ABD'nin karanlık tarihi!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Amerika ülkesinin doğuşu aynı zamanda milyonlarca masum insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır.
Tüm dünyaya kendini demokrasi havarisi olarak tanıtan ABD, her inancı terörist olarak yaftalamaktadır. ABD tarihi boyunca birçok milleti sömürerek dünyayı bir kan gölüne çevirmiş ve birçok soykırım gerçekleştirmiştir. Bunlardan bir taneside Kızıldereli soykırımıdır. 1492 yılında Amerika kıtasının Kristof Kolomb tarafından keşfiyle dünya büyük bir bedel ödemiştir. Kıta'nın gerçek sahipleri olan Kızıldereli halkı büyük bir vahşetle katledilmiştir.
1886 yılına kadar süren bu soykırım 70 milyondan fazla masum insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. ABD, o dönem her bir kızılderelinin başına 5 dolar ödül ortaya koymuştur. Yerliler daha sonra farklı bölgelere sürgün edilmiştir. Halka gönderilen yardımların içerisinde yer alan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak, çok sayıda insanın hastalıktan ölmesine yol açmıştır. Halkın başlıca besin kaynağı olan bizonların da topluca öldürülmesiyle Kızıldereliler açlığa mahkum edilmiştir.
Bu soykırımla ilgili ABD'li yetkililer oldukça ilginç bir açıklama yapmıştır: ''Sonuna kadar öldürmedikçe soykırım sayılmaz!''
Yaralı Diz Katliamı olarak tarihe geçen olayda Amerika Birleşik Devletleri 500 kişilik 7. Süvari alayı yerlilerin kamp yerlerini çevirerek 153 kişiyi öldürmüştür. 1890’da Wounded Knee’deki Siu katliamı ise Kızılderili özgürlüğünün sembolik olarak sonu olmuştur. Katliamı yaşayanlardan biri olan Gelincik Louise’nin şu sözleri vahşeti anlatmak için yeterli olmuştur: ''Kaçmaya çalıştık. Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi.''
Bartolome de Las Casas’ın yazdığı ''Kızılderili Katliamı'' adlı eser, vahşeti şu şekilde anlatıyor:
''Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm. Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar.''
Kristof Kolomb, İspanya kralına Eylül 1498'de gönderdiği bir mektubunda aynen söyle diyordu:
"Buradan satılabildiği kadar çok köle gönderebiliriz."
Amerika Birleşik Devletleri bu halkı insan olarak dahi görmüyorlardı. ABD’nin kurucusu ve ilk Başkanı George Washington’un şu sözleri de bu tezi doğruluyordu:
''Bu vahşi hayvanların tamamen imha edilmesi gerekiyor''
ABD’nin bir diğer Başkanı Theodore Roosevelt de Washington’dan geri kalmıyordu:
''Ben en iyi yerli (Kızılderili) ölü yerlidir demek istemiyorum ama 10’da 9’u öyledir''
Kolomb o meşhur seyir günlüğünde şunları yazar:
''Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silahları yok. Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar.''
Kızılderelilerin en meşhur savaşçılarından birisi olan Geronimo 1858 yılında bir gün eve döndüğünde, eşi, annesi ve 3 çocuğunun öldürülmüş olduğunu gördü. Bu olaydan sonra Geronimo, beyaz olan herkese karşı nefret duymuş ve elinden geldiği kadar beyaz öldürmeye çalışmıştır. Onun bu intikam ateşi Apacheler arasında büyük bir şöhrete kavuşmasını sağlamıştır.
Geronimo, 1870 yılında yakalanarak San Carlos’a götürüldü. Ancak daha sonra kaçmayı başardı. 1885’teki bu kaçışından 1894 yılına kadar Geronimo bulunamadı. Bir keresinde 24 adamı ile 5 bin Amerikan süvarisinden kaçan Geronimo Dumanlı Dağlar’a sığınmıştı. Fakat izi bir türlü bulunamamıştır. Hırsını alamayan askerler, köylere saldırıp kadın ve çocukları öldürmeye başlamışlardı. Bunu duyan Geronimo sonunda dayanamadı ve halkına zarar gelmemesi için teslim oldu. 1909 yılında bir savaş mahkumu olarak Oklahoma’da işkence edilerek öldürüldü.