar ise annelerinin kokusunu aldıkları emzirme vakitleridir.
'Bebeği yerinde bırakalım, kendi yerini bilsin' demek de yanlış. Zaten dikkat edin bebeğiniz, buna karşı çıkıyor. Çünkü onların doğal gelişim süreçlerinde özellikle ilk aylarda bol bol anneyle temas var. Bebekler ancak üç aydan sonra sosyal temasa geçiyorlar, kendi kendilerine 5-10 dakika oynuyorlar, sonra küçük bağırışlarla yanlarına annelerini çağırıyorlar. Çünkü o kokunun, o sesin yalnızlığına katlanamıyorlar.
ANNE BENİMLE KONUŞ N’OLUR..
Bebeğin annesini yanına çağırarak aslında anlatmak istediği şu: 'Ben de varım. Bakın beynim nasıl hızla gelişiyor! Anneciğim senin kokun, temasın, sesin sütün bana çok lazım!' Çünkü ağlayan bebek kucaklandığında susuyor, hele aç olup emzirilirse bir ‘süt mutluluğu’ içinde uyuyor. Annenin emzirme ve ten teması yapması ve bebeğiyle 'annece' konuşması çok önemli. İnişli-çıkışlı vurguları olan bu konuşmaların, sık sık yapılması gerekiyor. Genç anneler, bu konuşmayı saçma buluyorlar. Mantığı bırakmalısınız. Bu tarz konuşmalar bebeği dinlemeye yöneltiyor, bebek de kendi bebekçe dilini kullanarak annesiyle konuşmaya çalışıyor.
Anne sütüyle beslenen ve büyümesi iyi giden bebekler ilk haftalarında geceleri de gündüz gibi 2-3 saatte bir emmek isterler. İkinci aylarına doğru ‘gece uyku kıyakları’ başlar. Giderek uzayan saatlerle gece uykularının süresi artar. Ancak her dönemde farklılıklar gösterebilirler. Mesela dokuz aylık bebekler geceleri daha sık uyanır, annelerini daha fazla yanlarında görmek, emmek isterler. Adeta çevrelerini kontrol ederek 'En güvendiğim insanlar özellikle annem yanımda mı?' diye bakınırlar. Önceki aylara göre beyinleri daha iyi gelişmiştir. Anne ya da babalarını yanlarında bulurlarsa korkularını yenip huzurlu olurlar. Çocuk büyüdükçe, kendine güveni geldikçe zaten anne babasını istemez olur. Hele ergenlikte, hele ergenlikte!