• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
5
Yeniakit Publisher
Yunanistan’da virüs alarmı! Türkiye için de tehlike kapıda: 51 kişi öldü

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Yücel Kaya Giriş Tarihi:

Yunanistan’da virüs alarmı! Türkiye için de tehlike kapıda: 51 kişi öldü

Türkiye'nin sınır komşusu Yunanistan'da Batı Nil virüsü nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 51'e yükseldi. Yılbaşından bu yana 457 vakanın tespit edildiği ülkede 9 hastanın yoğun bakımda tedavisi sürüyor. Sivrisinekler yoluyla bulaşan virüsün komşu ülkedeki yayılımı, Türkiye açısından da gelişmelerin yakından takip edilmesinin önemini artırıyor.

#1
Foto - Yunanistan’da virüs alarmı! Türkiye için de tehlike kapıda: 51 kişi öldü

Türkiye'nin batı komşusu Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakaları endişe verici boyuta ulaştı. Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumunun (EODY) açıkladığı verilere göre, 23-29 Ekim tarihleri arasında ülkede 4 yeni Batı Nil virüsü vakası daha belirlendi. Yeni vakalarla birlikte yılbaşından 29 Ekim'e kadar Yunanistan'da tespit edilen toplam vaka sayısı 457'ye ulaştı.

#2
Foto - Yunanistan’da virüs alarmı! Türkiye için de tehlike kapıda: 51 kişi öldü

51 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ Son bir haftada Batı Nil virüsüne bağlı yeni bir ölüm kaydedilmedi. Ancak yılbaşından bu yana virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin toplam sayısının 51 olduğu bildirildi. Virüs nedeniyle 9 hastanın yoğun bakımda tedavisinin devam ettiği açıklandı. Yunanistan, açıklanan rakamlara göre İtalya'nın ardından Avrupa'da en fazla Batı Nil virüsü vakasının görüldüğü ülkeler arasında bulunuyor.

#3
Foto - Yunanistan’da virüs alarmı! Türkiye için de tehlike kapıda: 51 kişi öldü

TÜRKİYE İÇİN DE YAKINDAN TAKİP EDİLMESİ GEREKİYOR Yunanistan'daki tablonun Türkiye açısından önem taşımasının başlıca nedenlerinden biri iki ülkenin coğrafi yakınlığı. Batı Nil virüsü esas olarak enfekte sivrisineklerin insanları ısırmasıyla bulaşıyor. Virüsün doğal döngüsünde kuşlar ve sivrisinekler önemli rol oynuyor. Bu nedenle sivrisinek popülasyonu, iklim koşulları ve kuş hareketleri hastalığın farklı bölgelerde görülmesinde etkili olabiliyor. Yunanistan'da yüzlerce vakanın kaydedilmiş olması, özellikle Ege ve Trakya başta olmak üzere Türkiye'de de Batı Nil virüsüne karşı gözetim ve sivrisinekle mücadele çalışmalarının önemini gündeme getiriyor. Ancak Yunanistan'daki vaka artışının Türkiye'de mutlaka bir salgına yol açacağı anlamına gelmediğini de belirtmek gerekiyor.

#4
Foto - Yunanistan’da virüs alarmı! Türkiye için de tehlike kapıda: 51 kişi öldü

BATI NİL VİRÜSÜ NASIL BULAŞIYOR? Batı Nil virüsü insandan insana günlük temasla bulaşan grip benzeri bir hastalık değil. İnsanlara çoğunlukla virüsü taşıyan sivrisineklerin ısırması sonucunda geçiyor. Enfekte kişilerin önemli bir bölümünde herhangi bir belirti ortaya çıkmazken, bazı hastalarda ateş, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları görülebiliyor. Daha ağır vakalarda ise virüs sinir sistemini etkileyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Komşu Yunanistan'da 457 vaka ve 51 ölümün kaydedilmesi, Batı Nil virüsünün bölgede yakından takip edilmesi gereken sağlık tehditlerinden biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın Sosyal Bilimci

SİVRİSİNEĞİ KÜÇÜMSEMEYELİM: BATI NİL VİRÜSÜNE KARŞI TEDBİRİMİZİ ALALIM! Yunanistan'da Batı Nil virüsü nedeniyle yaşanan ölümlere ilişkin haberler, hepimizin dikkatle üzerinde durması gereken ciddi bir halk sağlığı meselesini yeniden gündeme getirdi. Haberlerde 51 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Bu rakamların güncelliği ve hangi dönemi kapsadığı ayrıca doğrulanmalıdır. Ancak ortada değişmeyen bir gerçek var: Batı Nil virüsü, hafife alınmaması gereken ve sivrisinekler aracılığıyla insanlara bulaşabilen bir hastalıktır. Bizler çoğu zaman sivrisineği yalnızca yaz aylarında uykumuzu kaçıran, kaşıntıya sebep olan küçük bir böcek olarak görürüz. Oysa bazı sivrisinekler ciddi hastalıkları taşıyabilir. Bu nedenle mesele yalnızca bir ülkenin meselesi değildir. Komşumuz Yunanistan'da görülen hastalıklar, Türkiye'de de gerekli tedbirlerin önemini hatırlatmaktadır. Özellikle yaşlılarımız, bağışıklık sistemi zayıf olan vatandaşlarımız ve kronik hastalığı bulunan insanlarımız daha dikkatli olmalıdır. Çünkü Batı Nil virüsüne yakalananların büyük bölümünde belirti görülmese de bazı kişilerde ateş, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ortaya çıkabilir. Nadir durumlarda ise beyin ve sinir sistemini etkileyen, hayati tehlike oluşturabilen ağır hastalık gelişebilir. Peki, bireysel olarak neler yapmalıyız? Her şeyden önce evlerimizin çevresinde sivrisineklerin çoğalmasına imkân vermemeliyiz. Balkonlarımızda, bahçelerimizde, saksı altlıklarında, kullanılmayan kovalarda, eski lastiklerde ve açık kaplarda biriken suları ortadan kaldırmalıyız. Çünkü sivrisineklerin üremesi için çok büyük su birikintilerine ihtiyaç yoktur. Küçük miktarda durgun su bile uygun bir üreme ortamı oluşturabilir. Evlerimizin pencere ve kapılarına sineklik taktırmalı, yırtılmış sineklikleri onarmalıyız. Özellikle akşam saatlerinde ve sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerde açık havada bulunurken uzun kollu kıyafetler ve uzun pantolonlar tercih etmeliyiz. Sağlık otoritelerince önerilen, ruhsatlı sivrisinek kovucuları kullanım talimatlarına uygun şekilde kullanmalıyız. Çocuklar söz konusu olduğunda ürünlerin yaş sınırlarına ayrıca dikkat etmeliyiz. Bir başka önemli konu da komşuluk sorumluluğudur. Biz kendi bahçemizi temiz tutarken komşumuzun bahçesinde haftalarca bekleyen su dolu kaplar varsa tehlike devam edebilir. Bu nedenle apartman yönetimleri, site sakinleri ve mahalle halkı birlikte hareket etmelidir. Belediyelerin sivrisineklerle mücadele çalışmalarına destek vermeli, risk oluşturabilecek durgun su birikintilerini ilgili birimlere bildirmeliyiz. Hastalık belirtilerini de önemsemeliyiz. Özellikle sivrisinek maruziyetinden sonra ortaya çıkan ateş ve şiddetli baş ağrısı gibi şikâyetlerde sağlık kuruluşuna başvurmalıyız. Ense sertliği, bilinç bulanıklığı, kas güçsüzlüğü veya felç belirtileri görülürse vakit kaybetmeden acil sağlık yardımı almalıyız. Şunu da bilmeliyiz: Batı Nil virüsü, grip gibi sıradan günlük temaslarla insandan insana bulaşmaz. Temel bulaşma yolu enfekte sivrisineklerin ısırmasıdır. Dolayısıyla hastalanan insanlardan uzaklaşmak değil, sivrisineklerle mücadele etmek ve hastalara gereken sağlık desteğini sağlamak önemlidir. Burada devletimize ve yerel yönetimlerimize de önemli görevler düşmektedir. Sivrisineklerle mücadele yalnızca yaz aylarında yapılan ilaçlamalardan ibaret görülmemelidir. Sulak alanların izlenmesi, üreme alanlarının kontrol edilmesi, vatandaşların bilgilendirilmesi ve hastalıkların erken tespiti konusunda sürekli çalışmalar yürütülmelidir. Unutmayalım ki sağlığımız, Rabbimizin bizlere verdiği en kıymetli nimetlerden biridir. Bu nimeti korumak hem kendimize hem de ailemize karşı sorumluluğumuzdur. Tedbir almak korkaklık değil, akıllı ve sorumlu davranmaktır. Benim bütün vatandaşlarımıza çağrım şudur: Sivrisineği küçümsemeyelim, çevremizi temiz tutalım, çocuklarımızı ve yaşlılarımızı koruyalım. Hastalık kapımızı çalmadan tedbirimizi alalım. Çünkü sağlık söz konusu olduğunda ihmalin küçüğü, tedbirin gereksizi olmaz. Allah bütün milletimizi hastalıklardan, salgınlardan ve her türlü afetten muhafaza eylesin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23