• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
5
Yeniakit Publisher
Sebebi çok ama çok ilginç! Parti genel başkanı Ankara’da apar topar gözaltına alındı

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Sebebi çok ama çok ilginç! Parti genel başkanı Ankara’da apar topar gözaltına alındı

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP), Genel Başkan Serkan Öz'ün Ankara'da Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alındığını duyurdu.

#1
Foto - Sebebi çok ama çok ilginç! Parti genel başkanı Ankara’da apar topar gözaltına alındı

Öz'ün "Erlik ile irtibatı olduğu" gerekçesiyle gözaltına alındığını öne süren parti, ailesine ait işletmede arama ve el koyma işlemi yapıldığını belirterek serbest bırakılmasını istedi.

#2
Foto - Sebebi çok ama çok ilginç! Parti genel başkanı Ankara’da apar topar gözaltına alındı

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Genel Merkezi, Genel Başkan Serkan Öz'ün Ankara'da gözaltına alındığını açıkladı.

#3
Foto - Sebebi çok ama çok ilginç! Parti genel başkanı Ankara’da apar topar gözaltına alındı

Parti tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, Terörle Mücadele Şubesi ekipleri Öz'ün ailesine ait işletmeye giderek arama ve el koyma kararını uyguladı.

#4
Foto - Sebebi çok ama çok ilginç! Parti genel başkanı Ankara’da apar topar gözaltına alındı

İşlemlerin ardından Öz'ün emniyete götürüldüğü bildirildi. Parti yönetimi, gözaltı işlemine rağmen siyasi çalışmalarına devam edeceğini belirtti.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın Sosyal Bilimci

HER ÖNÜNE GELEN PARTİ KURUP GENEL BAŞKAN OLMAMALI! Siyaset makam değil, memlekete hizmet sorumluluğudur! Türkiye'de son yıllarda dikkatimi çeken meselelerden biri de siyasi parti sayısındaki artış ve bazı kişilerin genel başkanlık koltuğuna oturmak için gösterdiği çabadır. Neredeyse önüne gelen parti kuruyor, tabelayı asıyor, kendisini genel başkan ilan ediyor. Sonra da ülkenin siyasetinde söz sahibiymiş gibi açıklamalar yapıyor, televizyon ekranlarında boy gösteriyor, kamuoyunda kendisine bir yer edinmeye çalışıyor. Peki, gerçekten siyaset yapmak için mi parti kuruluyor, yoksa siyasi kimlik kazanarak toplumda itibar ve nüfuz elde etmek için mi? Elbette herkes için böyle bir iddiada bulunamayız. Ancak bu ihtimalin üzerinde düşünmemiz gerektiği de ortada. Son haberlerden biri de Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Genel Başkanı Serkan Öz'ün Ankara'da Terörle Mücadele ekiplerince gözaltına alınması oldu. Gözaltının gerekçesi ve hukuki dayanağı elbette yargı sürecinde açıklığa kavuşmalıdır. Henüz suçluluğu kesinleşmemiş bir insan hakkında peşin hüküm vermek doğru değildir. Fakat bu haber vesilesiyle Türkiye'de siyasi parti kurma meselesini yeniden tartışmaya açmakta fayda görüyorum. Benim kanaatim şu: Siyasi parti kurmak, yalnızca otuz kişiyi bir araya getirip birkaç evrak hazırlamakla geçiştirilecek kadar basit bir iş olmamalıdır. Çünkü siyasi parti dediğiniz kuruluş, ülkenin yönetimine talip olur. Milyonlarca insanın geleceği hakkında söz söyleme iddiası taşır. Ekonomiden eğitime, dış politikadan güvenliğe, adaletten sosyal hayata kadar her konuda çözüm üretmek zorundadır. Böyle büyük bir sorumluluğun altına girecek insanların belirli bir bilgi birikimine, siyasi ahlaka, yönetim tecrübesine ve toplumsal sorumluluk bilincine sahip olması beklenmez mi? Bir insanın genel başkan olabilmesi için hiçbir siyasi birikiminin, yönetim tecrübesinin veya ülke meselelerine ilişkin yeterli bilgisinin bulunmaması düşündürücü değil midir? Devletin en alt kademelerinde görev almak için bile çeşitli şartlar aranırken, milyonlarca insanı yönetmeye talip olan bir siyasi partinin genel başkanlığı için neden daha ciddi bir yeterlilik sistemi düşünmeyelim? Benim önerim, siyasi parti genel başkanlığına talip olanların bağımsız ve tarafsız bir yeterlilik değerlendirmesinden geçirilmesidir. Anayasa bilgisi, hukuk devleti, demokrasi, ekonomi, kamu yönetimi, dış politika ve devletin işleyişi gibi konularda bilgi ve donanımları ölçülmelidir. Bu bir siyasi görüş sınavı olmamalıdır. Kimsenin düşüncesi, ideolojisi veya iktidara muhalif olması yeterlilik ölçüsü haline getirilmemelidir. Ölçülmesi gereken, ülkeyi yönetme iddiasındaki kişinin ne bildiği ve ne kadar hazırlıklı olduğudur. Peki, Avrupa'da durum nasıl? Küçük bir araştırma yaptığımda karşıma çıkan tablo, her ülkede aynı uygulamanın bulunmadığını gösteriyor. Örneğin Almanya'da siyasi parti kurmak serbesttir. Ancak parti kuruluşunda program, tüzük, demokratik iç yapılanma ve yönetim organlarının oluşturulması gibi şartlar vardır. Ayrıca bir kuruluşun gerçekten siyasi parti sayılabilmesi için amaçlarını ciddi biçimde gerçekleştirebilecek bir yapıya sahip olması beklenir. Fransa'da ise siyasi partilerin mali işleyişi, finansman kaynakları ve hesaplarının açıklanması konusunda özel düzenlemeler ve denetimler bulunmaktadır. Yani Avrupa'da da parti kurma özgürlüğü korunurken, siyasi kuruluşların sorumlulukları ve mali şeffaflığı üzerinde durulmaktadır. Türkiye'de ise 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 8'inci maddesine göre en az otuz Türk vatandaşı bir siyasi parti kurabiliyor. Kurucuların gerekli belgeleri hazırlayıp İçişleri Bakanlığına sunmasıyla parti tüzel kişilik kazanıyor. Elbette bu düzenleme hukuki bir çerçeve oluşturuyor. Ancak benim tartışmaya açmak istediğim husus, mevcut şartların siyasi parti genel başkanlığı gibi ağır bir sorumluluk için yeterli olup olmadığıdır. Şimdi bir düşünelim: Bir insanın belediye başkanı olabilmesi için seçim kazanması, milletvekili olabilmesi için halkın oyunu alması gerekiyor. Peki, siyasi parti genel başkanı olabilmek için neden daha ciddi bir siyasi ve yönetsel donanım aranmasın? Bir partinin başına geçen insan, yarın iktidara gelirse ülkenin yönetiminde söz sahibi olacaktır. Bakan belirleyecek, ekonomi politikası önerecek, dış ilişkiler konusunda görüş bildirecek. Böyle bir sorumluluk, yalnızca bir unvanla taşınabilir mi? Üstelik bazı insanların siyasi parti tabelasını bir basamak olarak gördüğü izlenimi de toplumda oluşuyor. Önce bir parti kuruyor, sonra genel başkan sıfatıyla açıklamalar yapıyor, kendisine mikrofon uzatılmasını bekliyor. Bir süre sonra siyasi kimliği üzerinden çevre edinmeye ve tanınmaya çalışıyor. Oysa siyaset, kişisel tanınma merdiveni değildir. Siyaset, millete hizmet etme iddiasıdır. Burada bir başka önemli konu daha var: Siyasi partilerin kuruluşundan sonra da faaliyetlerini gerçekten sürdürüp sürdürmediği, üyelerinin ve teşkilatlarının bulunup bulunmadığı, mali kaynaklarının nereden geldiği ve harcamalarının nasıl yapıldığı düzenli biçimde denetlenmelidir. Sadece seçim dönemlerinde ortaya çıkan, tabela ve genel başkandan ibaret kalan kuruluşlarla, ülkenin geleceği için çalışan gerçek siyasi hareketleri aynı kefeye koymamak gerekir. Elbette çözüm, siyasi parti kurma hakkını ortadan kaldırmak veya iktidarın hoşuna gitmeyen oluşumların önünü kesmek değildir. Böyle bir yaklaşım demokrasinin ruhuna aykırı olur. Tam tersine, kurallar herkes için eşit, şeffaf ve bağımsız olmalıdır. Küçük parti, büyük parti ayrımı yapılmamalıdır. İktidara yakınlık veya muhaliflik hiçbir şekilde ölçüt kabul edilmemelidir. Benim istediğim şey çok açık: Siyasetin itibarı korunmalıdır. Genel başkanlık bir kartvizit, bir hava atma aracı veya kişisel sınıf atlama merdiveni olmaktan çıkarılmalıdır. Bu ülkenin geleceğine talip olanlar önce kendilerini bu sorumluluğa hazırlamalıdır. Unutmayalım ki bir siyasi partinin tabelasını asmak kolaydır; önemli olan o tabelanın arkasını doldurabilmektir. Bir genel başkanın kürsüye çıkıp konuşması da kolaydır; önemli olan söylediği sözün arkasında bilgi, ahlak, proje ve sorumluluk taşımasıdır. Ben artık siyasette isim kalabalığından çok nitelik görmek istiyorum. Koltuk isteyen değil, yük taşımaya hazır insanlar görmek istiyorum. Çünkü Türkiye'nin daha fazla genel başkana değil, memleketin meselelerini gerçekten bilen, çözüm üretebilen ve millete hesap vermekten kaçmayan siyasetçilere ihtiyacı var. Siyaset, kendine bir makam bulma sanatı değil, millete hizmet etme sorumluluğudur. Bu sorumluluğu taşıyamayacak olanların da sırf genel başkan unvanı alabilmek için siyaset sahnesine çıkmasının kimseye faydası yoktur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23