Aileyi yok etmeye yönelik sapkın projelere STK’lardan tokat gibi açıklama
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Gaziantep’te 33 sivil toplum kuruluşunun ortak yaptığı açıklamada, “Bütün dünyaya dayatılan bu uluslararası proje ile evlilik dışı çocuk sayısı yüksek oranlara varmıştır. Bu projenin hedefi ‘kadınlaşmış erkekler’ ve ‘erkekleşmiş kadınlar’dır. Bu projeler, Türkiye ile birlikte İslam dünyasına yönelik bir tehdittir. Bu saldırı aynı zamanda kadın haklarını savunur gibi gözükmesine rağmen kadına da bir saldırıdır. İffete karşı saldırıdır. Ahlaka saldırıdır. Kutsala saldırıdır.” denildi.
İsmail Uğur yeniakit.com.tr
Gaziantep’te 33 sivil toplum kuruluşunun ortak hazırladığı bildiride, aileyi hedef alan ve cinsi sapkınlığı meşrulaştırmayı amaçlayan İstanbul Sözleşmesi ve Toplumsal cinsiyet Eşitliği Projelerine karşı sert eleştiriler yapıldı.
Kadın cinayetlerini azaltmadı, artırdı
Türkiye’nin, 2011 Mayıs ayında kısa adı “İstanbul Sözleşmesi” olan uluslararası “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” sözleşmesini imzalayarak kabul ettiğinin hatırlatıldığı bildiride, “Bu sözleşme, 6284 sayılı Kanuna esas teşkil etmiştir. Türkiye, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikasını bakanlıklar üstü bir ana politika haline getirmiş, 9. Kalkınma planı bu politikaya duyarlı olarak hazırlamıştır. Bu sözleşme imzalandıktan itibaren devletin tüm kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları başlamış ve son hızla devam etmektedir. Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik olduğu ileri sürülen sözleşmenin kabul edildiği 2011’de öldürülen kadın sayısı 121 iken, İstanbul sözleşmesi ve politikaları uygulandıktan sonra 2018’de 490 sayısına ulaşmıştır. Çok açık ve net bir şekilde bu sözleşme ve buna bağlı çıkarılan 6284 sayılı kanunun, ülkemizde kadına yönelik şiddetin artmasında ciddi rol oynadığı görülmektedir.” tespitine yer verildi.
Telafisi imkansız neticeler doğurur
Batı kültür ve medeniyetinin aileye ilişkin ürettiği kavram, teori ve modeller, yapılar ve bulduğu çözümlerin, kendi toplumsal yapımız, zihin dünyamız, değerlerimiz ile kültür ve medeniyetimizle uyuşup uyuşmadığına bakılmadan alınmasının, test edilmeden, sonuçlarının ne olabileceği öngörülmeden uygulamaya sokulmasının ileride telafisi imkansız neticeler verebileceğine işaret edilen bildiride, boşanmaların sebebinin Avrupa ülkelerinin sarıldığı “Toplumsal Cinsiyet” kavramı ile tanımlanmasının ve onların kanunlarının Türkiye’de uygulanmasının nesil açısından gelecekte menfi sonuçlar doğuracağına dikkat çekildi.
Projenin amacı “kadınlaşmış erkekler” ve “erkekleşmiş kadınlar” üretmektir
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projelerinin uygulandığı toplumlarda, aileye ilişkin sorunların çok daha büyük oranda olduğu tespitine yer verilen bildiride, şu ifadeler kullanıldı: “Bütün dünyaya dayatılan bu uluslararası proje ile evlilik dışı çocuk sayısı yüksek oranlara varmıştır. Türkiye’de ise boşanmalar maalesef daha da artmıştır. Unutulmamalıdır ki aileyi korumak, dağılmış aileleri toparlamaktan çok daha kolaydır. Üstelik aile kurumunu dağıtmış hiçbir ülkenin onu yeniden toparlamayı başardığı görülmemiştir. Bu projenin hedefi “kadınlaşmış erkekler” ve “erkekleşmiş kadınlar”dır.
Sapkınlığı meşrulaştırma amacına hizmet ediyor
STK’ların ortak bildirisinde, cinsiyet kavramının kişinin fıtratı, yaratılış kodlaması olduğunu reddedip, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği tanımı ile biyolojik kadınlık ve erkeklik cinsiyetlerini kabul etmeyerek, eşcinselliği ve diğer sapkın cinsel meyilleri meşrulaştırıp, yaygınlaştırma amacı güdüldüğüne işaret edilerek, “Kadın ve erkeğin birbiri ile evlenmesini toplumun, dinin, örfün dayatması olarak sunan İstanbul Sözleşmesi, her türlü sapkın; kadın kadına, erkek erkeğe, toplu gayri ahlaki ortamları meşrulaştırıp, sadece birkaç gün evli kalan erkekleri bile ömür boyu nafaka cezası ile cezalandıran bir sözleşme olarak maalesef karşımızdadır.” denildi.
Aileyi kaybetmiş AB ülkeleri bize yol gösteremez
Her türlü sapkın, nikâhsız beraberliği, “normal sağlıklı birliktelik” olarak tanımlanmasını kabul etmenin mümkün olmadığının dile getirildiği bildiride, aile içi şiddetle ilgili şunlar ifade edildi: “Ayrıca, Kadını ve kadına yönelik şiddet karşıtlığını suistimal ederek şiddeti, erkeğe, çocuğa, aileye hatta tüm topluma yöneltmektedir. Halbuki, ‘Fiziksel şiddet’ kavramına insan temelli bakılmalıdır. Bir erkeğe de fiziksel şiddet uygulandığında cezalandırılmalı ve bizim kanunlarımız bunun için yeterli olmalıdır. Kendi ülkelerinde şiddeti çözememiş, şiddetle baş edememiş ülkelerin, bize yol gösterme gibi durumları olamaz.”
Bu projeler İslam dünyasına yönelik bir saldırıdır
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesinin, Türkiye ile birlikte İslam dünyasına yönelik bir tehdit olduğunun savunulduğu bildiride, “Bu saldırı aynı zamanda kadın haklarını savunur gibi gözükmesine rağmen kadına da bir saldırıdır. İffete karşı saldırıdır. Ahlaka saldırıdır. Kutsala saldırıdır. Bu saldırı aynı zamanda küresel bir tehdittir. Bu projelerin arkasında kimlerin olduğu âşikârdır. İstanbul Sözleşmesi, yürürlükte durduğu sürece hiçbir erkeğin ve kadının şerefi güvence altında değildir. Bir erkek her an bir iftira ile cinsel istismardan delilsiz belgesiz ağır bir ceza alabilmektedir. Boşanan babalara kendi çocuklarını haczettiren, defalarca kendi çocuğunu görmek için harç ödettiren, ‘ebeveyn yabancılaştırmaları’ ile çocukları babalarına düşman ettiren sürece kaynaklık eden bu sözleşme ve buna bağlı 6284 sayılı kanun ile her yıl yüz elli bine yakın erkek evinden atılmıştır. Basit sebeplerle sokağa atılan, mahallesine bile giremeyen, cinnet geçiren erkekler sebebiyle cinayet sayısını artmıştır.” ifadelerine yer verildi.
Aile çözülürse varlığımız tehlikeye girer
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık vurguladığı nikahlı meşru evliliklerin son dönemde değersizleştirilerek evlilik dışı ilişkilerin normalleştirilmeye başlandığına işaret edilen bildiride, aile kurumunun önemine şu ifadelerle dikkat çekildi: “Boşanmanın adeta teşvik edildiği sancılı bir süreçle karşı karşıyayız. Millet olarak çağın hastalıklarına karşı elimizdeki en büyük imkan, tüm saldırılara rağmen halen varlığını güçlü bir şekilde devam ettiren aile kurumumuzdur. Bu açıdan adına aile dediğimiz mukaddes ocağın yaşatılması, tehditler karşısında korunması son derece önemlidir. Ailede çözülme olursa, millet olarak varlığımızın tehlikeye girmesi de kaçınılmazdır. Nesli muhafaza etmenin yolu da aile kurumuna sahip çıkmaktan geçiyor. Bu, olmazsa olmazımızdır. Keza devleti korumak da ancak aileyi korumakla, kollamakla mümkündür.”
Aileyi hedef alan projeler acilen iptal edilmeli
“Gelecek nesillerin hakkı adına, sokaklara terk edilmiş çocukların hakkı adına, geleceğimiz adına, insanlık adına; aile kurumunu muhafaza etmeyi savunuyor ve savunmaya devam edeceğiz.” ifadelerinin kullanıldığı bildiride, hükümete şöyle çağrıda bulunuldu: “Yaşanan süreç ve sonuçlar ile bu sözleşmenin tatbikinin millî ve manevî değerlerimizle bağdaşmadığına şahit oluyoruz. Bu politikaların uygulanmasının her açıdan kültürümüzle doku uyuşmazlığı açığa çıktığından, neslimizi ve aile kurumunu muhafaza etmek için, Avrupa ülkeleri gibi geri dönülmez aşamalara gelmeden, İstanbul Sözleşmesi’nin, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’nin ve bağlı uygulamalarının iptal edilmesinin milletimiz açısından daha hayırlı olacağına inanıyoruz.”
Ortak bildiri yayınlayan STK’lar
GAZİANTEP GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR (GÖNÜLKUR)
1-ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ
2-ANADOLU TEVHİD VAKFI
3-ANHARAS DERNEĞİ
4-AYDER, DAVET ve KARDEŞLİK DERNEĞİ
5-BÜLBÜLZADE VAKFI
6-CİHAN-DER, HAYRAT VAKFI
7-ENSAR VAKFI
8-ÖNDER İMAM HATİPLİLER DERNEĞİ
9-GAZİANTEP DARULHADİS CEMİYETİ
10-GAZİANTEP EĞİTİM HİZMET VAKFI
11-GAZİANTEP İ.H.H.
12-HASAN HOCA İLİM YAYMA VAKFI
13-HOŞGÖR FATİH İLİM ARAŞTIRMA VAKFI
14-İLİM ve HİKMET DERNEĞİ
15-İLİM YAYMA CEMİYETİ
16-KALEMDER, ZEHRA VAKFI
17-KÖPRÜ-DER
18-MEDENİYET VAKFI
19-MEMUR-SEN
20-SEMERKAND
21-SUFFA-DER
22-VAHDET VAKFI
23-VEREN-EL, SAFA VAKFI
24-YENİ DÜNYA VAKFI
25-ERDEMLİ YÖNETİCİLER AKADEMİSİ
26-CİHANNÜMA DERNEĞİ
27-İNSAN ve MEDENİYET HAREKETİ
28-ELİF DERNEĞİ
29-YEDİ HİLAL DERNEĞİ
30-BİRLİK VAKFI
31-TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI
32-UŞŞAKİ VAKFI
33-MİLLİ BİRLİK CEMİYETİ
34-TÜRKİYE ÂİLE MECLİSİ