ABD’de hükümetin kapanması krizi çözülmeden şimdi de “borç tavanı” sorununun belirmesiyle ülke, bir siyasi krizden çıkmadan diğerine girerek, aslında kendini ekonomik krize de sürüklüyor. Bu çıkmazda siyasetçilerin çözüm üretmek yerine, sürekli birbirini suçlaması krizi derinleştirerek, ülkenin işlemesini engelliyor. ÜLKEDE SARI UYARI IŞIKLARI ŞİMDİDEN YANMAYA BAŞLADI Kongre’nin, en son bu yılın başında 16,7 trilyon dolarlık borç tavanını 17 Ekim’e kadar yükseltmesi gerekiyor. Aksi takdirde, ABD hükümeti tarihinde ilk defa borçlarını ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Daha hükümetin kapanması krizini gideremeyen ABD’de, buna bir de borç tavanı krizi tehdidinin eklenmesi, birçok kesimleri endişelendirmeye başladı ve ülkede sarı uyarı ışıkları şimdiden yanmaya başladı.
ABD’de Kongre’deki bütçe anlaşmazlığı nedeniyle hükümetin kapanması bir haftasını doldururken şimdi de buna “borç tavanı” sorunu ekleniyor. Ülke, bir siyasi krizden çıkmadan diğerine girerek, aslında kendini ekonomik krize de sürüklüyor.
ABD Hazine Bakanı Jack Lew’un, borçlanma sınırına en geç 17 Ekim’de ulaşılacağını açıklamasıyla Kongre’nin, en son bu yılın başında 16,7 trilyon dolarlık borç tavanını 17 Ekim’e kadar yükseltmesi gerekiyor. Aksi takdirde, ABD hükümeti tarihinde ilk kez borçlarını ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Daha hükümetin kapanması krizini gideremeyen ABD’de, buna bir de borç tavanı krizi tehdidinin eklenmesi, birçok kesimleri endişelendirmeye başladı ve ülkede sarı uyarı ışıkları şimdiden yanmaya başladı.
Ülkenin borç tavanını yükseltememesi demek, tarihinde ilk defa ABD’nin temerrüde düşmesi tehlikesi anlamına geliyor ki uzmanlara göre bu durum, ABD’nin 2008 yılındaki mali krizden çok daha kötü bir krizle yüz yüze kalabileceği riskini içinde barındırıyor.
Lew, Kongre’nin borç tavanı konusunda “ateşle oynadığı” uyarısında bulunurken, Hazine Bakanlığının bir raporunda, ABD’nin tarihinde ilk kez temerrüde düşmesinin “yıkıcı” sonuçlar doğurabileceği tehlikesine işaret edildi. Ancak tarafların hem hükümetin yeniden açılması için formül üretememesi hem de yaklaşan borç tavanı krizinde halen bir çözüm umudunun ufukta görünmemesi, siyasetteki gerginliği iyiden iyiye artırdı. Kongre’deki bütçe anlaşmazlığı nedeniyle hükümetin kapanması bir haftasını doldururken şimdi de buna “borç tavanı” sorunu ekleniyor. Ülke, bir siyasi krizden çıkmadan diğerine girerek, aslında kendini ekonomik krize de sürüklüyor.
Senato’daki Demokratlar, bu hafta borç tavanını artıracak tasarı getirmeyi planlıyor. Demokratlar bu tasarının içine Cumhuriyetçilerin istediği türden konuyla alakalı olmayan hiçbir maddeyi eklememekte kararlı. Demokratların tasarısının 2014 ara seçimleri sonrasına kadar şu anki sorunun bir daha yaşanmamasına yönelik garantiler içerdiği belirtiliyor.
Cumhuriyetçiler ise ülkenin mali durumuyla ilgili her konuya, kendi politikalarıyla uyuşmayan meseleleri karıştırmakta kararlı.
Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu oluşturan Cumhuriyetçiler arasında özellikle muhafazakar Çay Partisi hareketinin desteklediği isimler, hükümetin fonlanması konusunda sağlık reformunda değişikliklere gidilmesi yönünde tavizleri şart koştukları gibi, borç tavanının yükseltilmesi konusunda da benzer şartlar öne sürüyorlar. Cumhuriyetçiler, borç tavanı konusunda ayrıca, bütçe açığının uzun vadeli azaltılmasına yönelik tedbirler, özellikle yaşlılar, fakirler ve emeklileri ilgilendiren konulardaki devlet destekli yardım programlarında maliyet düşürücü reformlara gidilmesi gibi ilave şartlar dillendiriyorlar.
Karşılıklı suçlama
Taraflar, seçmenlerin karşısında sürekli birbirini suçluyor. Cumhuriyetçileri göre, krizin tek sorumlusu Başkan Barack Obama çünkü “Obama müzakereye yanaşmıyor, onlarla oturup masada tartışmıyor”.
Hatta ülkedeki bazı Cumhuriyetçi yanlısı çevreler, “Obama, İran Cumhurbaşkanı ile bile görüşürken, Kongre’nin liderlerini neden aramıyor” gibi cümleler kullanıyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi John Boehner, Obama’nın, hükümetin yeniden açılmasını ve borç tavanının yükseltilmesini istiyorsa sağlık reformunda muhtemel değişiklikler ve harcama kesintileri konusunda müzakere etmesi gerektiğini belirtiyor.
Borçlanmaya neyin neden olduğu üzerinde “ciddi müzakere” yapmadan borç tavanının artırılmayacağını vurgulayan Boehner, “Başkan Obama ile karşılıklı oturup diyalog kurmak istiyorum ama Obama’nın müzakere etmeyi reddetmesi ülkemizi risk altına sokuyor” diyerek topu Obama’ya atıyor.
Kilit kesim ılımlı
Cumhuriyetçiler
ABD’deki sorun, köprüde karşılaşan iki inatçı keçi hikayesini andırıyor ki böyle devam etmesi halinde hikayedeki gibi işin sonu parlak bitmeyecek. Burada asıl kilit kesim aslında Kongre’de Cumhuriyetçi Parti’deki ılımlı kesimler. Çay Partisi hareketinin ideolojik yaklaşımlarını aşırı bulan bu kesimler, şimdilik kamuoyu önünde çok konuşmuyor. Ancak sorunun devamı halinde, bu kesimlerin ellerini taşın altına koymaları ve Demokratlarla bütçe tasarısı üzerinde anlaşmaları halinde Washington’da taşlar yerinden oynayabilir.
Halk Cumhuriyetçilere
daha tepkili
Bu arada hükümetin kapanması krizinin uzamasından Cumhuriyetçilerin daha fazla bedel ödeyeceğine yönelik bazı anket sonuçları dikkat çekiyor.
Washington Post/ABC’nin son anketi, Kongre’deki Cumhuriyetçilere olan tepkinin yüzde 70 düzeyinde olduğunu ortaya koyarken, bu oran bir hafta öncesinde yüzde 63’dü. Ankette, Kongre’deki Demokratlara yönelik tepki duyanların oranı yüzde 61 olarak çıkarken, Obama’nın krizi idare edemediğini düşünenlerin oranı ise yüzde 51 olarak tespit edildi.