Hürriyet'ten Musa Kesler ve Ali Rıza Akbulut'un haberine göre; olayın ardından ailesiyle birlikte farklı bir adreste kalan Aktan şunları söyledi: “Aslında ben ondan şikâyetçiydim. Ama karakolda büyüklerimiz ‘O şikâyetçi değil, sen de olma olay büyümesin’ dediler. Ben de şikâyetçi olmadım, orada kapattık. Eve geldim. Başta bir şey anlamadım, sonra baktım sosyal medya patlamış. Sonra ‘görüşeceğiz’ diye bir retweet olmuş. Giderek doz daha da arttı. Telefonlarım aranmaya başladı. ‘Seni öldüreceğiz, keseceğiz, kafanı koparacağız’ diye. Sonra bir boyut daha atladılar. Babama, anneme, kız kardeşime ağır mesajlar gelmeye başladı. İş çığırından çıktı. Anlamadım ne olduğunu. O günden beri evimde kalmıyorum. Kız kardeşimin de annemin de psikolojisi bozuldu. O adamın o durakta ineceğini bilmiyordum, bilseydim o durakta inmezdim. İnince, yürürken onun yanından geçmek zorundaydım. Yanımda ‘sevgilim’ diye biri yoktu ama öyle yayılmış. Adam kanayan burnunu tutuyordu, çocuklar yanındaydı. Yanından geçerken bana sataştı, tehdit etti. Yanına gittim ‘Kaç yaşında adamsın, çocukların var, değdi mi buna?’ dedim. Sinirim bozuldu, istemsizce yüzümde gülme gibi oldu. Güvenlikler gelince de arkadan gelip bana vurdu, küfür de etti. Ben de kendimi korumaya çalıştım. Her şey çok ani oldu, çocukları düşünemedim. Herkes gibi ben de çocukların o hali için çok üzüldüm." İstanbul’da Marmaray’da iki çocuğunun yanında darp edilen Deniz Eroğlu’nun kendisine hakaret ettiğini öne süren 18 yaşındaki Zehra A.’nın 1 Haziran’da polise giderek şikâyetçi olduğu ortaya çıktı. Genç kızın şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Deniz Eroğlu’nun şüpheli olarak ifadesi alındı. Zehra A. müşteki olarak verdiği ifadesinde olay günü yaşadıklarını şöyle anlattı: “İsmini olay sebebi ile sonradan öğrendiğim Deniz Eroğlu, yanında 2 çocukla beraber trene bindi. Bu şahsın trene bindiği kapının sol tarafında ayakta bekliyordum. Her 2 elinde de çocuklar olduğu için trene aynı anda 3 kişi yan yana olarak bindiler. Bu şahıs trene binerken bana ‘Çekil kapı önünden, neden burada duruyorsun? Geçemiyorum, çocuklar sıkışsa bunun sorumluluğunu kim alacak?’ gibi şeyler söyledi. Kendisine ‘Abi özür dilerim. Tren zaten sıkışık, çekilebildiğim kadar çekildim’ dedim.