Abdulkadir Geylani Hazretleri'nin vefat yıl dönümü

Tarihte bugün “17 Temmuz 1166”; evliya-yı kiramın en büyüklerinden olan Seyyid ve Şerif Abdülkadir Geylânî hazretlerinin vefat yıl dönümüdür.

17 Temmuz 2019 Çarşamba 17:00
Abdulkadir Geylani Hazretleri'nin vefat yıl dönümü

Soy olarak; Hz.Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselamın torunlarından olup, baba tarafından Hz.Hasan (r.a.) Efendimize - Şeri̇f - anne tarafından da Hz.Hüseyin (r.a.) Efendimize - Seyyid - istinat eden Abdülkadir Geylânî hazretleri 1077’de Hazar denizinin güneybatısındaki Gîlân eyalet merkezine bağlı Neyf köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşta babasını kaybedince annesinin yanında ve dedesi Savmaî’nin himayesinde büyüdü.

Bütün gayesi, tahsiline devrin en önemli ilim ve kültür merkezi olan Bağdat’ta devam etmekti. On sekiz yaşına gelince annesinden izin alarak bir kafileye katılıp Bağdat’a gitti.

Orada Ebû Galib b. Bâkıllânî, Ca‘fer es-Serrâc, Ebû Bekir Sûsen ve Ebû Tâlib b.Yûsuf gibi âlimlerden hadis; Ebû Saîd el-Muharrimî, Ebû Hattâb ve Kadî Ebû Hüseyin gibi hukukçulardan fıkıh; Zekeriyyâ-yı Tebrîzî gibi dil bilimcilerden de edebiyat okudu.

Kısa zamanda usul*, fürû* ve mezhepler konusunda geniş bilgi sahibi oldu. Bağdat mutasavvıflarıyla yakın dostluklar kurduğu bu yıllarda Ebü’l-Hayr Muhammed b. Müslim ed-Debbâs vasıtasıyla da tasavvufa intisap etti.

Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri, Bağdat’a gittiği zaman mensup olduğu Şâfiî mezhebini bırakarak mizacına daha uygun gelen Hanbelî mezhebine girmiş, bununla birlikte hayatının sonuna kadar her iki mezhebe göre de fetva vermiştir. Rivayete göre rüyasında Ahmed b. Hanbel hazretleri, ondan o sırada zayıf durumda bulunan Hanbelîliği canlandırmasını istemiş, o da Hanbelî mezhebine girerek bütün gücüyle bu mezhebi ihya etmeye çalışmıştır.

Hz.Abdülkadir-i Geylânî’nin tasavvufu, şeriata ve dinin zâhirî hükümlerine titizlikle bağlı kalma esasına dayanır. O, her an Kur’an ve hadislere uygun hareket etmeyi şart koşar. Ona göre bir zâhidin hayatında görülebilecek derunî haller dinî ölçülerin dışına taşmamalıdır. Kendisine tabi olanlara hep, “...Uyun, uydurmayın; itaat edin, muhalefet etmeyin, yakınmayın; temizlenin, kirlenmeyin...” şeklinde tavsiyelerde bulunurdu.

Kur’an ı Kerim’in teganni ile değil, tertil ve tecvid üzere okunmasını ister, aksine hareket etmeyi hoş görmezdi. İmam ı Gazzâlî Hazretlerinin geliştirdiği tasavvuf, onun tarafından devam ettirilmiştir denebilir.

Vaazlarını dinlemek için 70 bin kişi gelirdi

Abdülkadir-i Geylânî, 1127’de ilk defa vaaz vermeye başladığı zaman ancak birkaç kişiye hitap ediyordu. Fakat daha sonra cemaati giderek arttığı ve medrese dar gelmeye başladığı için vaaz meclisini Bâbülhalbe’deki bir camiye nakletti. Açık havada verdiği vaazlarını dinlemek için 70 bin kişinin Bağdat’a geldiği tarihi kayıtlarda geçmektedir.

Daha sağlığından itibaren kendisinden birçok keramet nakledilerek kişiliği tam mânasıyla menkıbeleştirilmiş, gerçek kimliği ise önemini yitirmiş ve unutulmuştur. İbnü’l-Arabî, “kün” ilâhî kelimesine mazhar olduğu için ondan bir çok keramet zuhur ettiğini ifade eder.

Tasarruf ve kerametlerinin vefatından sonra da devam ettiğinden kendisine tabi olanların darda kaldıkları zaman söyledikleri, “Medet, yâ Abdülkadir!” sözü bir tarikat geleneği olmuştur.

Veysel Karanî ve İbrâhim b. Edhem gibi Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri de Türk halk edebiyatında önemli bir yer tutmuştur. Yunus Emre’ye nisbet edilen, “Seyyâh olup şu âlemi arasan/Abdülkadir gibi bir er bulunmaz” mısralarıyla başlayan şiir ile Eşrefoğlu Rûmî’nin, “Arısının balıyım bahçesinin gülüyüm/Çayırının bülbülüyüm yâ şeyh Abdülkadir!” gibi şiirlerinde ona karşı duyulan derin hayranlık ifade edilmektedir.

Abdülkadir-i Geylânî hazretlerinin yüzlerce eseri olduğu rivayet edilir. Bugün ona nisbet edilen eserlerin sayısı ise sadece elli civarındadır.

Gerek vaazlarında gerekse eserlerinde son derece sade bir üslûp kullanan Abdülkadir-i Geylânî hazretleri kendisinden önceki sûfîlerden nakiller yaparken bunları herkesin anlayacağı örneklerle açıklar. Bu sebeple eserleri tasavvuf edebiyatının güzel örneklerinden sayılır.

Sohbetlerinde samimi yakarışlarını dile getiren dua ve niyazlara yer verir. Cemaata cenneti müjdeleyerek onlara ümit ve şevk verir, nefsin zayıf taraflarını tasvir eder, şeytanın insana nüfuz etme yollarını canlı örneklerle anlatır. Bilhassa el-Fethu’r-rabbânî ve Fütûhu’l-gayb’da insanı duygulandıran ve heyecanlandıran tablolar çizer.

Geylâni Hz’nin bazı önemli eserleri şunlardır :

.... : El Gunye li-tâlibî tarîki’l-hak : İbadetlerin faziletinden bahsedilir. Ayrıca; Şîa, Mu‘tezile ve Cehmiyye gibi mezhepler ağır dille reddedilir.

.... : El Fethu’r-rabbânî ve’l-feyzü’r-rahmânî : Abdülkadir-i Geylânî’nin tasavvuf bakımından en önemli eseri budur.

.... : Fütûhu’l-gayb : Oğlu Abdürrezzâk’ın babasının meclislerinde topladığı yetmiş sekiz vaazdan ve ölürken yaptığı vasiyetten meydana gelir ve eserin sonunda bir soy şeceresi yer alır.

.... : El Füyûzâtü’r-rabbâniyye fî evrâdi’l-Kadiriyye : Nesir ve nazım halindeki dua ve evrâddan meydana gelen bir risâledir.

.... : Mektûbât. Abdülkadir’in on beş mektubu

.... : Cilâü’l-hâtır min kelâmi Şeyh Abdilkâdir.

.... : Sırrü’l-esrâr ve mazharü’lenvâr.

.... : Ed Delâil.

.... : Es Sirâcü’l-vehhâc fî leyleti’l-Mirrâc : el-Gunye’nin Mi‘rac’la ilgili bölümlerinden derlenmiştir.

..... : Akıdetü’l-Bâzi’l-eşheb : Çeşitli kaside ve manzumelerini ihtiva eder. “Muhyî” mahlasını kullanan Abdülkadir-i Geylânî’nin “Hamriyye”, “Ümmiyye”, “Tâiyye”, “Lâmiyye”, “Tasavvufiyye” adlı kaside ve manzumelerini içine almaktadır.

Bilgiler Av. Mustafa Taşbaşı tarafından derlenmiştir...

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 17 Temmuz 2019 Çarşamba 17:00

YORUM YAZ

    Günün Özeti

    Günün Karikatürü

    26 Ağustos 2019