24 Kasım 1925: Şalcı Bacı İsimli Hanımın Şapka Kanununa Muhalefetten Dolayı İdam Edilmesi
24 Kasım'da Türkiye'de neler yaşanmıştı? Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu? 24 Kasım 1925: Şalcı Bacı İsimli Hanımın Şapka Kanununa Muhalefetten Dolayı İdam Edilmesi. 24 Kasım 1934 : Soyadı Kanununun Çıkması ve Mustafa Kemal Paşa’ya ‘Atatürk’ Soyadının Verilmesi. 24 Kasım: 2017: Mısır'da Camiye Saldırı: 305 Ölü. 25 Kasım 1925 : Şapka ve Kıyafet İnkılâbı ile İlgili Kanunun Kabulü. İşte tüm detaylar.
24 Kasım 1925: Şalcı Bacı İsimli Hanımın Şapka Kanununa Muhalefetten Dolayı İdam Edilmesi
Alparslan Yasa, “Milletimize Revâ Görülen Kültür Jenosidi” adlı çok kıymetli ve herkesin okumasını ısrarla tavsiye ettiğimiz kitabında Şalcı Bacı hakkında şunları yazıyor:“Şalcı Bacı çok haysiyetli dindar bir hanım şahsıyetiyle, kimseden yardım kabul etmez, kendi el işlerini satarak binbir güçlükle ve kıt-kanaat (Sinan, Ayten ve Aziz) adlı çocuklarının rızkını çıkarırdı. Esnaf onu çok sever, himaye eder ve kendisini, ördüğü pek güzel şallara atfen Şalcı Bacı diye çağırırdı. O dışarıda nafakasını kazanmaya çalışırken, iki odalı küçük kerpiç evlerinde, (3 yaşındaki) küçük oğluna, çocuğun ablası ve ağabeyi bakardı.”
24 Kasım 1925 Çarşamba günü, CHP Hükumeti Erzurum’da örfi idare ilan etmiş, böylece insanların hayat veya memâtı hakkında iki kişi selahiyetli kılınmıştır: Vali Zühtü Durukan ve Müstahkem Mevki Kumandanı Tatar Hasan Paşa…
Göstermelik muhakemede Şalcı Bacı’ya sorulur:“- Şapkaya ne dersin? Sen şapka giyer misin?”
Şalcı Bacı bir an düşünür, cevap verir:“- Şapka erkek kısmının işi! Kadın kısmı şapka mı giyer? Giymem elbet!”
Cumartesi, fecir vakti, idam mahkumu diğer altı dindaşıyle beraber onu da Taş Anbarlar Mevkii’ne götürürler. Darağacında Çulha Nedim Efendi sallanmaktadır ve yedi darağacı daha kurbanlarını beklemektedir.
Şalcı Şöhret Bacı. Erzurum'da yetim çocuklarına bakmak için el işi şal örüp çarşıda satan bir annedir o. Devlet birden şapka giymeyi emredince, şapka hakkında kötü sözler sarf eder. Ne olduğunu anlamadan tutuklanır, yargılanır ve 22 erkekle birlikte asılır. Rivayete göre, "Ben hatun kişiyim, şapkayla ne işim olur?" dese de dinletemez kimseye. İdam edilirken kadın olduğu anlaşılmasın diye başına çuval geçirilir. Bu süreçte idam edilen ilk ve tek kadın olur. (Tosun,2012)
24 Kasım 1934 : Soyadı Kanununun Çıkması ve Mustafa Kemal Paşa’ya ‘Atatürk’ Soyadının Verilmesi
Atatürk ile ilgili pek bilinmeyen bir başka ayrıntı Atatürk’ün pek hoşlanmadığı ‘Kemal’ ismini sonradan ‘Kamal’ olarak değiştirmesidir.. Paşa bir ara ön ismini ‘Kamal’ olarak kullanmak şeklinde radikal bir karar almış, uzun süre ismini bu şekilde kullanmıştı.Bu ayrıntı kayıtlarda şöyle yer alır: Kamal özadlı Cumhurbaşkanımıza Atatürk soyadı verilmiştir. Teklif oybirliği ile kabul edilerek Mustafa Kemal Paşa'nın özadının Kamal ve soyadının (Atatürk) olması 2587 sayı ile kanunlaştırıldı. (Goloğlu,1974:132)
Herkesin kendisine bir soyadı alması mecburiyeti konduğu günlerde bazı kimseler soyadlarının Atatürk veya İnönü tarafından seçilmiş olmasını kendilerine bir şeref bilerek onlara ricada bulunuyorlar ve bu suretle soyadı alıyorlardı. Bilhassa Atatürk de kendi yakın arkadaşlarına bizzat soyadı bulup vermeye merak etmiş haldeydi.Dönemin Dahiliye Nazırı Hilmi Uran, Recep Peker’in Atatürk’ten soyadı alma macerasını şöyle anlatır:Bu arada, Atatürk, Recep Peker merhuma da önce soyadı olarak ‘Kocaman’ demişti ve Peker, bu soyadını beğenmeyerek değiştirmesini kendisinden rica ettikçe, Atatürk de, bir azizlik olmak için, ‘Kocaman’ üzerinde ısrar etmiş, durmuştu.
Fakat Peker merhum bu soyadını hiç kullanmamış ve değiştirmesini hiç durmadan Atatürk’ten rica etmiş olduğundan Atatürk de Recep Bey’i fazla üzmemek için onu değiştirmiş ve hoşuna gidecek bir soyadı bularak merhuma ‘Peker’ demişti. (Uran,2007:243)
Hilmi Uran ise Refik Koraltan ile ilgili şunu anlatır: Herkesin kendine bir soyadı bulduğu günlerdi. Konya mebusu Refik Bey de o sırada kendine soyadı olarak Koraltan’ı seçmişti. Hiç unutmam, bir gün kendisiyle konuşurken bu kelimenin nereden ve ne manaya geldiğini sormuştum da bana, “Manası filan yok canım, bir yerden gelme de değil, yalnız şatafatlı bir şey olsun diye, düşündüm ve bunu uyduruverdim” demişti. Sonra da gözleri neşeden ışıl nıl parlarken, yeni soyadından beklediği şatafatın tadını kim bilir kaçıncı defa olarak bir daha denemiş, avurdunu şişirerek her hece üzerinde keyifli keyifli basarak, “Ko... ral... tan...” demişti. (Uran,2007:242-243)
24 Kasım: 2017: Mısır'da Camiye Saldırı: 305 Ölü
2017 Sina cami saldırısı, 24 Kasım 2017'de, Mısır 'da Bir-al-Abed kasabasındaki El-Ravda Camisi'ne, Cuma namazı sırasında yaklaşık 40 silahlı kişi tarafından gerçekleştirilen saldırı.
Cami, Mısır'ın Kuzey Sina ilindeki El-Aris kentinin batısında bulunan Bir al-Abed kasabasının yakınında yer almaktadır. Silahlı ve bombalı saldırı, 309 kişinin ölümüne ve 128'den fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ve Mısır tarihinin en ölümcül saldırısı haline gelmiştir. Ekim ayında gerçekleştirilen Mogadişu bombalı saldırısından sonra 2017 yılında gerçekleştirilen en büyük saldırı olmuştur.
Saldırıda 27'si çocuk en az 305 kişi öldü, en az 128 kişi yaralandı. Kurbanlardan birçoğu yakındaki bir tuz madeninde çalışıyordu ve cuma namazı için camide idi.
Saldırıyı üstlenen olmadı. Savcılık soruşturmasına dahil olan görgü tanıkları, saldırıyı gerçekleştirenlerin IŞİD bayrağı taşıdığını öne sürdü.
25 Kasım 1925 : Şapka ve Kıyafet İnkılâbı ile İlgili Kanunun Kabulü
Türkiye’nin özel şartlarda yönetildiği günlerde ‘Şapka Giyilmesine Dair Kanun’ yürürlüğe girer. Atatürk, Şapka Kanunu çıkardığı zaman hedefte işte bu başlık olan fes vardı.
Almanya’nın ilk Ankara Büyükelçisi Nadonly, raporunda o günleri şöyle anlatıyor: "Türk devrim hareketi bilindiği gibi, diğer hedeflerinin yanı sıra, eski ve tamamıyla İslam Dinine dayalı Türk kültür ve devlet anlayışını yıkmayı da kendisine görev edinmiştir. Devrim hareketi bunu, göze batan İslam-Doğu adetlerini ortadan kaldırmak suretiyle de vurgulamak ve Türkiye'nin bu açıdan da Avrupalı olduğunu anlatmak çabasındadır. (Koçak,2012:202) 
Bu çaba çerçevesinde şapkaya karşı direnenler hizaya getirilemeye başlanır.Ve Hükümet kendine bir kurban seçerek İstiklal Mahkemelerinin önüne atar.Bu kurban kanun çıkmadan bir buçuk yıl önce şapka ile ilgili bir kitap yazmış İskilipli Atıf Hoca’dır.Hiç bir kanun geriye doğru yürümediği halde İstiklal Mahkemeleri bir kanun tanımadıkları için İskilipli Atıf Hoca şimdi maznun sıfatıyla mahkeme önündedir.
42 yaşında Medreseler Umum Müdürlüğü’ne atanmış olan Atıf Hoca’yı idama götüren şapkayı eleştiren ‘Frenk Mukallitliği’ adlı kitabıdır. Oysa kitap dönemin Kültür Bakanlığı’ndan izinli çıkmıştır.1924’te Kader Matbaası’nda basılan 32 sayfalık bu risaleden 1,5 yıl sonra Şapka İnkılabı gerçekleşir. İskilipli Atıf, şapka kanunu çıkmadan önce yazdığı kitaptan dolayı 9 Aralık 1925’te İstanbul Laleli Fethibey Mahallesi’ndeki evinde tutuklanır ve sonrasında idam edilir.


