28 Şubat mazlumları zindanlarda ölüyor
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
“Bin yıl süreceği” iddia edilen 28 Şubat süreci, bin yıl sürmedi ancak o dönemde yaşanan mağduriyetler 21 yıl geçmesine karşın etkisini sürdürmeye devam ediyor. 28 Şubat Kadın Platformu Başkanı Mine İpek, Başkan Erdoğan’a çağrıda bulunarak, “28 Şubat döneminde suçsuz yere cezaevine girenlerin artık cenazeleri çıkıyor. Mağdur kardeşlerimize sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu.
Türkiye tarihine “postmodern darbe” olarak geçen ve dönemin generalleri tarafından “bin yıl süreceği” iddia edilen 28 Şubat süreci, bin yıl sürmedi ancak o dönemde yaşanan mağduriyetler 21 yıl geçmesine karşın etkisini sürdürmeye devam ediyor. 28 Şubat Kadın Platformu Başkanı Mine İpek, Başkan Erdoğan’a çağrıda bulunarak, “28 Şubat döneminde suçsuz yere 40 yaşında cezaevine girenlerin artık cenazeleri çıkıyor. 28 Şubat döneminde hapse giren Ahmet Şahin ve Ali Seydir Gör’ün cenazesine geçen yıl şahit olduk. Mağdurların bazıları da bazı hastalıklarla cebelleşiyor. O dönemde bizleri savunmak için cezaevlerine giren kardeşlerimize sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu.
Cuntacılar kol geziyor
28 Şubat davasında sadece bazı askerlerin göstermelik olarak yargılanmasını yeterli bulmadıklarını anlatan İpet, şunları dile getirdi: “Örneğin bu işlerin ilerlemesinde medyanın gücü çok fazla idi. Yine iş çevreleri ve birtakım sendika ile akademisyenler de var. Darbe döneminde özel bir kreşte staj yapmak istediğimde, ‘Sizi bu kıyafetinizle hiçbir sınıfıma müdahale ettirmem’ diyen insanlar bugün bakıyorsunuz ki devletimizin projelerinde, valilerimizin yanında bu defa da AK Partili olmuş görünüyorlar. Bukalemun gibi aramızda bulunuyorlar. Hâlâ da bizleri engellemeye alttan alttan devam ediyorlar. Bunların yeterli bir şekilde hesabı sorulursa, bir daha böyle bir şeye cesaret edilmeyecektir. Ceza sevici değiliz ama uydurma sebeplerle hapse atılan insanlar hâlâ o çileyi çekerken, dışarıdaki insanların elini kolunu sallayarak dolaşmaları vicdanlarımızı yaralıyor.”
Mağdurlar ihmal edildi
Hükümetin 28 Şubat mağdurları için yapmış olduğu birçok güzel çalışmanın bulunduğunu hatırlatan Mine İpek şöyle devam etti: “Af çıkarılarak okulumuza dönmemiz sağlandı. O dönemde atılan öğretmenlerin, memurların, askerlerin mesleklerine iade edilmesi gerçekleştirildi. Ama yine de aksaklıklar var. Biz istiyoruz ki diğer sıkıntılarımız giderilsin. Cezaevindeki kardeşlerimizin bir an önce çıkarılmasını istiyoruz.”
FETÖ’cü hakimler
28 Şubat mağdurlarının ailelerinin zor durumda olduğunu vurgulayan İpek şunları ifade etti: “Senaryoda, Müslüman insanları tutuklamak da vardı. Ortada suç yok. Başörtü eylemlerinde pankart açtı diye idamla, müebbetle yargılananlar oldu. Ya da o dönem camide çocuklara Kur’an öğretmiş diye 600 kişi cezaevine girdi. Bu kardeşlerimiz yeniden yargılanmak istiyor. Çünkü FETÖ ile bağlantılar araştırıldığı zaman bunun bir senaryo olduğu ve bu kardeşlerimizi tutuklayan hakimlerin cezaevinde olduğunu biliyoruz. Babaları hapse girdikten sonra doğan bebekler şu an 25 yaşında. Çile içinde, baba hasretiyle büyüyen evlatlar, ekonomik sıkıntı yaşayan, paramparça olan aileler de dikkate alınmalı.”
Askerler ağlayarak bize copla vuruyordu!
O karanlık döneme sözü getiren Mine İpek, şunları anlattı: “İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde okuyordum. Eğitmenler, başörtülü bir şekilde derslere katılamayacağımızı söylediler. Dönemin rektörü askeriyeden gelen Ömer Şarlak’tı. Üniversiteye de güvenlik olarak jandarma bakıyordu. Derslere girmek istedik diye birçok kez şiddete maruz kaldık ve tutuklandık. Askerlerin ağlayarak bizleri copladığını hatırlıyorum... 2 bine yakın başörtülü öğrenci vardı. Cezalar ağırlaşınca ve terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in, ‘başörtü füruattır’ açıklamasıyla beraber birçok öğrenci başını açarken, sayımız 40’a düştü. Bizleri tutuklayıp kışlaya götürdüler. Orada komutanların ağır hakaretlerine maruz kaldık. Bize destek veren erkek öğrencileri de tutukladılar. Başörtüsünü açan arkadaşlarımızı örnek göstererek direnci kırmak istediler.”



