• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
7
Yeniakit Publisher
Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

Köfteci Yusuf Kurucusu Yusuf Akkaş'ın şirket politikasına ilişkin verdiği bir röportaj sosyal medyada tekrardan gündem oldu. Akkaş, şirket olarak ana hedeflerinin düşük kar ile kaliteli ürün satmak olduğunu söyledi.

#1
Foto - Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

İşte Yusuf Akkaş'ın o sözleri: üm Türkiye genelinde şubelerimdeki kira ortalamamın ciroma oranı yüzde 1,25. Benim dışımdaki firmaların ortalaması yüzde 10 ile yüzde 15... Rakiplerde marka sahibi, franchise’ı, dükkan işletmecisi ve üretici payları derken bayinin daha işe başlamadan toplam maliyeti yüzde 53 artıyor. Bu yüzden 300 liralık ürün 460 liraya çıkıyor.

#2
Foto - Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

Bizi diğer firmalardan ayıran şey, biz aracısız çalışan bir firmayız. Dolayısıyla yüzde 6 kâr ile çalışmak bize yetiyor. Fazlası olursa fiyatları düşürüyoruz. Biz tonajlı üretim yapıyoruz. Üreticiyiz, imalatçıyız ve kendi dükkanlarımızda satıyoruz. Arada aracı kimse yok.

#3
Foto - Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

Benim birçok şubem ve birçok rakibim var. Rakiplerimden biri herhangi bir şubeme gitse, oradan bir numune alıp laboratuvara gönderse ben ertesi gün manşetlerdeyim.

#4
Foto - Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

Ve eğer soya kullanmışsam bittim demektir. Etiketin üzerinde yazan dışında hiçbir şeyi kullanamazsınız. İstedikleri her yerde, isteyen herkes analizini yaptırabilir. Babam kamyonculuk yapıyordu, köken olarak çiftçiydi. Annem ise ev hanımıydı. Bursa Turizm Otelcilik Meslek Lisesi mezunuyum.

#5
Foto - Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

Tarlada çalıştım, hayvan güttüm, kahvede garsonluk, peynircilik yaptım. Yeri geldi toprakta yattım. Biz basit ve mütevazı bir şirketiz. Atomu parçalamıyoruz. Ana mamulümüz dana eti, soğan, ekmek, tuz ve pul biberden oluşuyor. Bir gider kalemini kara çeviren bir şirketiz.

#6
Foto - Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

Tüm gider kalemlerimizi de yok etmek üzerine çalışıyoruz. Günlük 10 bin kişiyi bir AVM’ye sokabilirim. Dolayısıyla AVM’lerden gelen bu tür davetlere de hayır demedik ve demeyeceğiz. Ancak bu, bizim her davete de evet diyeceğimiz anlamına gelmemeli. Bu konuda gerekli fizibilite çalışmalarını yaparak çok seçici davranıyoruz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın Sosyal Bilimci

BİR MARKAYI MAFYAYA TESLİM ETMEYEN DEVLET, EKONOMİK GÜVENLİĞİNİ DE KORUMUŞTUR! Köfteci Yusuf olayının perde arkasında yalnızca bir işletmeye yönelik tehdit değil, Türkiye'nin yerli sermayesine, emeğine ve ticari güvenliğine uzanan karanlık bir el vardı. Bir ülkenin gücü yalnızca sahip olduğu silahlarla, ordusuyla veya ekonomik büyüklüğüyle ölçülmez. O ülkede vatandaşın canının, malının, emeğinin ve alın terinin ne kadar güvende olduğuyla da ölçülür. Çünkü yatırımcının korkuyla yaşadığı, esnafın tehditle karşı karşıya kaldığı, iş insanının kazandığı malı mülkü korumak için mafyaya boyun eğmek zorunda bırakıldığı bir ülkede ne ekonomik kalkınmadan ne de güven ortamından söz edilebilir. Köfteci Yusuf olayını bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında şubeleri bulunan, binlerce insana istihdam sağlayan yerli bir markanın geçmişte nasıl bir tehditle karşı karşıya kaldığını hatırlamakta fayda var. Çünkü bu olay, yalnızca bir restoran zincirine yönelik suç girişimi değil, aynı zamanda devletin organize suç örgütlerine karşı nasıl bir refleks göstermesi gerektiğinin de önemli bir örneğidir. Bir işletmeyi ele geçirmenin yolu tehdit ve şantaj olamaz! 2021 yılında dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun yaptığı açıklamalar, olayın vahametini kamuoyunun gündemine taşımıştı. Soylu, Bursa merkezli bir organize suç örgütünün Köfteci Yusuf'un sahibi Yusuf Akkaş'a yönelik tehdit, şantaj ve zorla mal edinme girişimlerinde bulunduğunu, bu girişimlere karşı operasyon başlatıldığını açıklamıştı. İddianameye ve o dönemde basına yansıyan bilgilere göre, örgütün amacı yalnızca işletme sahibini korkutmak değildi. Yusuf Akkaş'a Afyonkarahisar'da bulunan bir et entegre tesisini yüksek bir bedelle zorla satmaya çalıştıkları, talepleri kabul edilmediğinde ise işletmenin itibarını hedef alan yöntemlere başvurdukları ileri sürülüyordu. Restoranlarda kasıtlı olaylar çıkarılması, işletmenin huzurunun bozulması ve en dikkat çekici tehditlerden biri olarak domuz eti kullanıldığı yönünde asılsız iddiaların yayılacağı tehdidi... Düşünebiliyor musunuz? Yıllarca emek vererek bir marka oluşturmuşsunuz. Binlerce insanın ekmek kapısı olmuşsunuz. Sonra birileri çıkıp sizin alın terinizle kurduğunuz işletmeye göz dikiyor. İstediklerini kabul ettirebilmek için itibarınızı, ticaretinizi ve çalışanlarınızın geleceğini hedef alıyor. Böyle bir durumda devletin görevi seyirci kalmak değil, vatandaşının ve hukuk düzeninin yanında durmaktır. Süleyman Soylu'nun verdiği mesaj unutulmamalı Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bu olayla ilgili yaptığı açıklamalarda dikkat çeken husus, operasyonun bizzat takip edildiğini belirtmesiydi. Emniyet birimlerinin yürüttüğü çalışmalar ve adli sürecin ardından organize suç örgütü üyeleri yargı önüne çıkarıldı. Burada mesele bir siyasetçiyi övmek veya bir dönemin siyasi tartışmasını yeniden açmak değildir. Mesele, devletin gücünü hukuktan alarak vatandaşının hakkını korumasıdır. Devlet dediğimiz kurum, yalnızca vergi toplayan, ceza kesen veya vatandaşından görev bekleyen bir yapı değildir. Aynı zamanda vatandaşının canını, malını, emeğini ve hukukunu korumakla yükümlüdür. Bir iş insanı, devletin kendisini koruyacağına inanarak yatırım yapabilmelidir. Bir esnaf, sabah dükkânını açarken akşam haraç vermek zorunda kalacağı korkusunu taşımamalıdır. Bir işveren, çalışanlarının geleceğini mafyatik yapıların tehdidine göre planlamak zorunda bırakılmamalıdır. İşte devlet olmanın anlamı tam da burada ortaya çıkar. Yerli sermayeyi korumak, ülkenin geleceğini korumaktır Biz zaman zaman yerli ve millî üretimden, istihdamdan, ekonomik bağımsızlıktan söz ediyoruz. Peki, bütün bunları gerçekleştiren insanları kim koruyacak? Bir işletme kurmak kolay değildir. Sermaye biriktirmek, üretim yapmak, işçi çalıştırmak, vergi ödemek ve piyasada tutunabilmek yılların emeğini ister. Birileri bu emeğe göz diktiğinde, tehdit ve şantajla işletmelere çökmeye kalktığında buna karşı en güçlü duruşu devlet göstermelidir. Çünkü mafyanın hüküm sürdüğü yerde yatırımcı cesaretini kaybeder, esnaf huzurunu yitirir, çalışan geleceğinden endişe eder. Kaybeden yalnızca tehdit edilen işletme değil, ülkenin ekonomik güvenidir. Köfteci Yusuf olayında devletin gösterdiği müdahale bu bakımdan önemlidir. Bir işletmenin hukuk dışı yollarla ele geçirilmesinin önüne geçilmesi, aynı zamanda diğer yatırımcılara da verilen bir güvencedir. Devletin gücü, vatandaşının hakkını koruduğunda anlam kazanır Elbette devletin bu konudaki mücadelesi yalnızca bir operasyonla sınırlı kalmamalıdır. Bugün bir işletmeye, yarın başka bir esnafa, öbür gün başka bir yatırımcıya uzanabilecek bu tür girişimlerin kökü kazınmalıdır. Suç örgütleri kim olursa olsun, siyasi bağlantıları veya ekonomik güçleri ne olursa olsun hukuk karşısında hesap vermelidir. Benim üzerinde durduğum asıl mesele de budur: Devletin kapısı güçlüye başka, garibana başka açılmamalıdır. Hukuk herkese eşit uygulanmalı, hiç kimse sahip olduğu makam, servet veya nüfuz sayesinde kendisini hukukun üzerinde görmemelidir. Çünkü devletin itibarı, güçlülerin karşısında eğilmemesiyle; vatandaşının hakkını korumasıyla yükselir. Köfteci Yusuf olayından çıkarılacak ders açıktır: Bir ülkenin sermayesine, üretimine ve emeğine sahip çıkmak istiyorsak önce bu değerleri tehdit eden karanlık yapılara karşı tavizsiz bir hukuk mücadelesi yürütmeliyiz. Unutmayalım; bir markayı mafyaya teslim etmemek yalnızca bir işletmeyi kurtarmak değildir. Binlerce insanın ekmeğini, yatırımcının cesaretini ve ülkenin ekonomik güvenini korumaktır. Devletin gücü, vatandaşının karşısında değil; vatandaşının hakkına göz dikenlerin karşısında hissedilmelidir.

Güngör

Devlet dediğin vatandaşını korumak terörün kafasını ezmek mafyanın kafasını koparmak biz öyle devlet devlet istiyoruz vatandaşta Devleti koruyacak canım kurban olsun bu devlete insanlık öyle oldu ki para kazanmak için her türlü hile file yapıyor Bu şirketler bile Türkiye'de artması lazım dürüst ve namuslu çalışıyorsan Allah yolunu açar dürüst Çalışmıyorsan 3-4 ayda kapatırsın kafadan nasıl çalışıyorsan sonuna kadar öyle devam edeceksin uç Kağıtçılık yaparsan Allah belanı verir
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23