Yeni Şafak gazetesi yazarı Mehmet Şeker, asrın felaketinde enkaz altında kalan kişilerin günler sonra kurtarılma anında "Allahu Ekber" diye atılan tekbirleri eleştiren kişilere ayar verdi.
Yeni Şafak gazetesi yazarı Mehmet Şeker, asrın felaketinde enkaz altında kalan kişilerin günler sonra kurtarılma anında "Allahu Ekber" diye atılan tekbirleri eleştiren kişilere ayar verdi. Söz konusu zevata, "Allahuekber" yerine kullanabilecekleri "sevinç nidası" önerilerinde bulunan Şeker, özetle şunları kaydetti:
"İnsan açlığa ve susuzluğa belli bir süre dayanır sanıyorduk.
Demek bizim bildiğimizin ötesi varmış. Hesap üstünde hesap, kader üstünde kader gibi.
Yıkılan binanın enkazı altında kalan canlar, saatler süren çalışma sonrasında kurtarıldığında, hep birlikte nasıl sevindik. Günler geçmişken sağ çıkan depremzedeleri görünce, insan olanlar çok duygulanıp yaş dökmedi mi gözlerinden?
Kurtarma ekipleri enkazda güçlükle koridor açıp depremzedeyi çıkardığında, dışarıdakiler sevinçten “Allahuekber” diye bağırmaktaydılar.
Kim bilir o sırada ekran karşısında kaç kişi aynı şekilde ayağa fırlamaktaydı.
Bundan güzel çok az şey olabilir dünyada. (Henüz ne olduğuna dair bir fikrim yok.)
Fakat bazıları pek rahatsız olmuş. Niye “Allahuekber” denmekteymiş! Savaş sırasında askerlerimizin aynı şekilde hücuma geçtiği hatırlatılınca da itirazdan vazgeçmiyorlar.
“Bana ne, bana ne” diyerek omuz hareketiyle direniş gösteren küçük çocuklar gibi.
Şaka gibi ama evvelce de cephedeki askerin başka türlü sesler çıkarması düşünülmüş, tartışılmıştı. Savaş yokken de eğitim sırasında askerlerin aynı şekilde seslenmesinden rahatsızlık duyanlar vardı. Bazıları yüksek rütbeli subaydı üstelik.
“Oley” falan dedirtmek düşünüldü, “Hurra” bile seçenekler arasındaydı.
Maksat hizmet olsun, olmazsa çeşit olsun diye başka alternatifler de sunabiliriz.
***
“Yaşşa… Hayda breh… Hasduur… Zınk… O da ne… Oha… U ne ba…” Seçsinler. Devam edelim: “Amanın yalel… Tennenni tenenen… Hobaa… Aboo… Heyamola… Haydaa…”
Çizgi romanlardan da ilham alınabilir:
“Ahyaaak… Karamba karambita… Hay bin kunduz.” Bunlar da olmazsa: “Hay bin yakzan” var. (…)"